Geçtiğimiz sezon Galatasaray Erkek Basketbol Takımı, uzun yıllar sonra Avrupa sahnesinde yeniden güçlü bir iz bıraktı. Basketbol Şampiyonlar Ligi Finali oynayarak, yalnızca kulübün değil Türk basketbolunun da gururu oldu. O başarının ardında, sahaya enerji, akıl ve sistem getiren Yakup Sekizkök’ün liderliği vardı.
Geç Başlayan Hazırlık, Büyük Sorumluluk
Bu sezonun başlangıcı, Yakup Sekizkök için zorlu bir denklemle geldi. A Milli Takım’ın birinci yardımcı antrenörü olarak görev aldığı için, Galatasaray’daki hazırlık dönemine ancak 16 Eylül’den sonra katılabildi. Yani, ilk resmi maçtan sadece 10 gün önce takımıyla bir araya gelebildi.
Bu durum, sezona sistemini oturtmak açısından büyük dezavantaj anlamına gelse de, Yakup Sekizkök’ün karakteri, çalışkanlığı ve saha içi vizyonu düşünüldüğünde bu farkın kapanması uzun sürmeyecektir.
Yeni Nesil Türk Koçlar Arasında Parlayan Bir İsim
Son yıllarda Türk basketbolunda 50 yaşın altındaki birçok antrenör Süper Lig sahnesinde yer aldı. Bu sezon süper ligde aktif olanlara baktığımızda:
Özhan Çıvgın (46), Erdem Can (44), Can Sevim (43), Zafer Aktaş (48)…
Ve tabii ki Yakup Sekizkök (45).
Bu jenerasyon, Türk basketbolunun yeni teknik aklını temsil ediyor. Sekizkök de bu grubun en donanımlı, en planlı ve en sabırlı isimlerinden biri.
Asistan antrenör olarak kazandığı başarı listesi bile başlı başına bir kariyer manifestosu:
🏆 2× EuroLeague Şampiyonluğu (2021, 2022)
🏆 EuroCup Şampiyonluğu (2016)
🏆 FIBA EuroChallenge Şampiyonluğu (2012)
🏆 5× Türkiye Ligi Şampiyonluğu (2012, 2013, 2019, 2021, 2023)
🏆 3× Türkiye Kupası ve 3× Süper Kupa Galibiyeti
Bu tecrübeyle Şampiyonlar Ligi Finali’ne takımını taşıyan bir antrenörün, bu sezon için de yüksek bir krediye sahip olması gerektiği çok açık.
Yeni Nesil Koç Profili: Sükûnetin Gücü
Türk sporunda işler kötü gittiğinde, herkesin önünde yumruğunu masaya vuran, atar yapan, sisteme meydan okuyan figürler hep ilgi çekmiştir.
Özellikle “üç büyükler” söz konusu olduğunda, başkanlardan teknik direktörlere, hatta oyunculara kadar bu tip karakterlerin öne çıktığını çok gördük.
Oysa sporun geleceği, kavgayı herkesin önünde değil, gerektiği yerde ve gerektiği kişiyle yapan figürlere de ihtiyaç duyuyor.
Sakin olmak; çekingen, bilgisiz ya da otoritesiz olmak değildir.
Aksine, doğru iletişim kanallarını kullanan, duygularını kontrol edebilen ve kriz anlarında soğukkanlı kalabilen liderlerin dönemi artık.
“Old school” kuşaktan gelen 50 yaş üstü birçok koç hâlâ “askeri otorite” tavrıyla oyuncusuna yaklaşır; bu tavrın bir değeri ve disiplini vardır elbette. Ve kariyerlerinin piştiği dönemde gerekli olan davranış kodu da buydu belki.
Ama bugünün oyuncu dünyasında denge değişti.
Artık oyuncu menajerlerin, sosyal medyanın ve kamu algısının oyunun parçası olduğu bir dönemdeyiz.
Bu yeni dönemde kazananlar, bu gerçeği reddetmeyip onu doğru yönetenler olacak.
Yakup Sekizkök’ün farkı da burada:
Sükûnetinin arkasında “adil” bir otorite, planlı bir zeka ve basketbolun değişen dinamiklerini anlayan bir akıl var.
O, sesi değil etkisiyle liderlik eden bir koç profili çiziyor.
Peki Galatasaray’da Ne Olmalı?
1. Yönetim ve Takım Aynı Yumruğu Göstermeli
Bu sezon sponsorunu bulmak önemli bir yarayı kapattı. Ancak asıl güç, birlik mesajında gizli. Futbol iyi giderken basketbola da aynı değerin verilmesi, camiaya moral ve heyecan kazandırır.
2. Göksenin’e Veda, Sembolik Bir Dönüm Noktasıydı
Altyapıdan yetişen ve takım kaptanı olarak uzun yıllar ter döken Göksenin Köksal’ın ayrılığı, yalnızca bir transfer değil bir dönemin kapanışıydı. Taraftarın gönlünde yer etmiş bir isme daha anlamlı, daha duygusal bir veda yapılmalıydı. Bu tür geçişleri doğru yönetmek, bir kulübün kültür hafızası için çok değerlidir.
3. Yakup Sekizkök Yalnız Kalmamalı
Şube yöneticileri ve idareciler, sorumluluğu paylaşarak Yakup Sekizkök’ün yanında olduklarını hissettirmeli. Başarı, teknik ekibin olduğu kadar organizasyonun da ürünüdür.
4. Kısa Vadede Zorluklar Kaçınılmaz
Takımın şu an en büyük problemi, karar verici eksikliği.
Can Korkmaz yokken, McCollum (36) henüz ritmini bulamamışken, Galatasaray’ın özellikle kritik dakikalarda doğru kararı üretmekte zorlanması doğal. Bu durum muhtemelen Aralık ayı başına kadar sürecek. O yüzden bu dönemde alınacak her galibiyet altın değerinde.
5. Seyirci Etkisi ve İç Saha Atmosferi
Taraftar faktörü, bu geçiş döneminin en önemli destek unsuru. Takımın erken uyum sağlaması, özgüvenini bulması için iç saha atmosferi kritik. Bu enerjiyi oluşturmak da, şube yöneticilerinin vizyonuyla mümkün.
6. Sürekli Değişim Kültürü Bitmeli
2017–2023 arasında Galatasaray basketbolu, 6 sezonda 7 antrenör, 47 yabancı, 18 yerli oyuncu transferi yaptı. Bu dönemde altyapıdan A Takım’da süre alan sadece iki oyuncu vardı:
Göksenin Köksal (34) ve Ege Arar (29).
Üstelik bu süreçte 3 başkan, 8 basketbol yöneticisi değişti.
Bu kadar sık değişen bir yapının sürdürülebilir başarı üretmesi mümkün değil. Artık istikrar zamanı.
7. Tibet Görener Hamlesi: Akıllı Bir Yatırım
23 yaşındaki Tibet Görener, uzun süredir altyapıdan oyuncu çıkaramayan Galatasaray için doğru bir hamle.
NCAA geçmişi, çalışma disiplini ve atletizmiyle BSL’ye uyum süreci kısa sürecektir.
Bu tür adımlar, yeniden yapılanma döneminin en önemli göstergeleri.
Sonuç: Sabır, Güven ve Yanında Durmak
Yakup Sekizkök, Türk basketbolunun geleceğinde adını çok daha güçlü duyacağımız koçlardan biri.
Geçen sezon Şampiyonlar Ligi Finali ile bu güveni fazlasıyla hak etti.
Fenerbahçe’nin başında Jasikevicius’un geçen yıl “4 kupalı takımımın ritmi ancak ocak ayında oturmuştu, bu sezon da en az o kadar zaman ihtiyacımız var” dediği bir örneği hatırlarsak, sabır kelimesinin değerini daha iyi anlarız.
Galatasaray’da başarı, Yakup’un arkasında değil yanında duran bir yönetim anlayışıyla,
taraftarın inancını diri tutan bir iletişim diliyle,
ve en önemlisi istikrara verilen bir şansla mümkün olacaktır.
Çünkü bu kulüp, doğru ellere teslim edildiğinde her zaman yeniden ayağa kalkmayı bilmiştir.
BENCE TABİİ…
Bu yazı Yakup Sekizkök özelinde kaleme almış olsam da, aslında Türk sporunda değişmesi gereken bir anlayışın altını çizmek istedim.
Yakup’un yerine başka bir Türk antrenörün adını da koyabilirsiniz; mesele isim değil, değer veren, sabreden ve aklı önceleyen bir spor kültürünün yeniden inşasıdır.
Basketbol İnsanı
Murat Özyer




Yakup Sekizkok, degerli bir antrenor.Fakat bence iyi bir bas asistan coacha ihtiyaci var! Bu ornekler bir cok kulup de var en onemli ornegi Fenerbahce 1. ve 2. asistan coachlari. Onceki yillar bir cok iyi kulup calistirmis deneyimli head coachlar ; Ertugrul Erdogan ve Kazys Maksvytis. ABD’de cokca var bu ornekden! Nedenine gelirsek bilhassa kriz anlarinda head coach sahada olan tum duruma hakim olamayabilir! Stresin ve baskinin oldugu anlarda ona arkadan destek olabilecek en az onun kadar deneyimli baska bir goz, ona farkli bir bakis acisi sunabilir. Obradovic’in ekibinde de bilhassa Fenerbahce ve Parizan donemlerindeki Ispanyol coach Jose Maria Izquierdo Ibanez de ,buna ornektir!
Basketbolu ülkemize getiren kulubün en son şampiyon olduktan sonra uzun yıllar boyunca fiba’da en çok dosyası olan iki kulüpten biri olması ki diğeri de Beşiktaş idi, sebebi de aynı koçun iki kulübü de şampiyon yapacağım diye aşırı borç altına sokmasıydı,dediğini yaptı mı, evet ama sonrasını gördük, üzücüydü. Daha sonra Türkçeyi şiveyle konuşan yöneticinin olduğu dönemde amatör branşlar yük görülüp küçülmek hatta kapatılmak istendi, ligde son maçın nasıl kazanılıp ligde kalındığı, aynı yõneticinin rakip koça nasıl saldırdığı hala akıllarda. Ama geçen sene oynanan final sonrası oluşan hava bu sene meyvesini verir mi, öyle umuyoruz ancak ülke ekonomisinin ve siyasetin durumu içler acısı olduğundan hiç bir şeye de güvenilemiyor, Gs bu sezon beklenen olmazsa eskiye dönüp düşük bütçelerle oynamaya devam eder diye korkuluyor ki haklılar. Futbol takımı bile başarıya rağmen ciddi ağır borç altında. Eski kaptan haddinden fazla kulüpte görev aldı daha önceden yollar ayrılmalıydı tabii törenle,plaketle ama olmadı. Mccollum da 37 yaşında, Ocak’ta 38 olacak o yaşta her maç aynı istikrarla oynayabilir mi, zor. Tüm kulüpler olarak Tibet ve benzer potansiyeli olan gençlere yatırım yapılmaz, yabancılara verilen kredileri onlara vermezsek,çifte standart uygulayıp haksız rekabet ortamı yaratıp onları elimizden kaçırır, şevklerini kırarsak 7 ve daha çok yabancıyla elde edilen sahte başarılarla kendi kendimizi aldatır dururuz. Aynı şey yazıda isimleri geçen koçlarımız ve diğer genç koçlar için de geçerli, illa yabancı olsun kafasıyla bu gidişle ligde Türk koç da kalmayacak maalesef…
çok değerli bir yazı kaleminize sağlık Murat abi
Bizde bir ve ikinci adamlar arasında spor veya spor dışı hep efsanelerle iş döner. Birinci adam herşey bende diye düşünür, diğerlerini işime yaradığı kadar kullanıyorum der. İkinci adamlarda hep şu olur: asıl işi yapan benim, ben olmasam olmazdı der ama bir türlü cesaret edip tek başına yola çıkamaz. Doğru olan, bu bir ekip işidir. Herkesi kendine düşeni yapar ve uyumlu olursa başarı gelir. Yakup Sekizkök özelinde ben de ondan çok umutluydum. Ama dacka sonrası ilk sezon yarım sezon, sonra tam sezon ve bu ikinci tam sezonu Galatasaray’da. Maalesef başarılı değil. Yabancı seçimleri, oynatılan basketbol, yaşanılan uyumsuzluklar, kağıt üzerinde olduğu gibi olmuyor gerçek hayat. Ve birinci adamlik öyle kolay bir iş değilmiş. Onu net anlamıştır Yakup Hoca. Öyle “sükûnet” vs. ile götürülecek bir şey değil. Galatasaray başarı bekliyor, iyi de para harcanıyor ama başarı yok. Yakup Hoca için bana göre son şanslar… sonra da niye yabancı diye soruyorlar. Bakın Tofaş’a takımı geç oluşturdu. Ama koç başarılı bir takım oluşturmuş. Genç kuşak içinde ben Özhan Civgjn i başarılı buluyorum. Petkim ile de başarılı olursa milli takım ve üst seviye takımlar için aday olur. Erdem ve Yakup Hoca ise teori ile herşeyin olmayacağının kanıtları benim için. Bu bir yetenek işi. Bu işin piri Aydan Siyavus’tur. Sonra Halil Üner ve Aydın Örs gelir. Günümüzde elbette Ergin Ataman. Oktay mahmudi de iyi koçtur.
Tofaş’da yıllardır oturmuş bir sistem var,koç geç gelse,transferler sonra da yapılsa çok şey değişmiyor ama Gs öyle değil. Artan ekonomik ciddi sorunlar basketbol ve amatör branşları çok etkiliyor,devletin sübvanse ettiği ki etmemesi gerek,vatandaşın vergileriyle fonlanan Telekom, Halkbank,Vakıfbank vs sadece genç oyuncu yetiştirme amacıyla liglerde mücadele etmeli, bunlarla rekabet mümkün değil. Efes, tek branşta mücadele ediyor ve bir çok giderini vergiden düşüyor, bu haksızlık değilse nedir? Yakup, head koçluk için geç kaldı, çok daha önce olmalıydı biraz daha yardımcı kalayım maddi olarak rahatlayayım diye düşündü belki de. Erdem ve Yakup, iyi kulüplerde yetiştiler ama gerisi pek gelemedi, 2-3 yıl daha başarısız olurlarsa ki başarıdan kıstas da illa kupa olmamalı,o da yanlış, her şeyi kupayla ölçmek büyük hata, sıradan koç olur giderler. Oktay bir anda ortadan niye çekildi,kimse anlamadı,artık bıktı mı,doydu mu,başka bir şey mi oldu bilinmez. Özhan’a iddialı takımlar şans vermeli artık bunu kesinlikle hak ediyor.
Evet dediğinin etkisi var. Tofaş’ta çalışmak ile Galatasaray’da çalışmak aynı değil. Galatasaray’da çalışmak çok daha zor. Ama Yakup Hoca çok büyük maçlar, stresler ve zorluklar gördü. Ben onun donanımında birinden daha çok şey bekliyorum. Paniklemeden daha mantıklı kararlar verebilir. Yinede ben umutluyum bu sezondan. İnşallah başarılı olur. Teşekkürler yorum ve katkı için.