Bir çağ kapanırken
kapılar ses çıkarmaz bazen.
Sadece bir çocuk
ekrana bakar,
bir soru sorar,
ve dünya
eski cevabından utanır.
Gençlik budur işte:
Daha kimse fark etmeden
yarının ayak sesini duymak.
Bir taşın içinde heykeli,
bir karanlığın içinde sabahı,
bir sorunun içinde
yeni bir insanı görmek.
Zeka çağı başladı.
Ama zeka,
yalnız hızlı düşünenlerin değil;
derin susabilenlerin de çağıdır.
Çünkü her bilgi ışık değildir.
Her cevap hakikat değildir.
Her parlak ekran
insanın içini aydınlatmaz.
Genç olan,
önüne konanı ezberleyen değil;
önüne konanın
neden orada durduğunu sorandır.
Bir düğmeye basmadan önce
bir kalbe dokunmayı bilendir.
Bir makineye akıl verirken
kendi vicdanını
geride bırakmayandır.
Zeka çağı başladı.
Artık güç,
en çok bilenin elinde değil yalnız;
bildiğini iyiye çevirebilenin elinde.
Bir fikri büyütmek,
bir ağacı büyütmek gibidir.
Kök ister.
Sabır ister.
Gölgesine başkalarını da çağıran
geniş bir gönül ister.
Koş gençlik,
ama kendinden kaçmadan koş.
Yüksel,
ama kimseyi küçültmeden yüksel.
Öğren,
ama öğrendikçe sertleşme;
bilgi, insana ağırlık değil,
incelik versin.
Bak,
dünya artık yalnız yollardan oluşmuyor.
Ağlardan, izlerden, seslerden,
görünmeyen bağlardan oluşuyor.
Bir söz,
bir kıtadan ötekine
bir nefes kadar yakın.
Bir fikir,
bir odadan çıkıp
binlerce zihinde
aynı anda çiçek açabiliyor.
O halde dikkat et gençlik:
Zihnin hızlansın,
ama kalbin geride kalmasın.
Elin teknolojiye uzansın,
ama gözün insandan ayrılmasın.
Aklın gökyüzüne çıksın,
ama ayağın toprağı unutmasın.
Çünkü insan,
yalnız icat ettiği şeylerle büyümez.
Onları ne için kullandığıyla büyür.
Bir gün
robotlar daha hızlı yazabilir,
makineler daha hızlı hesaplayabilir,
sistemler daha hızlı karar verebilir.
Ama bir çocuğun korkusunu anlamak,
bir yaşlının sessizliğini duymak,
bir dostun yüzündeki gölgeyi sezmek,
bir yanlışın karşısında
zarifçe doğru kalabilmek…
İşte orada
insan başlar.
Zeka çağı,
soğuk bir çağ olmasın.
İçinde merhamet olsun.
İçinde nezaket.
İçinde emek.
İçinde sabah erken kalkanların
temiz alın teri.
İçinde hata yapmaktan korkmayan,
ama hatasından öğrenmeyi bilen
cesur insanlar olsun.
Gençlik,
sen yalnız bugünün sahibi değilsin.
Henüz kurulmamış köprülerin,
henüz yazılmamış kitapların,
henüz bulunmamış ilaçların,
henüz söylenmemiş güzel sözlerin de sahibisin.
Bir gün
adını kimse bilmeden
bir iyilik yapacaksın.
Bir gün
senin düşündüğün bir fikir,
senden çok uzak bir hayatı
biraz daha kolaylaştıracak.
Bir gün
küçük sandığın emeğin,
büyük bir karanlıkta
birine yol olacak.
O yüzden
kendini küçük görme.
Bir insan,
içindeki ışığı ciddiye aldığı gün
büyümeye başlar.
Zeka çağı başladı.
Ama bu çağın en büyük buluşu
ne makineler olacak,
ne hız,
ne de sonsuz bilgi.
Bu çağın en büyük buluşu,
aklıyla kalbini
aynı yolda yürütebilen insan olacak.
Ve gençlik,
o insanı
önce kendi içinde bulacak.
Sonra dünya değişecek.
Sessizce belki.
Bir sabah gibi.
Ama değişecek.
YGE
19 Mayıs 2026
19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramınız kutlu olsun.
Selam ve sevgilerimle




“Bu çağın en büyük buluşu,
aklıyla kalbini
aynı yolda yürütebilen insan olacak”
Sevgili Yalçın merhaba.
Günümüzün belkide en önemli eksiğine değinmişsin. ‘AKIL ile KALBİN’ buluşabilmesi, ortak hareket edebilecek olması…
Sevgilerimle.