Geometri Ve Jasikevicius’un Son Hamlesi (Murat Özyer)

- Reklam-

Basketbol Süper Ligi final serisinin dördüncü maçının ardından yayıncı kuruluşa verdiği röportajda Sarunas Jasikevicius, esprili bir dille matematiğinin kötü olduğunu söylese de maçtaki yerleşim ve alansal uygulamalara bakınca; özellikle çizdiği üçgen ve dörtgenlerle maça damgasını vurarak geometriden geçer not aldığını rahatlıkla söylemeliyiz. Dört işlem konusundaki bilgisine bu seride pek ihtiyacı olmadı desek yeridir. 🙂
Geçen maçlarda Pablo Laso’nun şapkasından tavşan çıkardığını söyleyerek onun stratejik hamlelerinin başarısını vurgulamıştım. Ancak bu kez BGM’deki mücadele; taktiksel esnekliğin, saha içi geometrisinin ve oyun aklının zirve yaptığı bir başyapıta dönüşürken, Sarunas Jasikevicius’un hamleleri ön plana çıktı. Serinin üçüncü maçında Anadolu Efes’in, özellikle Shane Larkin’in liderliğinde skor üreterek, topu iyi paylaşarak, yay gerisinden ve pota altından bulduğu dengeyle kazandığı müsabakanın ardından; bu kez aynı salonda Jasikevicius’un stratejik planının ve Fenerbahçe Beko’nun oyun bilgisinin galip geldiği bir Hitchcock gerilim filminin final bölümünü izledik. Üstelik normal sürenin bitimine 4.7 saniye kala, o ana kadar serbest atışları 12/12 ile kullanan Larkin’in son serbest atışı kaçırmasıyla skor 87-87’de kaldı ve mücadele uzatmaya gitti. Normal süresi 87-87 biten mücadelede sarı-lacivertliler, uzatma periyodundaki kusursuz planı sayesinde sahadan 93-102 galip ayrılmayı başardı.
Bu önemli galibiyetin şifrelerini, istatistiklerin ötesindeki koç hamleleriyle okumak gerekiyor.
1. Ercan Osmani’li “5 Kısalı” Efes ve Fenerbahçe’nin Cezası
Maçın kırılma anı ve taktiksel düğümü; özellikle son çeyrek ve uzatma bölümünde Anadolu Efes’in sahada tek gerçek uzun olarak Ercan Osmani’yi 5 numaraya çekip, tamamen “4 kısalı” bir düzene dönmesiyle atıldı. Koç Pablo Laso’nun bu hamlesi sahayı genişletmeyi (spacing) amaçlasa da Fenerbahçe Beko bu durumu çok yüksek bir basketbol aklı ve doğru bir stratejiyle cezalandırdı:
• Ters Eşleşme ve Boyalı Alan Dominasyonu: Anadolu Efes adam değişme (switch) savunması yaptıkça, Fenerbahçe Beko reaksiyon göstermekte gecikmedi. Sarı-lacivertliler, kısalara karşı ters eşleşmede (mismatch) kalan uzunlarına, daha çok da Nicolo Melli’ye topu sabırla ve doğru açıyla boyalı alana indirerek sonuca gitmeyi bildi.
• Fiziksel Üstünlüğün İstatistiğe Yansıması: Efes’in çember koruyucu zaafını harika işleyen Fenerbahçe, maçı toplamda 47 ribaunt ile bitirirken tam 17 hücum ribaundu topladı. İkinci şans sayılarında kurulan 15-4’lük ezici üstünlük, Fenerbahçe’ye yıpratıcı hücum serileri verdi. Özellikle dördüncü çeyreğin bitimine yaklaşık 1.30 kala alınan hücum ribaundu sonrası Onuralp Bitim’in bulduğu üçlük, bu anlamda momentumu değiştiren en kritik anlardan biriydi.
• Şut Seçimi Farkı: İç-dış tehdidini mükemmel dengeleyen Fenerbahçe, yay gerisinden 11/30 (%36.67) ile cezayı keserken; maçın karar anlarında Anadolu Efes, acele ve zorlama atışların kurbanı olarak üçlük çizgisinin gerisinde 6/25 (%24) gibi oldukça düşük bir yüzdeyle kaldı. Bu noktada oyun bilgisi ve zor maçları oynama tecrübesi, sarı-lacivertlilerin en büyük artısı olarak öne çıktı.
2. Larkin’i Kilitleyen “Özel” Savunma Planı
Anadolu Efes’in fark yaratan gücü; bir önceki maçta tam 31 sayı üreterek takımını sırtlayan ve kadronun tek gerçek oyun kurucusu konumundaki Shane Larkin’di. Koç Jasikevicius, Larkin’in devreye girerek takımını sürüklemesini engellemeyi maç planının merkezine koydu.
Fenerbahçe savunması, Larkin’e top aldırmama stratejisini sahaya çok iyi yansıttı. Devon Hall ve Talen Horton-Tucker’ın yaptığı baskılı savunmalara, switch (adam değişme) sonrası Nicolo Melli’nin dirençli bire bir savunması da eklenince Larkin bir türlü oyuna ısınamadı. Bu yıpratıcı stratejik savunma meyvesini verdi: Larkin maç boyunca saha içinden tek bir isabet bile bulamadı (0/7 saha içi, 0/5 üçlük). Her ne kadar faul çizgisine sıklıkla giderek maçı 12 sayıyla tamamlasa da, akan oyunda hem organizatör hem de skorer kimliğinin tamamen kilitlenmesi Anadolu Efes hücumunun genetiğini bozdu. Fakat tüm bu yıpratıcı savunmaya ve sıfır çekilen saha içi isabetine rağmen; normal sürenin bitimine 4.7 saniye kala o kaçan son serbest atış çemberden geçse, Larkin maçın kahramanı olacaktı.
3. Uzatma Periyodunun Anatomisi: Baldwin’in Soğukkanlılığı
Normal sürenin son dakikasındaki taktik savaşından sonra uzatmaya psikolojik üstünlükle giren taraf Fenerbahçe Beko oldu. 5 dakikalık uzatma bölümünün kronolojik akışı, sarı-lacivertlilerin kırılma anlarındaki reaksiyon gücünü net bir şekilde özetliyor:
• 02:25 | Nefes kesen karşılıklı hamlelerin ardından Brice Dessert serbest atış çizgisinden 1/2 atarak skoru 93-93’e getirdi.
• 02:02 | Nicolo Melli’nin harika asistiyle sahneye gecenin kahramanı Wade Baldwin çıktı. Yay gerisinden gönderdiği kritik üçlükle skoru 93-96’ya getirerek Efes’in direncini kırdı. Bu üçlüğün mimarı, oyun zekası ve saha görüşü adeta bir oyun kurucu (playmaker) seviyesinde olan Melli’ydi. Maçın en önemli oyunuydu diyebiliriz.
• 01:27 | Baldwin taktik fauller sonrası çizgiye gelerek (1/2) isabetle farkı 4 sayıya çıkardı (93-97).
• 00:50 | Efes’in boş döndüğü hücumların ardından faul çizgisine tekrar giden Baldwin, 3 serbest atışta da tam isabet bularak skoru 93-100 yaptı ve maça noktayı koydu.
Maçın Kahramanları
• Wade Baldwin (32 Sayı, 5 Ribaunt, 32 VP): Tarık Biberovic’ten serinin diğer maçlarındaki yüksek şut ve skor veriminin alınamadığı, hücum ritminin tıkandığı bir maçta 34 dakikada ürettiği 32 sayıyla sadece maçın en skorer ismi olmakla kalmadı; uzatmadaki tüm kritik sayılara imza atarak adeta bir liderlik dersi verdi.
• Nicolo Melli (16 Sayı, 7 Ribaunt, 22 VP): Boyalı alandaki ters eşleşmeleri kusursuz bitiren, savunmada rakip kısaları bire birde durduran, ribauntları toplayan ve uzatmadaki Baldwin üçlüğünün asistini yapan tecrübeli uzun; yüksek oyun bilgisiyle takımın “gizli oyun kurucusu” rolünü yine üstlendi.

Satrançta Son Hamle Jasikevicius’un: Şah ve Mat
Play-Off serilerinde her maçın hikayesi koçların hamleleriyle yeniden yazılır; serinin kaderi ise stratejik dokunuşlara oyuncuların günlük performansları da eklenince tamamen değişir. Sadece 7 gün içinde 4. kez birbirlerine rakip olan bu iki devin mücadelesinde, bir önceki yenilgiden en doğru dersleri çıkaran ve elindeki kadronun avantajını sahaya en iyi yansıtan isim Sarunas Jasikevicius oldu. Sakatlıklarla boğuşan ve dezavantajlı kurulmuş kadrosunu verimli kullanmaya çalışan Koç Laso’nun “5 kısalı” hamlesine teslim olmayıp onu kendi silahıyla vuran, pas kanallarını kapatıp rakibin tek karar vericisi Larkin’i sahadan silen stratejisiyle Litvanyalı teknik adam, bu seriye son ve en güçlü imzayı atan koçu olmayı başardı.
Hitchcock’un gerilim dizisi tadındaki bu finali izlerken heyecandan iki paket çekirdeği fark etmeden bitirmişim! En az bu seri kadar heyecanlı ve ters köşelerle dolu bir dizi önerisi olanları yorumlara bekliyorum; zira dolapta hâlen çekirdeğim var, boşa gitmesin!

Murat Özyer
Basketbol İnsanı

- Reklam-

24 YORUMLAR

  1. Saras tüm sezonun aksine Efes serisinde acınası seviyede başarısız oldu. Takımın 7. yabancısı olarak tüm sezon şans vermediği Zagars’da ısrar etmesi tek kelime ile fiyaskodur. Nedenini bilemediğimiz bu inat, onun koç olarak hala istenen mental olgunluk seviyesine ulaşamadığına işaret ediyor.

    • Yorumunuz ve katkınız için teşekkürler. Uzun bir maratonda koçların bazı oyunculardaki ısrarları dışarıdan “inat” gibi görünse de, özellikle play-off ve final serilerindeki kısa rotasyonu sakatlıkları veya eşleşme (match-up) mecburiyetleri koçları bu tarz ezber bozan hamlelere itebiliyor. Saras gibi en üst seviye taktiksel elitlerin hamlelerini sadece bir oyuncu üzerinden “fiyasko” olarak tanımlamak yerine, o oyuncunun sahada kapladığı geometrik alanı ve savunmada getirdiği dinamizmi de okumak gerekebilir. Sevgiler.

  2. 1.Kıstasınız bence maçın kilidiydi!!! Bende maç sonu yorumunda yazdım amma velakin bu sekans ilk yarının son 3 dakikasında aynen oynandı ve FB çok rahat sayı buldu bu sistemde!!! Yani Laso veya “kenar yönetim” bu 5 kısayı orda tecrübe etti!!! Amma velakin serinin başından beri yazdığım gibi bu konsantrasyon problemleri ile bence bu sekansı hiç farketmediler!!! Bu dört kısa Efes’in pota altı savunmasını ne yazık ki mahvetti; bknz Fb’nin ilk yarı iki sayılık yüzdesi ile maç sonu iki sayılık yüzdesi!!!

    • Keskin bir saha içi gözlemi, paylaşımınız için teşekkürler. Belirttiğiniz gibi o sekans; maçın genelindeki taktiksel esnekliğin ve iki koçun birbirine hamle arayışının en net laboratuvarıydı. Konsantrasyon kırılmaları bazen olur. Bir de koçların inançları ve inatları, bazı kararların kendilerini istedikleri sonuca ulaştıracağını düşündürür. Saha içi geometrisini okuyan gözler için maçın gerçek kırılma noktaları işte buralarda gizli. Analize katkınız için teşekkürler.

  3. tamamen yanlış yorumlar. efesin ilk iki maçı nasıl kaybettiği ortada seri üç sıfır biterdi ve şimdi hiç kimse fenerbahçe antrenöründen bahsetmezdi. son maçta larkin in saha içi yedide sıfır atması imkansız bunun arkasında da bir şeyler vardır. o yüzden tesadüf tur atlayan fenerbahçeyi yere göğe koymaya gerek yok.

    • Hakancım bir futbol taraftarı olduğun için kısıtlı basketbol bilgini mazur görerek sana olabildiğince kibar davranacağım. Larkin’in saha içi sıfır isabet bulmasının nedeni Fenerbahçe’nin kısa savunmasındaki başarısıdır. Anlayacağın dilden anlatayım. Siz futbol taraftarlarının “Şampiyonlar Ligi” dediği ligin basketbol karşılığında Fenerbahçe geçen sezonun şampiyonu, bu sezonun da yarı finalistidir. Efes son 2 sezonda o ligde ilk 8’e bile kalamamıştır…

    • Hakan Bey selamlar. Basketbolda 40 dakikalık (bazen uzatmalarla daha uzun sürelik) bir taktik savaşını sadece “tesadüf” veya son topun şansıyla açıklamak, sahada verilen muazzam emeğe ve akıl oyunlarına haksızlık olur diye düşünüyorum. Larkin gibi bir dünya yıldızının 0/7 atması bir şanssızlık değil; onun konfor alanını bozan, top almasını engelleyen ve onu yıpratan o planlı Fenerbahçe savunmasının bir başarısıdır. Zaten basketbolu güzel kılan da bu istatistiklerin arkasındaki stratejidir. En azından ben böyle düşünüyorum.

  4. Bak sayin Murat Ozyer, cehenneme hosgeldin. Sen ne hakla Fenerbahce ya da kocunu oversin? Basketbola verdigin 35-40 senelik emegin bir degeri mi var sanirsin. Burasi uc bes mac seyredip Obra’yi boklayan uzmanlarla dolu, bilmez misin? Onlar her seyi daha iyi bilir ama “hic bir sey yapmazlar” Sen bu konulari dunyanin ilk yapmayan, herhangi bir sey yapmaya cesaret bile edemeyen uzmanlardan daha mi iyi bilirsin? Yerinde olsam yazima baslamadan soyle bir not yazarim: Lutfen yazimi IQ’su cift hane olanlar okuyup yorumlasin! Zira bunlarin yuzde doksani tek haneli zeka sahibi, terbiyesiz, utanmaz, klavyelerin ardinda kaplan, karsina ciksa sumuklubocek olanlar. Bunlarin futbol fanatikliginin, cehaletinin, aymazliginin yok hukmunde temsilcileri, bir kibrit cakamayacak beceriksizler basketbolu da her halti da herkesten, senden de iyi bilirler. Ama bunlarin egemen oldugu ulkenin basi dertten kurtulmaz, kicina saplanmis kazik hep orada durur, her yerinden bereket fiskiran bu ulkede 30.000.000 ac insan yasar. Cahilizm hic bu kadar elustunde olmamisti. Klasik mesajimla bitireyim; IT URUR GERCEKLER KERVANI HEP YURUR…

    • Sayın editör, bu trolün yorumlarını hadi başka haberlerde yayınlayın . bu aşağılık psikolojisi sahibi ile orda dalgamızı geçiyoruz amma velakin Sayın Özyer gibi değerli abilerimizin sayfalarını böyle saçmalıklar(bu bile fazla)ile kirletmeyelim lütfen…Saygılarımla…

      • Yalakalık, yağcılığın kar etmemiş yorum yayınlanmış naber? Asıl sen sayfayı hatta siteyi kirletme.Psikoloji diyorsun da birine dur,durak bilmeden vıcık vıcık yalakalık yapmak, övmek ciddi kişilik ve karakter sorunudur acilen doktora gidilmesi gereklidir.

        • Kardesim, mudahelene tesekkur ederim. Bence bunun artik ne doktorluk ne de psikolojik yardim alacak hali falan coktaaaaan kalmamis. Bilirsin, SIZOFRENI tedavisi olmayan bir hastalik. KARAKTER meselesine gelirsek; OLMAYAN BIR SEYE VARMIS GIBI DAVRANMAK BUNA ILTIFAT OLUR. ZATEN BU BIR TARAFTAR BILE DEGIL, O SADECE “KINDAR NEFRET NESLININ YAPMAYAN, YAPAMAYAN, YAPANLARI DA ISTEMEYEN” BIR KURBANI O KADAR.

    • Değerli yorumunuz, basketbol geçmişime gösterdiğiniz saygı ve desteğiniz için çok teşekkür ederim. Haklısınız, dijital dünya bazen çok acımasız ve sabırsız olabiliyor. Bu cevabı yazarken dönüp baktım da antrenörlüğe başladıktan bu yana tam 43 yılı devirmişim. Çok şey öğrendim, hâlâ da öğrenmeye devam ediyorum. Sahada da kenarda da klavye başında da bu oyunun her rengini gördüm. Maç sonu analizi yazılarımda, mümkün olduğunca taraftarlık duygularından arınarak, oyunu teknik ve taktik gözlüklerle okuyup ilgilenen okurlarla paylaşmayı seviyorum. Eleştiri de övgü de bu işin doğasında var. Kervan her zaman doğru bildiği yolda yürümeye devam eder. Selamlar.

      • Sn. Ozyer,
        Nazik cevabiniza tesekkur ederim. Burada bile herkese esit davranarak aslinda bilincalti bir spor adamligi dersi verdiginize inaniyorum. Hayata karsi kisisel bakisimda en deger verdigim konu “Bilgi” ve “Bilginin Gucu”. Spora yaklasimim ise cok basit, duzenli yasamda az rastlanan “Adalet” kavramini tamamen kapsamasi “Esit sartlarda ayni sahaya cikip esit sartlarda mucadele”. Bir cok dunya ulkesinde ozellikle yetiskinlik asamasinin basinda olan kesimle ilgili olarak sosyal medya artik bir problem olarak goruluyor. Bir cok ulke dokunmayan, konusmayan, konusamayan yeni bireylerden hic hosnut degil. Her konuda oldugu gibi sosyal medya ve dijital dunya inanilmaz yenilikleri avucumuzun icine tasirken, kotu niyet ve ozellikle “Gizlenebilme” kavramiyla tum kotulukler de ayni ozellige sahip. Ulkemiz ise malesef neredeyse her konuda kotulugu bastaci etmis bir ruh hali icerisinde. Bilgiye, bilime hadi bunlar derin konular diyelim ama artik “Gerceklere ve olanlara” inanmamaya, karsi cikmaya baslamis durumdalar. Basketbola 43 yildir emek veren bir bireye seyrettigi bir kac mac ve okudugu kiytirik bir kac yaziya dayanarak “Yanlis” denmesine katlanamiyorum, katlanmayacagim. Dunya duzeninin emperyalist kafasi da zaten buna oynuyor “KABUL ET, TESLIM OL” Nazi zulmunu anlatan bir filmde nazilere karsi mucadele veren birini oynayan vefat etmis Robin Williams kendisine “Vazgecelim, kacalim” diyen arkadasina soyle cevap veriyordu: Hayir, onlar zaten bunu istiyor, bu zulmu once kabul etmemek, sonra da sadece YASAMAK tek hedefimiz olmali. Ve son olarak FIKIR denen olgu. Rahmetli Ugur Mumcu’nun dedigi gibi İnsan bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olamaz. Bilgiye, bilime, yasanmis tecrubelere inanmaya tum gucumuzle devam etmeliyiz. Oyle bir dunyada yasiyoruz ki en gelismis canli; Yani insanlar bu ulke adina hic bir sey yapamazken, dilsiz canlarimiz Istanbul’un kedileri, kopekleri ve bizim onlara davranis bicimimiz milyarca kez izleniyor (Abartmiyorum, lutfen bir inceleyin), benzersiz bir ulke tanitimi yapiyor, giptayla izledigimiz Kore’liler bile biz de Turkler gibi olabilsek diyor. Fikirlerini buyuk bir ilgi ve saygiyla izlemeye calistigim 11. Yuzyilda yasamis Enduluslu Islam Bilgini, batililarin Averroes (Haber veren) dedikleri Ibni Rusd diyor ki; “Fikirlerin kanatlari vardir, insanlara ulasmasini kimse ENGELLEYEMEZ” Fikirlerinizi her zaman duymayi bekleyecegim. Sevgiler.

  5. İlkokulda okul tatiline doğru derse kalkıp konuyu tek tek anlatmıştım hoca bana tavşan ile kaplumbağanın hikayesini hatırlatıp artık iş işten geçti yarışın sonu geldi demişti. Doğru ya da yanlış Fenerbahçe bütün sezon mücadelesini eksik etmeden oynadı. Ağustos böceği misali Efes’in en iyi maçları Haziran ayında geldi ama 2026 trenine yetisemediler. Bugün günlük plandan çok özellikle Efes için sezonun doğru analizi yapılması lazım. Ama ne olursa olsun son toplar uzatmalar bütün maçlar mücadele içinde geçti. Fenerbahçe de herkese hakkını vermek lazım ama o kadar değişen başkan, şube yöneticisi vs rakiplerin 4 5 milyon demeden çatır çatır oyuncu toplarken elinde ki imkanlar çerçevesinde yine olabileceğin en iyilerinden birine imza atan bir lideri alkışlamak lazım. Buradayken bunlar yaşanırken de değerini bilmek lazım

    • Harika bir dönemsel kıyaslama ve çok doğru bir Haziran ayı tespiti. Play-off trenini yakalamak sadece son ayın form grafiğiyle değil, tüm sezonun doğru mühendisliğiyle mümkündür. Anadolu Efes özelinde Koç Laso, belki de geldiğinden beri ilk defa takımla maç oynamadan geçirdiği 17 günlük bir ara yakaladı; Larkin ve Poirierli kadroya kendi sistemini tam anlamıyla oturtabilmek için bir fırsat buldu. İki EuroLeague şampiyonluğu bulunan tecrübeli koç; serideki ilk iki maçı birer sayıyla, son maçı ise bitime 4.7 saniye kala Larkin’in kaçırdığı serbest atışla uzatmaya giderek kaybetti. Belki de Anadolu Efes’in Fenerbahçe serisindeki bu dirençli performansı, kulübün gelecek sezonki koç kararını doğrudan etkileyecektir.

      Sizin de belirttiğiniz gibi; bütçe ve imkanlar çerçevesinde istikrarı korumak, sahada son ana kadar rekabetçi kalabilmek büyük bir liderlik becerisidir. Maç içi günlük taktikler kadar, kulüplerin organizasyonel hafızası da şampiyonları belirler. Değerli katkınız için teşekkürler.

      • Hocam teşekkürler, sizin her yoruma ne düşündüğü ne yazdığı ayırt etmemeksizin verdiğiniz cevaplar çok önemli. İnsanlar ile çalışan bir idareci olarak insana dokunmak, bir başka hissettirir kişiye çok iyi bilirsiniz. Sizin gibi tevazu sahibi her söze uslubunca cevap veren anlayan dinleyen kişiler oldukça, tarafgirlige; bütünüyle karşıtlığı dönüşen spor ikliminin rengi, bir ton daha aka dönecektir diye düşünüyorum. Devamını bekliyoruz hocam tekrardan teşekkürler.

  6. “6/25 (%24) gibi oldukça düşük bir yüzdeyle kaldı” YANLIŞ
    “6/25 (%24) gibi çok düşük bir yüzdeyle kaldı” DOĞRU
    Yurdum insanı nedense sözlük kullanmayı sevmiyor. Sözlüğü sakıncalı eser olarak görüyor sanırım! Akademisyeninden, öğrencisine, gazetecesinden, yazarına, çizerine bu durum değişmiyor. Herkes kulaktan dolma konuşup yazıyor. Ben her platformda düzeltiyorum ama ne fayda!
    “Oldukça” belirteci “çok” anlamına gelmez. TDK güncel sözlükteki tanımı: olabildiğince, yeterince, epeyce şeklindedir. Günümüzdeki yaygın kullanımı yanlıştır. Doğru olan anlamı “aşırı, çok, fazla vb.” değil “bir hayli, yetecek ölçüde”dir.

  7. Yukarida, baska bir yorumumda sozunu ettigim “KARA DELIKTE” yasayan bir zavalli beni yaniltmamaya, zavallilikta sinir tanimayacagini israrla itiraf ediyor. Utanmasa beni jandarmaya, belediyeye, torpili varsa polise falan sikayet etmeye kalkacak. Zira dedelerinden kalma aliskanliklari var; torpil, kayirma, hamili kart gibi. Bunlar hani kuyruklar olur ya, iste o kuyrugun en onune gecmeye calisan, emek verecegine torpil yapacak adam arayan, hayatlarini buna baglamis yetersizler ordusu, yani bu ulkenin asalaklari. Ve bu asalakta utanmadan yazdiklarimi ustune alinip (HAKLI!) beni site sahibine sikayet ediyor, hedefi diger sitede oldugu gibi dikensiz gul bahcesinde yalanlarina devam etmek. Ama o kadar kara bir cahil ki, bu zavalli tepkisiyle aslinda agir kisisel yenilgilerini de kapatmaya calisiyor, ne dediyse butun yalanlarini benimle birlikte onlarca kisi her gun bunun suratına carpiyor. Yazdigim hic bir yaziya cevap veremeyen, bugune dek her ama her konuda son sozu!!! soylememe ragmen kendi kara deliginde olmayan zaferler ilan eden bu zavalliya beni muhatap almasina ragmen dayanamayan ve buna ana-babasindan duymadigi hakaretler yagdiran bir kitle de var. Ne yazik ki bu KARA DELIKTE suratina tukursen “Yarabbi sukur” diyen ilkcag zihniyetli vandallar yasiyor. YALAN-IFTIRA-NEFRET ucgeninden olusan bu KARA DELIK aynen yukarida yazdiklarimi ispatlarcasina YAPMAMAK, YIKMAK ve YOK ETMEKTEN baska bir fikre sahip degil. Fenerbahce basketboldan vazgecsin bu hemen KARA DELIGINDE kendini emekliye ayirir, adim gibi eminim.
    Spor ve basketbol ile ilgisi sadece FENERBAHCE nefreti olan bu zavalliya yapilacak hic bir sey yok, kalmamis, Allah yakinlarina sabirlar versin. DUNYA SENIN KUCUCUK “KARA DELIGINDEN” IBARET DEGIL, DAYANAMIYORSAN KI DAYANAMIYORSUN, GIT DIKENSIZ GUL BAHCENDE KENDIN CAL KENDIN OYNA!!! ZATEN SEN BENI BIRAK AYNAYA BAK, ORADA KOSKOCA BIR “HIC” GORECEKSIN. SON MUTLU GUNLERININ KEYFINI SUR, BIR KAC AYA SON KRISTAL KALEN DE TUZLA BUZ OLACAK, ANLAYACAGIN “IT URUYECEK KERVAN YURUYECEK, BEN DE AVAZ AVAZ BAGIRMAYA VE BUYUK BIR ZEVKLE SENI ASAGILAMAYA” DEVAM EDECEGIM, ISTESEN DE ISTEMESEN DE…
    NOT: ACIK KI CANIN COK ACIMIS, HA, EGER POLIS, JANDARMA, BELEDIYEYE SIKAYET FAYDA ETMEZSE CIMER’DEN TORPIL BUL, BELKI ONLAR BENI SUSTURUR…

  8. Ula hala okumasam da boş konuşup aynı şeyleri yazıyor ama yıllardır dönüyor dolaşıyor yeniden çukurunda buluyor kendini ya da Aziz Başgan gelip pamuk şeker ile kandırıyor bunları 🤣🤣🤣

  9. Onlar hicbir sey yapmaz dedim…
    BIR TEK O ALINDI!
    Tek haneli zeka sahipleri dedim…
    BIR TEK O ALINDI!
    Terbiyesizler, utanmazlar dedim…
    BIR TEK O ALINDI!.
    Klavyelerin ardinda kaplan, onune gelse sumuklubocekler dedim…
    BIR TEK O ALINDI!
    Cahiller, aymazlar, bir kibrit cakamayacak beceriksizler dedim…
    BIR TEK O ALINDI!
    Cahilizm hic bu kadar el ustunde tutulmamistir dedim…
    YINE, BIR TEK O ALINDI!

    ATES, OLMAYAN YERDEN DUMAN CIKMAZMIS, HER YAZDIGIMI USTUNE ALINMIS, ANAOKULU KADAR ZEKASIYLA UTANMADAN BENI AMCALARINA SIKAYET ETMIS. YARABBI SEN BANA CAHIL TROLLUN HIC OLMAZSA FARE AKILLISINI YOLLA. ISIN KOTUSU KIM OLDUGUNU COK IYI BILIYOR AMA, NE OLDUGUNU ASLA BILEMEYECEK, CUNKU O BIR HIC.
    HA BIR DE UTAN, 3 GUN SONRA DUSUN TASIN 3 KIYTIRIK CUMLE MI KURABILDIN? SANA TAVSIYE KAVEDEN 5-10 ADAM BUL, BERABER CALISIN, SEN COK HAFIF KALDIN BE ABI…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

33,250TakipçilerTakip Et
38,158TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

En Son Haberler