Basketbol Süper Ligi final serisinin dördüncü maçının ardından yayıncı kuruluşa verdiği röportajda Sarunas Jasikevicius, esprili bir dille matematiğinin kötü olduğunu söylese de maçtaki yerleşim ve alansal uygulamalara bakınca; özellikle çizdiği üçgen ve dörtgenlerle maça damgasını vurarak geometriden geçer not aldığını rahatlıkla söylemeliyiz. Dört işlem konusundaki bilgisine bu seride pek ihtiyacı olmadı desek yeridir. 🙂
Geçen maçlarda Pablo Laso’nun şapkasından tavşan çıkardığını söyleyerek onun stratejik hamlelerinin başarısını vurgulamıştım. Ancak bu kez BGM’deki mücadele; taktiksel esnekliğin, saha içi geometrisinin ve oyun aklının zirve yaptığı bir başyapıta dönüşürken, Sarunas Jasikevicius’un hamleleri ön plana çıktı. Serinin üçüncü maçında Anadolu Efes’in, özellikle Shane Larkin’in liderliğinde skor üreterek, topu iyi paylaşarak, yay gerisinden ve pota altından bulduğu dengeyle kazandığı müsabakanın ardından; bu kez aynı salonda Jasikevicius’un stratejik planının ve Fenerbahçe Beko’nun oyun bilgisinin galip geldiği bir Hitchcock gerilim filminin final bölümünü izledik. Üstelik normal sürenin bitimine 4.7 saniye kala, o ana kadar serbest atışları 12/12 ile kullanan Larkin’in son serbest atışı kaçırmasıyla skor 87-87’de kaldı ve mücadele uzatmaya gitti. Normal süresi 87-87 biten mücadelede sarı-lacivertliler, uzatma periyodundaki kusursuz planı sayesinde sahadan 93-102 galip ayrılmayı başardı.
Bu önemli galibiyetin şifrelerini, istatistiklerin ötesindeki koç hamleleriyle okumak gerekiyor.
1. Ercan Osmani’li “5 Kısalı” Efes ve Fenerbahçe’nin Cezası
Maçın kırılma anı ve taktiksel düğümü; özellikle son çeyrek ve uzatma bölümünde Anadolu Efes’in sahada tek gerçek uzun olarak Ercan Osmani’yi 5 numaraya çekip, tamamen “4 kısalı” bir düzene dönmesiyle atıldı. Koç Pablo Laso’nun bu hamlesi sahayı genişletmeyi (spacing) amaçlasa da Fenerbahçe Beko bu durumu çok yüksek bir basketbol aklı ve doğru bir stratejiyle cezalandırdı:
• Ters Eşleşme ve Boyalı Alan Dominasyonu: Anadolu Efes adam değişme (switch) savunması yaptıkça, Fenerbahçe Beko reaksiyon göstermekte gecikmedi. Sarı-lacivertliler, kısalara karşı ters eşleşmede (mismatch) kalan uzunlarına, daha çok da Nicolo Melli’ye topu sabırla ve doğru açıyla boyalı alana indirerek sonuca gitmeyi bildi.
• Fiziksel Üstünlüğün İstatistiğe Yansıması: Efes’in çember koruyucu zaafını harika işleyen Fenerbahçe, maçı toplamda 47 ribaunt ile bitirirken tam 17 hücum ribaundu topladı. İkinci şans sayılarında kurulan 15-4’lük ezici üstünlük, Fenerbahçe’ye yıpratıcı hücum serileri verdi. Özellikle dördüncü çeyreğin bitimine yaklaşık 1.30 kala alınan hücum ribaundu sonrası Onuralp Bitim’in bulduğu üçlük, bu anlamda momentumu değiştiren en kritik anlardan biriydi.
• Şut Seçimi Farkı: İç-dış tehdidini mükemmel dengeleyen Fenerbahçe, yay gerisinden 11/30 (%36.67) ile cezayı keserken; maçın karar anlarında Anadolu Efes, acele ve zorlama atışların kurbanı olarak üçlük çizgisinin gerisinde 6/25 (%24) gibi oldukça düşük bir yüzdeyle kaldı. Bu noktada oyun bilgisi ve zor maçları oynama tecrübesi, sarı-lacivertlilerin en büyük artısı olarak öne çıktı.
2. Larkin’i Kilitleyen “Özel” Savunma Planı
Anadolu Efes’in fark yaratan gücü; bir önceki maçta tam 31 sayı üreterek takımını sırtlayan ve kadronun tek gerçek oyun kurucusu konumundaki Shane Larkin’di. Koç Jasikevicius, Larkin’in devreye girerek takımını sürüklemesini engellemeyi maç planının merkezine koydu.
Fenerbahçe savunması, Larkin’e top aldırmama stratejisini sahaya çok iyi yansıttı. Devon Hall ve Talen Horton-Tucker’ın yaptığı baskılı savunmalara, switch (adam değişme) sonrası Nicolo Melli’nin dirençli bire bir savunması da eklenince Larkin bir türlü oyuna ısınamadı. Bu yıpratıcı stratejik savunma meyvesini verdi: Larkin maç boyunca saha içinden tek bir isabet bile bulamadı (0/7 saha içi, 0/5 üçlük). Her ne kadar faul çizgisine sıklıkla giderek maçı 12 sayıyla tamamlasa da, akan oyunda hem organizatör hem de skorer kimliğinin tamamen kilitlenmesi Anadolu Efes hücumunun genetiğini bozdu. Fakat tüm bu yıpratıcı savunmaya ve sıfır çekilen saha içi isabetine rağmen; normal sürenin bitimine 4.7 saniye kala o kaçan son serbest atış çemberden geçse, Larkin maçın kahramanı olacaktı.
3. Uzatma Periyodunun Anatomisi: Baldwin’in Soğukkanlılığı
Normal sürenin son dakikasındaki taktik savaşından sonra uzatmaya psikolojik üstünlükle giren taraf Fenerbahçe Beko oldu. 5 dakikalık uzatma bölümünün kronolojik akışı, sarı-lacivertlilerin kırılma anlarındaki reaksiyon gücünü net bir şekilde özetliyor:
• 02:25 | Nefes kesen karşılıklı hamlelerin ardından Brice Dessert serbest atış çizgisinden 1/2 atarak skoru 93-93’e getirdi.
• 02:02 | Nicolo Melli’nin harika asistiyle sahneye gecenin kahramanı Wade Baldwin çıktı. Yay gerisinden gönderdiği kritik üçlükle skoru 93-96’ya getirerek Efes’in direncini kırdı. Bu üçlüğün mimarı, oyun zekası ve saha görüşü adeta bir oyun kurucu (playmaker) seviyesinde olan Melli’ydi. Maçın en önemli oyunuydu diyebiliriz.
• 01:27 | Baldwin taktik fauller sonrası çizgiye gelerek (1/2) isabetle farkı 4 sayıya çıkardı (93-97).
• 00:50 | Efes’in boş döndüğü hücumların ardından faul çizgisine tekrar giden Baldwin, 3 serbest atışta da tam isabet bularak skoru 93-100 yaptı ve maça noktayı koydu.
Maçın Kahramanları
• Wade Baldwin (32 Sayı, 5 Ribaunt, 32 VP): Tarık Biberovic’ten serinin diğer maçlarındaki yüksek şut ve skor veriminin alınamadığı, hücum ritminin tıkandığı bir maçta 34 dakikada ürettiği 32 sayıyla sadece maçın en skorer ismi olmakla kalmadı; uzatmadaki tüm kritik sayılara imza atarak adeta bir liderlik dersi verdi.
• Nicolo Melli (16 Sayı, 7 Ribaunt, 22 VP): Boyalı alandaki ters eşleşmeleri kusursuz bitiren, savunmada rakip kısaları bire birde durduran, ribauntları toplayan ve uzatmadaki Baldwin üçlüğünün asistini yapan tecrübeli uzun; yüksek oyun bilgisiyle takımın “gizli oyun kurucusu” rolünü yine üstlendi.
Satrançta Son Hamle Jasikevicius’un: Şah ve Mat
Play-Off serilerinde her maçın hikayesi koçların hamleleriyle yeniden yazılır; serinin kaderi ise stratejik dokunuşlara oyuncuların günlük performansları da eklenince tamamen değişir. Sadece 7 gün içinde 4. kez birbirlerine rakip olan bu iki devin mücadelesinde, bir önceki yenilgiden en doğru dersleri çıkaran ve elindeki kadronun avantajını sahaya en iyi yansıtan isim Sarunas Jasikevicius oldu. Sakatlıklarla boğuşan ve dezavantajlı kurulmuş kadrosunu verimli kullanmaya çalışan Koç Laso’nun “5 kısalı” hamlesine teslim olmayıp onu kendi silahıyla vuran, pas kanallarını kapatıp rakibin tek karar vericisi Larkin’i sahadan silen stratejisiyle Litvanyalı teknik adam, bu seriye son ve en güçlü imzayı atan koçu olmayı başardı.
Hitchcock’un gerilim dizisi tadındaki bu finali izlerken heyecandan iki paket çekirdeği fark etmeden bitirmişim! En az bu seri kadar heyecanlı ve ters köşelerle dolu bir dizi önerisi olanları yorumlara bekliyorum; zira dolapta hâlen çekirdeğim var, boşa gitmesin!
Murat Özyer
Basketbol İnsanı




Saras tüm sezonun aksine Efes serisinde acınası seviyede başarısız oldu. Takımın 7. yabancısı olarak tüm sezon şans vermediği Zagars’da ısrar etmesi tek kelime ile fiyaskodur. Nedenini bilemediğimiz bu inat, onun koç olarak hala istenen mental olgunluk seviyesine ulaşamadığına işaret ediyor.
1.Kıstasınız bence maçın kilidiydi!!! Bende maç sonu yorumunda yazdım amma velakin bu sekans ilk yarının son 3 dakikasında aynen oynandı ve FB çok rahat sayı buldu bu sistemde!!! Yani Laso veya “kenar yönetim” bu 5 kısayı orda tecrübe etti!!! Amma velakin serinin başından beri yazdığım gibi bu konsantrasyon problemleri ile bence bu sekansı hiç farketmediler!!! Bu dört kısa Efes’in pota altı savunmasını ne yazık ki mahvetti; bknz Fb’nin ilk yarı iki sayılık yüzdesi ile maç sonu iki sayılık yüzdesi!!!