11-17 Mart 2026 tarihleri arasında Turkcell Basketbol Gelişim Merkezi’nde düzenlenen 2026 Kadınlar Dünya Kupası Eleme Turnuvası’nda milli takımımız ikinci maçında turnuvanın en zayıf takımı olarak görülen Arjantin’e 59-55 yenildi.
AVANTAJIMIZI KAYBETTİK
Dün oynadığımız ilk maçımızda ise turnuvanın favorilerinden ve en önemli rakiplerimizden biri olan Kanada’yı 71-69 mağlup ederek, 4-13 Eylül 2026 tarihleri arasında Berlin’in ev sahipliğinde düzenlenecek FIBA 2026 Kadınlar Basketbol Dünya Kupası’na katılma yolunda çok önemli bir avantaj elde etmiştik. Arjantin yenilgisinden sonra ise Kanada karşsıında aldığımız galibiyetten dolayı elde ettiğimiz avantajımızı maalesef kaybettik.
BÜYÜK HAYALKIRIKLIĞI
Turkcell Basketbol Gelişim Merkezi’nde düzenlenen 2026 Kadınlar Dünya Kupası Eleme Turnuvası’nda Avustralya, Kanada, Japonya ve Arjantin ile aynı grupta yer alıyoruz. Kıta şampiyonu Avustralya, Dünya Kupası’na direkt katılma hakkı elde ettiği için İstanbul’daki elemelerde üç milli takım daha finallere gitme hakkı elde kazanacak. Bugün Arjantin’i yenmiş olsaydık, finallere katılma adına çok önemli bir galibiyet de almış olacaktık. Ancak bugün oynanan basketbolu izlediğimizde, çok büyük bir hayal kırıklığı yaşadığımızı söylemek zor olmasa gerek.
KOÇUN TERCİH HATALARI
Başantrenörümüz Andrea Mazzon (1966, İtalya)’un dünkü Kanada maçının ikinci yarısında ve bugünkü Arjantin maçının büyük bölümünde ne oyuncu tercihlerinde ne de oyun düzenimizde doğru kararlar verdiğinden söz etmemiz mümkün değil.
Özellikle Arjantin karşısında oyuncularımızın top paylaşımı yapmadan, ya bire bir ya da tek pas üzerinden oynamaları anlaşılır gibi değil! Bu, oyun disiplininden uzak ve bireysel zorlamalar karşısında teknik ekibin oyuna gerektiği şekilde müdahale etmemesi de anlaşılır gibi değil. Arjantin gibi bir milli takıma karşı bile ribauntlarda 47-34 geride kalabiliyoruz. Pota altında zayıf kalmamıza önlem alınamıyorsa ve rakip 15 hücum ribaundu alırken oyunda hala dört kısa oyuncu ile devam ediyorsak, mağlubiyette maalesef kaçınılmaz oluyor…
Kanada maçında süre verilen uzun oyuncularımız Zeynep Şevval Gül’e ve Melek Uzunoğlu’na Arjantin maçında hiç süre verilmemesi de anlaşılır gibi değil. 12 kişilik kadroya alınan bu iki uzun oyuncumuz, en azından savunmada ribauntlarda sorun yaşamamak adına maçta belli bir süre denebilir ve hücumda da iç-dış dengesinin sağlanması adına takıma katkı verip veremeyecekleri görülebilirdi.
LİGİN KÖTÜ KALİTESİ ETKİLİYOR
Asıl üzücü olan ise özellikle kısa oyuncu rotasyonu açısından çok üst düzeyde olduğunu bildiğimiz oyuncularımızın formsuz oluşlarıydı. Bunda en önemli etken hiç kuşkusuz kulüp takımlarımızdaki yabancı oyuncu sayısının fazlalığı ve ligimizin kalite düzeyinin 3-4 takım dışında çok düşük olmasıdır. Yerli oyuncularımız yabancı oyuncuların hegemonya kurduğu kulüp takımlarımızda Avrupa Kupalarında ciddi süreler al(a)mıyorlar ve bu nedenle de form tutamıyorlar. Ligimizin durumu da ortada! 2025-2026 sezonuna 11 takım ile başlanan Kadınlar Basketbol Süper Ligimiz, sezon başında ligden çekilmelerin yaşanması ve diğer birçok takımın da kadro kurmakta bile zorlanması sonucunda, birkaç takım dışında kalite seviyesi düşük bir lig durumuna geldi. Ligdeki birçok maçın skoru 40-50 sayı farklarla bittiğini üzülerek görüyoruz. Bu derece farklı skorlarla biten maçların oynandığı Süper Ligimizde(!), ne üst düzey yeni yerli oyuncular ortaya çıkar, ne de milli takım seviyesindeki yerli oyuncularımız form tutabilir.
Kanada maçının ikinci yarısı ve Arjantin maçının büyük bir bölümünde yaşadığımız sorunların temelinde; pota altında yaşadığımız ribaunt ve sayı katkısından çok, topu yönlendiren oyuncularımızın (Alperi, Sevgi, Olcay, Derin gibi) form durumlarının beklenenden uzak olması sorunu gelmektedir. Arjantin maçında sadece 11 asistte kalmamızdan da bunu görebiliyoruz.
BENCHİN HALİ…
Arjantin maçının bitimine çok az bir süre kala (33 saniye kala) ve Dünya Kupası’na katılma adına çok önemli dakikaların yaşandığı anlarda benchimizdeki oyuncuların kameralara yansıyan gülmeleri ve şakalaşmaları da ayrıca oyuncularımızın ne derece maça odaklandıklarını da gösterir nitelikte olduğunu da üzülerek söylemeliyim.
HATALAR ZİNCİRİ
Özellikle maçın son bölümünde kaçırdığımız peş peşe 4 kritik serbest atışlar, son çeyrekte sadece 5 sayı bulabilmemiz, ekstra pasları Sevgi’nin zorlama şekilde rakip pota altında iki uzuna karşı reverse denemesi (maçın bitimine 1:20 kala) ve son 9.8 saniye kala aldığımız mola dönüşünde top kaybı yapması, Olcay’ın yine son dakikalar içerisinde ribaunt mücadelesi sonrasındaki gereksiz faulü ve yine maçın bitimine son 1:51 kala yaptığı hücum faulü, rakibin faul hakkı bitmişken içerden oynamak yerine sürekli olarak dış şuta yönelmemiz… Oyuncularımızın maçın en kritik anlarında yaptıkları top kayıpları ve yanlış tercihler pek kabul edilebilir değildi. Dünya Kupası Elemeleri gibi çok ciddi bir turnuvada bu derece hataların yapılması, bizim oyuncu kalitemizin çok altında olan Arjantin’e yenilmemiz de kaçınılmaz olur.
ÜZÜCÜ…
Milli Takımımızın son yıllarda izlediğim maçları arasında, takım oyunundan en uzak, oyun disiplininden uzak, sistemsiz ve oyuncuların tamamen zorlama şekilde bireysele yöneldikleri bir maç olduğunu üzülerek söylemeliyim. Arjantin karşısında hem oynanan oyun, hem de alınan sonuç, milli takımımızın kadro kalitesine hiç yakışmadı. Aksi halde, turnuva öncesinde grubun en zayıf takımı olarak görülen ve turnuvadaki ilk maçında Avustralya karşısında 26 sayı fark yiyen (91-65) Arjantin’e bile ev sahipliğimizde düzenlenen bu derece önemli bir organizasyonda yenilebiliriz.
Cumartesi günü Japonya, Pazar günü Avustralya ve Salı günü ise Macaristan ile oynayacağız. Bu maçlar sonunda FIBA 2026 Kadınlar Basketbol Dünya Kupası’na katılabilmek için Avustralya dışında ilk üç sırada yer almamız gerekiyor. Bugün oynanan daha doğrusu ne oynadığımızı anlayamadığımız Arjantin maçını unutarak, kalan maçlarımıza doğru bir oyun anlayışıyla ve bireyselden uzak takım oyununu ortaya koyarak oynamamız gerekiyor. Milli Takımımızın kadro kalitesi, Dünya Kupasına katılabilecek düzeyde olduğunu rahatlıkla söyelyebiliriz. Yeter ki takım oyunu oynayalım, yeter ki teknik ekip en doğru oyuncu ve oyun terichlerinde bulunsun.
Arjantin karşısındaki hem oyun hem de sonuç eminim ki hepimizi üzdü. Milli Takımımızın önümüzdeki maçlarda hem iyi oyun oynayarak hem de iyi sonuç alarak, Arjantin maçının telafisini yapacağından eminim.
TURNUVA ANADOLU’DA OYNANMALIYDI
Bir küçük not daha düşerek yazımı sonlandırıyorum. TBF yetkililerinin artık İstanbul merkezli bir basketbol anlayışı yerine, basketbolun ülkemize yayılması açısından da önemli olacağı düşüncesiyle bu tür önemli organizasyonları Anadolu’daki şehirlerimizde düzenlemesi gerektiğini düşünüyorum. Maalesef hem Kanada hem de Arjantin maçlarında İstanbul Turkcell Basketbol Gelişim Merkezi’nde tribünler boş kaldı. Oysa bu önemli turnuva, Anadolu’daki herhangi bir şehrimizde düzenlemiş olsaydı, eminim ki tribünlerde bir tek koltuk bile boş kalmazdı.




Sayın yazarın yazısına katılmakla beraber bir soru sormak istiyorum; yazınızı yazdığın sitede sizin haricinizde ve ulusal takım maçları haricinde kadın basketbolu ile ilgili haber var mı? Türkiye sekmesi altında sadece erkek basketbol ligleri var.
Not: Altyapı kadın basketbol haberlerini de benzer tarihlerde erkek basketbol turnuvaları yapıldığından görüyoruz sanırım.
Ayrıca kadın basketbol liginde sezon başı yaşanan ligden çekilmeler sonucu ortaya çıkan (garip) durum da ülkemiz kadın basketbolunu çok geriye götürdüğünü de söylemek lazım…
İlker Bey daha önce yazdığınız gibi “başta EuroLeague’de yer alan kulüp takımlarımız olmak üzere, ülke basketbolumuzun gelişiminden ziyade kulüp fetişizmini ve kendi şahsi çıkarlarını ön plana koyan kişiler olduklarını geç olmadan anlaması gerektiğini düşünüyorum. Aksi taktirde ülke basketbolumuzdaki sorunlar yumağı gün geçtikçe büyüyecek…” mükemmel yazınız hala akıllarda… Ben ise daha basit; “Kendi piar çalışmaları için Türk Basketbolu’nun temellerine dinamit koyan , yeter ki futboldaki başarısızlığımı bir nebze kapatmak için kupa gelsin de , gerisi ne olursa olsun mantığı ile ülke sporunu dibe çeken yöneticilerde hiç mi suç yok! demiştim… Maçta Aziz Hoca zaten dayanamayıp söyledi; Ligimizde 3+2 yabancı kuralı uygulanıyor ama eksik söyledi Sayın Hocam; 3+ devşirme+1 kuralı var!!! Geçen de yazdım FB’nin son play in yarı finalde 3 Türk oyuncumuzun sahadaki toplam süresi iki maçta da 25dk!!! GS de ise 40-50-40 dk süre almışlar 3 maçta!!! Memleket Mersin zaten çok yazdım bambaşka bir hikaye!!! Dolayısıyla bu kızlarımıza yense de yenilse de kızamayız…Ne kadar ekmek veriyoruz ki o kadar köfte istiyoruz!!!
İşte aşağılık komppleksli güruhun mill takımın belkemiğini oluşturan oyuncuları çıkaran Avrupa’nın en büyük kulübü karşısındaki ezikliğinin belgesi. Bu kendi kökeni ne olduğu bilinmeyen tiplerin işleri güçleri FB oyuncularının kökenleri. Ama hiç dil bilmeyen, ülkemizde bir kaç ay yaşamış yaşamamış Amerikalı devşirmeye itirazları yoktur. Bütün rahatsızlıkları FB’dir bunların, milli takım filan dinlemezler, buralara gelip her vesileyle FB’ye giydirmeyi meslek edinmişlerdir. Sevgi, Olcay ve Alperi’nin Avrupa’nın her rakip kulübüne, her rakip milli takıma attıkları basketler bunları çıldırtmaktadır. İşte ne feci bir durum ki, bunlar bütün Milli staffı işgal etmişlerdir, FB’liler skorları yapsın, başarı kendilerine yazılsın ister bu uyanıklar. Ekmeğe tuz kadar katkıları olmadan köftenin hepsini çalmaya bakarlar. Gereğinde” Türk takımına karşı yabancıları Yunan-Sırp demeden desteklemekten geri durmazlar, bundan da utanmazlar, ama gelip burada “milli” takılırlar casus gibi, yukarıdaki iftiralarını kusmak için fırsat bilirler bunu da.
Kanada maçında da 19 sayıdan rakibin geri gelişini ve neredeyse maçı kazanacak noktaya gelişini izledik bir gün sonra da Arjantin’e maalesef yenildik. Koçun seçimleri, sistemi belli ki kötü ya koçluğu yetersiz ya da bize uygun değil ama oyuncuların son anlarda ki tavırları hoş görülemez. Kadın liglerinde de yabancı hegemonyası, haksız rekabet, adam kayırma oldukça orada da gelecekten umutlu olmak zor tıpkı erkekler liglerindeki gibi hele 2 yabancı hakkının olduğu Tbl’de ama ne federasyon ne kulüpler ne koçların umurunda değil maalesef. Bu ülkede başarılıysa haklıdır ucuzluğu ve basitliği, kupa kazanalım da nasıl kazanırsak kazanalım kafası varken iş zor…
Hep söylüyorum; Kadınlar Voleybol oynasın.
Yanlışın var. Kadınlar futbol oynasın. Erkekler voleybol.
Bu İtalyan getirildiğinde de yazmıştım, “FB’ye rakip olamayan Venezia antrenörü altedemediği oyuncuları başına antrenör yapıldı” diye. GS’lı koç2un 25 yıl sonra kullanılcak bir tarafını bulamayıca “derin federasyon” bunu buldu. Fenerli olmasın ne olursa olsun formülü. Bu milli takımı kadında-erkekte 25 yıldır FB’liler uçurur, skor daima onların ellerine bakar, ama staflar kadında 25, erkekte 12-13 yıldır daima GS’lılardır, isterse kümeye oynasınlar değişmez. 12 oyuncunun 5’i GS’dan alıınınca doğal olarak takımda katkı verecek benç yok. Burada boy gösterme huyları da branşta ezilmelerinden kaynaklanıyor. Bu milli takımları stafı yanlış en başta, kökten değiştirilmeli, Avrupa şampiyonu kulübün stafları işbaşına getirilmelidir. Geri kalan bütün tartışmalar bu “kral çıplak” gerçeğinin yanında önemsiz ayrıntılardır, hatta çıplak kralı örtmek amacıyla kullanılmaktadır.
Ya geçende yazdı 2008 Avrupa Futbol şampiyonasındaki başarı FB sayesinde deyu dedim ramazan ayındayız olur böyle ama burda iş büyüdü olay ramazan ayı değil daha ciddi!!! Karagümrük sendromu ile birlikte iyice ayyuka çıktı bu aşağılık kompleksi… İlk önce futbol… 2008 Avrupa Şamp. dersek; insanın aklına ilk önce Fatih Terim sonra da 4 kişi gelir Nihat-Arda Turan- Hamit ve Semih… Ki Semih kendi kulübünde bile Guiza vs gibilerin stepnesidir.(Klasik yabancı hayranlığı) Bunu çok uzatmayalım yoksa çok üzülür çünkü kendisi de biliyor tüm futbol camiası da; milli takımın en başarılı dönemleri futbolda Gs’nin Avrupayı sürklase ettiği dönemdir… Bu öyle bir yer etmiş ki içinde saçma sapan bir yerde (M.Özyer haberinde) ortaya çıkabiliyor… Not; Allah’tan şimdi Almanya altyapısı var ki sadece bir kulübe muhtaç değiliz… Erkek basketbolda tek cümle yeterli Efes olmasa Türkiye’den oyuncu bile çıkmazdı, sanırım son şampiyona da altyapılar yazmıştı.Kapanan Banvit ve Ülker ‘in kulüp olduğu dönemi de unutmayalım tabi bu NOKTA. https://basketfaul.com.tr/turkiye/bgl/yeni-12-dev-adam-hangi-altyapilarda-yetisti/ Bu da KAPAK…
Gelelim kadın basketbola… Yok bu kadar yeter yazık Ramazan günü yüklenmeyelim, akşam milli takım maçı sonrası onu da yazalım…
Nasıl da geldi oltaya provokatör. Canevinden vuruldu. Futbol: 2008 Milli takım kaldıracı tek bir kulüptür, golleri atan atan – attıran hepsi aynı “yerden”. ‘Seninkiler” yok bile resimde. Ne kadar kudursan da gerçek bu. Stepne diye alçakça hakaret ettiğin unutulmaz nöbetçinin içerde seninkileri mahvettiğinden başka oralarda bu milleti sevindirmesi acılarınızı daha da arttırdı biliyorum, hala kuyruk acın geçmemiş. Orada da o adamların başına kayyum tarafından sosyopat atandı, senin gibilerin “antrenör sayesinde” diye zırvalayabilmesi için. Bugünkü basketbol gibi. Sen “stepne” diye önünde secdeye yattığın Arjantinlinin, Nijeryalının arkasında bekleyen zavallıları düşün. Erkek basketbol: Sen istediğin kadar palavra sık, kıvran, 2010 dünya ikinciliği doğrudan doğruya FB sayesinde. İlerleyen yıllarda Efes’i yok eden, antrenör bozuntusuyla beraber gömen yine Fenerbahçe. Bugün gelinen nokta (kulüp ve milli) da bu sayede. Milli takımın 2025 moral kaynağı yine FB 2025 şampiyonluğu. Kadın milli takımı zaten FB demek – ama parkede ! Kenardakiler ise kayyum ve torpillileri. Erkek voleybolda Türkiye bütçe şampiyonu oldun, içerde-dışarda bütçenin çeyreği kadar takımlara madara oldun, 40 yıldır şampiyonluğun yok, müzende Türkiye Kupası yok, (beş finalde iki kez FB “talihsizliği”), kadında aynı, paraları dök-dök, ne kupa ne Avrupa – ya dördüncü ya beşinci – sıfır adet şampiyonluk. Kimi yetiştirdin ? Hepsinde koskoca sıfır ! Üç branş, bu kadar yeter. Hem bunların devamı, hem de öbür branşlar var ama daha da çok acı çekme, hayatta kal diye devam etmiyorum.
Hahhahha futbol 2008 olmayınca, erkek basketbol 2010 dünya ikinciliğini sürmüş piyasaya… Buyrun efendim;
Kerem Tunçeri Efes
Hidayet Türkoğlu NBA
Cenk Akyol Efes
Ender Arslan Efes
Ömer Aşık NBA
Semih Erden NBA
Kerem Gönlüm Efes
Sinan Güler Efes
Ersan İlyasova NBA
Ömer Onan Fb
Barış Ermiş Banvit
Oğuz Savaş FB
Utanmadan FB sayesinde yazmış 🤣🤣🤣 Altyapı ya girse keşke 🤣🤣🤣 Hadi sıradaki şampiyona gelsin…Ama unuttum sanma seni daha bayan basketbolda rezil edeceğim…
Mensubu olduğun yunandan örnek ver sen uzocu,sirtakici, mertis babayannis!
Hahhahaha her zamanki gibi tek cevap yok Allah’tan bu kez saçma sapan bir iddia da yok sadece troll yorumlar var 😎😎😎