Sevgili Milli Basketbolcularımız;
Polonya maçına kadar oynamış olduğunuz 6 maç; (birliktelik, zor anlarda birbirinize dayanma, birbirinizi destekleme-koruma, maçları kazanmak için vermiş olduğunuz mücadele ve savaş) ‘Güvenlik Çemberi’ yazımda kaleme aldığım Spartalıların öyküsünü hatırlamama neden olmuştu.
Ülkemizin spor geçmişi adına üzüldüğüm en önemli konulardan biri, iyi örnekler üzerine yazılmış yeterli sayıda kitap, biyografi, başarı öykülerinin anlatıldığı kaynakların olmayışıdır.
Geriye dönüp baktığımızda iyi örneklerimizin azımsanmayacak sayıda olduğunu görmekteyiz. Ancak kaleme alınmadığından dolayı unutulup gittiğine de üzülerek şahit olmaktayız. (Söz uçar yazı kalır deyimi boşuna söylenmemiş.)
Günümüzde teknolojinin gelmiş olduğu yere baktığımızda hem yazılı hem de görsel olarak tarihe damga vuran başarılarımızı gelecek nesillere bırakma şansına fazlasıyla sahip olduğumuzu görmekteyiz.
Bu bağlamda Basketbol A Milli Takımımızın, kazanılan maçlardan ziyade müthiş birlikteliğinin, dayanışmasının, arkadaşlığının-kardeşliğinin, mücadeleci ve asla pes etmeyen yanının yaşananlar unutulmadan kaleme alınıp, görsel kayıtlarıyla birlikte geleceğin basketbol adayı çocuklarımıza okutmak ve izletmek üzere arşivlenmesi gerekmektedir.
Günümüzde dünyada genelinde ki hoşgörüsüzlük ve tahammülsüzlüğe baktığımızda, A Milli Takım Basketbolcularımızın başarmış oldukları, ‘birliktelik ve kardeşliğin’ değerini çok daha iyi anlarız.
Sevgili Milli Basketbolcularımız;
Takım organizasyonu söz konusu olduğu durumlarda kişilerden söz etmek doğru olmaz. Ancak takım arkadaşları olarak sizler Alperen’in güzel yanlarını arka arkaya anlatınca ben de sevgili Alperenle ilgili iki satır karalama cesaretini kendimde buldum.
Birisi bana Alperen’i bu kadar; egosu düşük, paylaşımcı, takım oyuncusu, takım arkadaşlarını oyunda diri tutmak için büyük çaba sarf eden, sayı atmaktan (günümüzde 10-11 yaşında çocuklarımızın bile bir sayı ya da çembere bir top fazla atmaları için hem kendileri hem de anne babalarının düştükleri halleri göz önüne aldığımızda) çok attırmayı seven biri olarak anlatsa inanın ki sadece nezaketen dinlerim. Ve içimden ‘amma da abarttı derim.’
Slovenya’da Luka Doncic’in top kullanma şeklini, takım arkadaşları ve antrenörüyle olan diyalog ve üslubunu izleyince, sevgili Alperen’i takım arkadaşlarının neden bu denli yüreklerinin derinliğinde hissettiğini çok daha iyi anlamış oldum.
Sevgili Alperen, Türkiyemizi temsilen insan olmanın en güzel örneği olarak tüm dünyanın gözü önünde bulunmaktadır. Umarım yaşamının bundan sonrasını da çizgisini aynı şekilde koruyarak devam ettirir.
Sevgili Milli Basketbolcularımız;
Polonya maçı sonrası basın toplantısında iki yönden duygusal anlar yaşadık. İlki sevgili Kenan’ın kazanılan maçı tüm arkadaşları adına geçen sene bu zamanlarda aramızdan ayrılan rahmetli İlkan Karaman’a hediye etmesiydi.
İkincisi ise sevgili Ergin’in maç sonrası konuşması esnasında gözlerinin dolması idi. Hem sevgili Kenan’ın İlkan Karaman ile ilgili açıklaması hem de sevgili Ergin’in duygu dolu hali A Milli Basketbol Takımımızın niye başarılı olduğunu bir kez daha gözlerimizin önüne sermiştir.
Ben ilk oynanan Letonya maçı sonrası yazımın son paragrafını;
“Konfüçyüs ‘Gerçek bilgelik, görülmeyeni görmek ve duyulmayanı duymakla başlar’ demektedir.
Hepimize, tüm Avrupa’ya hatta Dünyaya neleri başarabileceğimizi gösterdiniz. Ben bu işin sonunun finale kadar uzanacağını düşünüyorum.
Bunu Letonya maçında almış olduğunuz galibiyete dayanarak değil, vermiş olduğunuz büyük mücadeleye savaşa dayanarak söylüyorum”
Cümleleri ile yazımı bitirmiştim.
Bu son paragraftaki kritik cümleler üzerine ‘çok iddialı’ ve ‘erken yazılmış’ türünden eleştirilere maruz kalmıştım. Bugün gelmiş olduğumuz noktada A Milli Basketbol Takımız için az bile yazmış olduğumu görmekten mutlu olduğumu belirtmek isterim.
Bu örnek tutum ve davranışları ile geleceğin Türk basketbolcu adayı çocuklarımıza ‘İYİ ÖRNEK’ oldukları için de teşekkürü bir borç bilirim.
Sevgili Teknik Ekibimiz ve Milli Sporcularımız;
Şampiyonada yer alan bütün takımları en az 1 kez de olsa izleme şansına sahip oldum. Ve izlerken de en çok takım oyuncularının birbirleriyle olan diyalog ve aralarında ki bağlara baktım.
Batmanlı Şehmus’tan Giresunlu Alperen’e kadar tüm sporcularımızı vermiş oldukları sıra dışı mücadele ve kurmuş oldukları arkadaşlık bağlarından dolayı tebrik eder, alınlarından öperim.
Aranızdaki bağ ve birbirinizi tolere etme olayı o kadar güçlü ki bizlere sadece ‘NAZAR DEĞMESİN’ demek kalıyor.
Bundan sonra oynayacağınız Yunanistan maçında yolunuzun açık olmasını temenni eder, şansın da yanınızda olmasını dilerim.
Saygılarımla…




Naci Hocam elinize sağlık. Şimdiden bu takım unutulmazlar arasına girdi
Batmanlı Şehmus’tan Giresunlu Alperen’e kadar tüm sporcularımızı vermiş oldukları sıra dışı mücadele ve kurmuş oldukları arkadaşlık bağlarından dolayı tebrik eder, alınlarından öperim. Elinize sağlık… Basketbolumuzun gelişmesi Anadolu göz ardı edilerek olmaz…
Duygularımızın tavan yaptığı, gözlerimizin milli takımın başarıları ile yaşardığı günleri yaşıyoruz. Yunanistan maçı sert geçecek. Oyun disiplininden kopmadan, hakemlerle itişmeden temiz bir maç çıkarıp finale uzanalım. Başarılar diliyorum.