Oktay Mahmuti-1 (Naci Özonay)

- Reklam-

Değerli Antrenör, Öğretmen, Yönetici Arkadaşlarım ve Okurlarımız;

Oktay Mahmuti’yi 2000-06 sezonlarında Efes Pilsen’de koçluk yaptığı yıllarda sahadaki el sıkışmamız, kısa hâl hatır sormamız dışında çalışkanlığı ve disiplini ile tanırdım. Ve herkes gibi ben de basketbolu en verimli olduğu bir yaşta neden bıraktığını, başarılı bir Koç olmasına rağmen neden bir anda ortadan ‘kaybolur’ gibi yok olduğunu merak ederdim.

Sevgili Mete Babaoğlu Ağabeyin otobiyografisini kaleme aldığım yazımı sevgili Oktay Mahmuti’ye ilettikten sonra, yazımın altına “sevgili Oktay senin de otobiyografini ya da biyografini merakla bekliyorum” cümlesini yazdım.

Sonrasında kendisiyle olan kısa telefon görüşmem de otobiyografisini henüz neden yazmadığını anlatırken sevgili Mahmuti’nin söylediği ‘sihirli cümle’ kendisini daha yakın hissetmeme neden oldu.

“KİTAP YÜCE BİR ŞEYDİR…”

Sevgili Oktay ile olan telefon görüşmemizde;

“Otobiyografisini yazmaya kendini henüz hazır hissetmediğini, yazacağı kitapta niye bu kadar beklediğini açıklayacağını” belirtti ve “Naci Ağabey, KİTAP YÜCE BİR ŞEYDİR” ifadesini kullandı.

Sevgili Oktay’ın kitapla ilgili bu tanımlaması, ‘sihirli cümlesi’ kendisine olan sevgi ve saygımı da farklı bir boyuta taşıdı.

Ve ertesi gün sevgili Oktay’a; onunla sohbet etmek istediğimi ve izni olursa bu sohbeti de kaleme almak istediğimi belirten bir mesaj attım. Sağ olsun mesajıma hızla geri dönüp sohbetin olabileceğini ifade etti.

Görüntülü olan sohbetimizi 16.02.2026 tarihinde gerçekleştirdik. Başlangıçta her ikimizde sohbetin bu kadar uzun süreceğini tahmin etmemiştik. Sohbetin ilk bölümü 1 saat 27 dakika ikinci bölümü ise 59 dakika sürdü.

Yaklaşık 2 saat 30 dakika süren sohbette sevgili Oktay’la antrenörlüğe başlamasını, Makedonya’dan çıkış öyküsünü, Türkiye’ye geldikten sonra yaşadıklarını, Efes Pilsen yıllarını, hayata bakışını, çok değerli kızlarını, kıymetli anne ve babasını, kitabı ‘yüce’ bir şey hale getiren faktörü, basketboldan neden koptuğunu, bundan sonra ne yapmayı düşündüğünü, Türk basketbolunun geleceğini, A Milli Takımımızı ve benim gibi herkesin de çok merak ettiği ‘basketbola dönüp dönmeyeceği’ konularını uzun uzun konuştuk.

Değerli Okurlar;

Sevgili Oktay ile konuşmamız inanmanızı isterim ki tadı damağımda kalan, heyecan dolu ve ilham veren bir sohbet oldu.

Sohbetin genç antrenörlere, anne-babalara ve basketbolseverler için de esin kaynağı olacağını düşünüyorum.

Sevgili Oktay’la yapmış olduğumuz sohbet;

‘Tutku’ kelimesini çok anlamlı bulup çok değer vermeme rağmen ‘tutku’ kelimesine farklı bir açıdan bakmama,

Sıradanlığın standart hale geldiği günümüzde, ‘sıra dışı’ olmanın önemini tekrar hatırlamama,

Kahvaltı ve yemek sofralarımızda çocuklarımızla neler konuşmamız, neler konuşmamamız gerektiğine farklı bir açıdan bakmama,

Eğitim olayının hava ve su gibi yaşamımızın en önemli ve asla vazgeçilmez bir parçası olduğunu tekrar anımsamama,

Günümüzde ambalajın içerikten çok daha önemli hale geldiğini müşahede etmeme,

Popülist söylemlerin toplumlara verdiği zararları anlamama,

Aidiyet duygusunun yerini nelerin aldığını görmeme,

Başarının bir noktadan sonra gelişmeye neden ket vurduğunu kavramama,

Yaşamda öncelik olarak sıralama yapılacak olursak, 1-9 sıraların ailenin olacağını 10. Sıradan itibaren diğer işlerin geleceğini hatırlamama,

Sevgili Oktay’ın sık sık kullandığı ve benim ilk defa duyduğum ‘rijit’ kelimesinin sohbet sonunda kendisi ile (TDK da ki anlamı kararlı, çelik gibi bükülmez) birebir örtüştüğünü görmeme neden olmuştur.

Değerli Antrenör, Öğretmen, Yönetici Arkadaşlarım ve Okurlarımız;

Bu kadar uzun, nitelikli ve dolu dolu olan sohbeti tek yazıda kaleme almam mümkün değil. O yüzden sevgili Oktay’la olan sohbeti iki ayrı bölümde yazmaya çalışacağım.

Yazımın ilk bölümünde sevgili Oktay’ın ülke basketboluna bakışını, basketbola devam edip etmeyeceğini, A Milli Takımımız hakkında ki düşüncesini, yıllardır çalıştığı ve bir ‘okul’ olarak gördüğü Efes Pilsen’i ele almaya çalışacağım.

İkinci bölümünde ise; sevgili Oktay’ın bir baba olarak hayata nasıl baktığını, aile kavramı hakkında neler düşündüğünü ve genel fikirlerini kaleme almaya çaba sarf edeceğim.

Sohbeti yapmaya karar verdiğimde ne sormalıyım, neleri konuşmalıyım diye sevgili Fatih Söylemezoğlu ile görüş alışverişinde bulundum. Sevgili Fatih’e değerli katkılarından dolayı teşekkür ediyorum.

Sevgili Oktay’ın birçok röportaj isteğini kabul etmediğini, geri çevirdiğini biliyorum. Benimle olan konuşmasının da röportajın çok ötesine geçtiğini belirtmeden geçmek istemiyorum.

Konuşma, spor özelinden çıkıp dünyadaki gelişmeler, hayat, aileler ve yaşanmışlıklarla ile ilgili derin sohbete, anılara varan anlatılara, yıllardır birbirini çok iyi tanıyan iki dostun içten ‘dertleşmesine’ dönüşmüştür.

Öncelikle sevgili Oktay Mahmuti’ye bana olan güveni için çok teşekkür ediyorum.

Basketbol kamuoyunun merakını giderecek sorulara vermiş olduğu yanıtlardaki içtenlik ve samimiyet için şükranlarımı sunuyorum.

Gençlere yol gösterici, aydınlatıcı ve farklı pencereden bakmalarını sağlayacak açıklamaları için ayrıca özel olarak teşekkür etmek istiyorum…

Saygılarımla.

(Devamı gelecek…)

- Reklam-

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

33,250TakipçilerTakip Et
38,158TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

En Son Haberler