Sayın Naci Özonay Yazmış Ama! (İlker Yıldız)

- Reklam-

Sayın Naci Özonay Hocamızın Basketfaul’de yayımlanan “Lütfen Çıkıp Bir Şeyler Deyin” ve “Nefret Aptallara Kaldı: Yeni Dünyanın Gerçekleri” başlıklı yazılarını, bütün basketbolseverlerin tekrar tekrar ve dikkatle okumasını önemle rica ediyorum. Ayrıca bu yazılarla ilgili kendi düşüncelerinizi gerek yazıya yorumda bulunarak gerekse de şahsi sosyal medya hesaplarınızdan paylaşımlar yaparak katkıda bulunmanızın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü, maalesef konunun asıl muhataplarından beklenen katkının gelmediğine üzülerek şahit oluyoruz. Eğer gerekli duyarlılık ve çaba gösterilmiş olsaydı, ülke basketbolumuzda yaşanan ve gün geçtikçe derinleşen sorunlar yumağı bu haddede olur muydu, bilemiyorum!…

Naci Özonay Hocamız ile ülke basketbolumuzun durumu hakkında birçok kez telefonda görüşme imkanım oldu. Her ikimizin de ülke basketbolumuzun sorunları ve sorunlarına çözümler ile ilgili düşünceleri birbirine çok yakın. Belki de her ikimizin de eğitimci olmamız bunda en önemli etkenlerin başında geliyor. İlkokuldan başlayarak, okulların merkeze alınmadığı bir anlayışla ülke basketbolumuzun gelişimini düşünmenin mümkün olmadığını her ikimiz de defaatle yazılarımızda belirttik, konuşmalarımızda zikrettik.

Basketbolun ülke geneline yayılması ve basketbolcu havuzunun genişlemesi için muhakkak okullara inmek gerekiyor. Çünkü okullardan başka, genç basketbolcu adayları bulmak için daha iyi bir kaynak olamaz. Kulüplere veya spor okullarına başvuran çocukların gerek basketbola fiziksel yatkınlık olarak gerekse de yetenek açısından sayısı çok sınırlı kalırken, ülke basketbolumuz adına okullardaki neredeyse sınırsız kaynaktan yararlanamamak ise çok büyük eksikliktir.

Ülke basketbolumuz her geçen gün kan kaybetmekte… Çünkü;

– Ülke basketbolumuz her açıdan gün geçtikçe değer üretmekten uzaklaşıp, tüketici basketbol ülkesi konumuna düşmektedir.

– Ülkemizde basketbol sadece 4-5 ille sınırlı kalırken, başta Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgelerimizdeki iller olmak üzere birçok ilimizde altyapı ligleri dahi oynanamaktadır.

– Profesyonel basketbol liglerimizde üst düzey performans gösteren genç yeni yüzlere hasret kaldık.

– Kulüplerimizin birçoğu sürdürülebilirlikten uzak ve popülist anlayışla yanlış yönetildiği için, finansal açıdan zor durumlarla karşı karşıyalar ve ligin sonunu zor getirdiler, belki de gelecek sezon birçok kulübümüz profesyonel basketbol liglerindeki faaliyetlerine son verecekler.

– Alt yaş kategorilerinde (U14, U16, U18) düzenlenen Türkiye Şampiyonaları’nda oynanan müsabakalardaki basketbola baktığımızda, geçmiş yıllara göre hiç olmadığı kadar nitelik yönünden büyük düşüş yaşandığını üzülerek görmekteyiz.

– Türkiye Basketbol Süper Ligi (BSL) tarihinde ilk kez yerli oyuncu sayımız, yabancı oyuncu sayısından daha azdı ve bu durum BSL tarihinde kötü bir ilk olarak bu sezon yaşandı. “Yerli ve Milli” anlayışın önem kazandığı bir dönemde, BSL’de yabancı oyuncu sayısının yerli oyuncu sayısından ilk kez fazla olması çok manidar değil mi?…

– A Milli Takımlarımız son 30 yılın en başarısız dönemini yaşıyorlar ve geleceğe umutla bakmamız adına da üst düzey genç oyunculara maalesef sahip değiliz, belki de bu günümüzü de ileride mumla arayacağız.

– Ülke basketbolumuzu yöneten ve yönlendirenler (TBF yöneticileri, TÜBAD, TBF Eğitim Kurulu, kulüp yöneticileri, basın, antrenörler ve diğer paydaşlar) ülke basketbolumuzun sorunlarına çözüm üretmekten maalesef uzaklar.

– Yetki sahibi olanların birçoğu ülke basketbolumuzun sorunlarının çözümü adına okullara ulaşmanın ne kadar önemli olduğunun farkında değiller. Bunda öğretmen kökenli olanların yeterli sayıda olmamasının büyük bir eksiklik olduğunu düşünüyorum.

– Burnunda kıl aldırmayacak şekilde gerçekleştirilen antrenör kurslarından, coğrafi bölgeler arasında yaşanan uçurumlardan ve eski profesyonel basketbolculara (özellikle de A Milli Takım seviyesinde oynamış olanlara) daha yakın bir antrenörlük eğitim anlayışından acilen vazgeçilmelidir.

– Basketbolu tutkuyla seven ve meraklı olan “Sınıf Öğretmenleri” başta olmak üzere, Beden Eğitimi Öğretmenlerinin ve diğer branş öğretmenlerinin muhakkak basketbolun içerisine çekilmesi gerekiyor. Bunun yolu da antrenör belgelendirme sisteminin revize edilmesi ve basketbola tutkuyla bağlı olan öğretmenlerin (çoğu da bunu severek ve gönüllü olarak yapacaktır), basketbola birçok öğrenci sporcu kazandırmasının yolunu sağlayacak bir antrenör eğitimi sisteminin hayata geçirilmesinden geçmektedir. Özellikle Milli Eğitim Bakanlığında çalışan ve basketbolcu havuzuna öğrenci sporcu kazandıracak istek ve merakta olan öğretmenlere farklı bir antrenörlük belgesi ve eğitimi sunulmalıdır. Bu öğretmenlerin çalıştıkları ilkokuldan, ortaokuldan veya liseden okul takımları çıkarabilmeleri ve bu takımlarla yerel lig müsabakalarına da zorluk çıkartılmadan katılabilmelerine imkan sağlanmalıdır. Bu sağlandığında gerek okullarda gerekse de her bir ilimizde basketbola olan ilginin ve sporcu sayısının bir anda nasıl arttığına hep birlikte şahit olacağız.

– Nicelik yani oyuncu sayısı artmadan ve oyuncu havuzu genişlemeden, nitelik yani üst düzey oyunculara ulaşmak da çok sınırlı kalacaktır. Değerli TBF Eğitim Kurulu üyelerinin maalesef birçoğu (Sayın Hakan Yavuz hariç) benim gibi eğitimcilerin sundukları çözüm önerilerini hatta bizleri anlamadıklarına üzülerek şahit olduğumu ifade etmek zorundayım. Maalesef TBF Eğitim Kurulu, eğitimcilere yabancılaşmış durumda, daha da üzücü olanı ise eğitimcileri anlayamamaktalar.

Ülke basketbolumuzda yaşanan en büyük sorunların başında zihniyet meselesi gelmektedir. Maalesef ülke basketbolumuzu yöneten ve yönlendirenler ne kadar iyi niyetli olsalar da zihniyet olarak ve dolayısıyla da eylem olarak çok konformistler. Bir eğitimci gözüyle olaylara yaklaşamamakta ve uzun vadeli kalıcı çözüm önerileri yerine, kısa vadeli ve uzman körlüğüne saplanmış alışkanlıklarla günümüz sorunlarına çözmeye çalışmaktadırlar. Bu da çözümden çok, sorunların artmasına sebep olmaktadır.

Naci Özonay Hocamızın, 20 Mayıs 2025 tarihinde Basketfaul’de kaleme aldığı “Lütfen Çıkıp Bir Şeyler Deyin” başlıklı yazısına, muhataplarından henüz bir karşılık geldiğine tanık olmadım. Ben de bu değerli yazı aradan yaklaşık iki hafta geçmesine rağmen herhangi bir karşılık bulamayınca ve bugünkü değerli yazıyı da okuyunca, katkıda bulunmak istedim. Bu sayede ülke basketbolumuzda bir yapıcı eleştiri kültürünün ve çözüme odaklı bir anlayışın gelişmesine vesile olacağımızı düşünüyorum. Ülke basketbolumuzda yaşanan bu olumsuz süreçten bütün basketbol paydaşlarının sorumlu olduğunu söylemeye gerek var mı, bilemiyorum! Şahsım adına bu sorumluluğu derinden yaşadığımı ifade etmek isterim.

Her şey Türk basketbolu için. Her şey A Milli Takımlarımız için. Herkesin mübarek Kurban Bayramı’nı tebrik eder, saygılar sunarım…

- Reklam-

6 YORUMLAR

  1. Sn Yıldız yazınızı çok içten ve samimi bir şekilde kaleme almışsınız. Değerli olduğunu düşünüyorum. Ortak derdi basketbol olan bir çok yazıda olduğu gibi önemli noktalara çözüm önerileri ile birlikte değindiniz. Çok önemli olduğuna inandığım ancak dillendirilmesinden itina ile uzak durulduğuna inandığım önemli bir konuyu da ben eklemek isterim. Antrenör bir eğitimcidir, öğretmendir, rol modeldir, yarışmaya/rekabete hazırlayandır, yarıştırandır. Gençleri ve çocukları şekillendire kişidir. Üstlendiği rolleri ve sorumlulukları burada yazacak olsam sayfalar sürer. Ülkemizdeki antrenör kurslarında hep geçiştirilen, en üst düzey antrenörlerimizin dahi gözardı ettiği, her sezonda çiğnediği antrenörlük etik kurallarına hiç değinilmiyor. TBF’nin bu konudaki bir sayfalık eksik ve baştan savma bir şekilde hazırlanmış belgesi bile bize teknik, planlama ve organizasyon konularının yanında etik konusunda çok geride kaldığımızı gösteriyor! Unutmamamız gereken şey konumuzun merkezinde insan yetiştirmek olduğudur. Bu listenin başında ise etik gelir. Bi zahmet TBF’nin eksik ve baştan savma antrenörlük etik kural belgesi okunsun sonra yalnızca bu sezonda her kategoride yaşanılan olumsuzluklar bir göz önüne getirilsin. Ne demek istediğim daha iyi anlaşılır. Bu arada basketbolumuz için etik konusunda zincirin halkası çok uzun yıllar öncesinden zayıflayıp kopmuştu! Eleştirimin yalnızca son dönem mevcut federasyon yönetimine olmadığını belirtmek isterim. Daha gerilere gidelim….

  2. Sayın hocam
    Mevcut durumu zaten herkes biliyor.

    Yeni sistem üzerine yazılar yazilmasi ve harekete geçirecek yazılar yazilmasi
    Daha faydalı olacaktır.

    Yeni Üniversite ligi kurulması
    UNİLİG organizasyonu kaldırılacak mı
    Yoksa paydaş mi olacak…

    Hangi kurallar ile kurulması
    Özel üniversiteler ve devlet üniversiteleri ayrı ayrı mı olacak

    Sporcu hakları neler olacak

    Yönetim sekli
    Federasyonlar yönetimde yer alacak mı almayacak mi
    Karar alıp verme sekli
    Gelir gider yönetimi

    Branşlara özgü uygulamalar
    Yayın hakları
    Kulüplerle işbirliği olacak mı olmayacak mı

    Üniversite ligi antrenör hakları
    Hangi branşlarda profesyonellik olacak
    Hangi branslarda profesyonellik olmayacak

    Üniversite ligi hangi tarihlerde oynanacak

    Bunlar üzerine yazılar yazilmasi daha iyi olacaktır.

    Bunların hepsi başlı başına bir yazı konusu.

    İcraat gerekiyor

  3. Yazı falan yazılmasına gerek yok. Tepedekiler bu sorunları bilmiyor mu? Ama icraate geçmiyorlar. Tek etik artık para. Bahis skandalları, antrenör rüşvet skandalları … Hepsi örtbas ediliyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

33,250TakipçilerTakip Et
38,158TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

En Son Haberler