Değerli Antrenör, Öğretmen, Yönetici Arkadaşlarım ve Okurlarımız;
Sevgili Murat Özyer’in ‘Puzzle’ı Yapan Tarihe Geçer’ başlıklı yazdığı yazıya görüşlerimi belirteceğimi ifade etmiştim. ‘Tarihe geçmek’ gibi bir niyetim yok, ancak aklım erdiğince bir şeyler belirtmeye çalışacağım.
Sevgili Murat, kaleme almış olduğu yazıda;
‘Bu sistemin lideri elbette Türkiye Basketbol Federasyonu’dur, ama tek sorumlu değildir, çocuklarımızı basketbolla tanıştıran basketbol okulları var, kulüpler var, okul sporları var’ diyerek görüşünü belirtmişti.
Ben de önemle ‘basketbol okullarını’ ve ‘basketbol okullarının sorumlusunun’ kim olduğunu konu olarak ele almak istiyorum.
Ülke basketbol altyapısının %99’unu basketbol okulları oluşturmaktadır. Ve maalesef 9-15 yaş aralığındaki çocuklarımız bu platformlarda kontrolsüz bir şekilde basketbol eğitimi! almaktadırlar. Basketbol okullarının önemli bir kısmında eğitimi yetersiz hatta antrenör belgesi bile olmayan çocuk sayılacak gençlerin ülke basketbolunun geleceği olan çocuklarımıza basketbol eğitimi verdiğini hepimiz çok iyi bilmekteyiz.
Bu eğitim maalesef sadece basketbol eğitimi ile de sınırlı değildir. 9-10-11-12 yaşlarındaki çocuklarımız eğitim veren hocalarının ağzından çıkan her kelimeyi, davranışı, konuşma şeklinden tutun da, oturup kalkmasına kadar her şeyi doğru olarak kabul edip kopyalamak tadırlar.
Tam da burada sevgili Murat Özyer’in ‘bu sistemin lideri elbette Türkiye Basketbol Federasyonu’dur, AMA TEK SORUMLU DEĞİLDİR!’, ‘şu anki sistemde bu sorulara yanıt verebilecek veya bu işi yapabilecek bir kurum görünmüyor. Çünkü bu alanlar farklı kurumların yetki sınırlarının dışında kalıyor’ cümlelerine geri dönmek istiyorum.
Gerçekten merak ediyorum;
Türkiye Basketbol Federasyonu, T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığı ile Türk Basketbolunun temel yapı taşını oluşturan ‘basketbol okulları’ konusunda ne zaman bir araya gelecek?
Türk Basketbolunun altyapısını oluşturan ‘basketbol okulları’ organizasyonunu Türkiye Basketbol Federasyonu bütünüyle ne zaman yetkisi altına alacak? Ve ne zaman ülkemizde basketbol ile ilgili iyi ve kötü giden organizasyonlardan tam sorumlu olacak?
Sevgili Murat, bir başka paragrafında, velilerin bilinçlendirilmesi gerektiğini ifade etmiş. Kesinlikle çok haklı. Bu spor okullarının bir kısmında ‘vahşice para kazanma arzusu’ üzerine çocuklarımızın maruz kaldıkları davranışları ve yaşadıklarını duydukça tüylerimiz diken diken oluyor.
9-10-11 yaşlarındaki çocuklarımız takım çalışmalarına para ödedikleri gibi, daha iyi olmaları adına ‘özel antrenmanlara!’ çağrılıp aileler bir de orada soyuluyorlar. Bu yaşananları sanırım bir tek ben duymuyorumdur. (Bu yaşlardaki çocuklara özel antrenman! yaptırma konusu yorumunu sizlere bırakıyorum.)
Özel antrenmanlarını da yine takım antrenmanını yaptıran antrenörü yaptırıyor! Bu neye benziyor biliyor musunuz? Okulda matematik dersine giren öğretmeninin öğrencisine sen yetersizsin deyip! özel dersi de kendisinin vermesine ve özel dersi verirken de sınavda soracağı soruları fısıldamasına benziyor. Aslında o matematik hocasına da şunu sormamız gerekir diye düşünüyorum: Hocam bu dersi siz anlatmıyor musunuz?
Değerli Antrenör, Öğretmen, Yönetici Arkadaşlarım ve Okurlarımız;
Basketbol altyapılarımıza baktığımızda BSL ve TBL düzeyinde bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda kulübümüz altyapılarına yatırım yapmaktadır. Bu durumun sorumlusu kim? diye soracak olsam, lütfen “kulüplerdir” demeyelim.
Daha önce de yazdım, maalesef yine yazmak durumunda kalıyorum. 2000-2006 yılları arasında o zamanki adıyla Basketbol Birinci Liginde kulüplerin her yıl altyapılarından A Takımlarına genç oyuncu çıkarma zorunluluğu vardı. Ve bu belli bir yıl içerisinde genç oyuncu sayısı artarak istenilen rakama ulaşmak zorundaydı.
Sormak istiyorum, bu kuralı kim kaldırdı, kulüplerdeki altyapıların, genç oyuncu havuzumuzun yok olup gitmesinden kim sorumlu?
Türkiye Basketbol Federasyonu yine bu kuralı, benzerlerini ve hatta altyapılardaki çocuk sayımızı arttıracak yönetmelikleri yürürlüğe koysa, altyapılarına önem veren kulüpleri ödüllendirse kim, hangi kulüp itiraz edebilir?
Sevgili Murat, puzzle’ı tamamlamak için tek tek parçalara değil, uyuma ve bir araya gelmeye odaklanmalıyız; ancak o zaman tarih yazabiliriz diye çok güzel ifade etmiş.
‘Ubuntu Ruhu’ yazımda sevgili Hidayet’e;
“Muhalif demeden, ben bu insanı sevmiyorum demeden, beni-bizi eleştirmişti demeden, federasyona düşman demeden, ülkemizde yetişmiş olan oyuncu, antrenör, köşe yazarı, düşünür, akademisyenlerle kademeli bir çalıştay öneriyorum” çağrısında bulundum.
Sevgili Murat, sence daha ne yapmalıyım-yapmalıyız? Sana da bir çağrıda bulunmak istiyorum:
Senin bilgine, yetişmişliğine basketbol adamlığına, görgüne gönülden inanan biri olarak benim basketbol adına ne ya da neler yapmam gerekiyorsa lütfen bana söyle.
Ya da benim adıma bir yazı kaleme al ve okuyucularla paylaş. İnan ki yazıyı okumama bile gerek yok. Altına imzamı atarım.
Sevgili Murat, yazımı noktalarken;
“Bir fikri yenmenin tek yolu, ondan daha iyi bir fikir üretmektir.”
SADECE ELEŞTİRMEK DEĞİL, ÜRETMEK SORUMLULUĞUYLA KONUŞMALIYIZ… diye çok doğru bir cümle kullanmışsın.
Sevgili Murat bu cümlede kimleri kastettin bilmiyorum. Ancak beni sadece tenkit yapıp öneri getirmemekle eleştirmeni kabul etmem mümkün değildir. Yazmaya başladığım ilk günden bugüne kadar eleştiriden çok daha fazla öneri getirmeye çalıştım. Maalesef yetkililerden bir yanıt alamadım.
Eleştiri konusuna gelince;
Bugüne kadarki yaşamımda ailemden başlayarak, çalıştırdığım takımlarda ve idarecilik yaptığım kurumda, benden başlamak üzere yapıcı eleştiri ve özeleştiri mekanizmasının sağlıklı işlemesi için büyük gayret sarf ettim.
Yapıcı eleştiri, özeleştirinin ve sağlıklı iletişimin bana ve aileme kazandırdıklarını inan ki saymakla bitiremem.
Değerli Antrenör, Öğretmen, Yönetici Arkadaşlarım ve Okurlarımız;
Mevcut konumumuzu, koltuklarımızı kaybetmemek adına ‘suya sabuna dokunmayayım’, ‘Basketbol Federasyonu ile karşı karşıya gelmeyeyim’, ‘ben eleştiride bulunup kötü olmayayım’ anlayışı maalesef ülke basketbolunu bu noktalara getirmiştir.
Kimin puzzle’ı tamamlayabileceği ve kimin tarihe geçeceği konusuna gelince;
İlgili birimleri, insanları bir araya getirip özgür bir şekilde sağlıklı çalışmalarını sağlayacak olan ve tarihe geçmesi gereken tek kurum…
TÜRKİYE BASKETBOL FEDERASYONU’dur.
Saygılarımla…




Amerika modeli çok açık bir şekilde önünüzde duruyor.
Amerika modelini Türkiye’ye uyarlanmasi yeter
Ama bunu kim yapacak?
Basketbol federasyonu liderliğinde,
Basketbol sistem değişikliği kurulu kurulacak ve çalıştay yapilacak.
Basketbol okullarında lisans hakki olmayacak
Basketbol okulları sadece antrenman satacak
Ve kendi aralarındaki yaptıklariozel ve hazırlık maclarin satacak.
İlkokul ortaokul ve liselerde ve üniversitelerde
Takımlar kurulacak
koçlar ve idareciler buralarda sigortalı çalışacak.
Cumhurbaşkanligi spor ajansı kurulacak
Özel okullar bu işin en önemli paydaşi olacak.
Liseler ligi daha detaylı olacak.
9-10 ve 11-12 sınıflar ayrı liglerde oynayacak.
Daha buraya yazacak çok şey var
Ama
Sayın Murat ozyerin ve sayın naci ozonay in ve diğer isimlerin
Birlik olup basketbolda sistem değişikliği calistayi yapıp TBF GSGM ve MEB ile icraat gecmeleri lazım
Yoksa yazı yazarak, olmaz maalesef.
Siz yazarsanız bizler okuruz.
Ankaralı sevgili okurumuz. Yazdıklarınıza katılmamak mümkün değil.
Umarım ifade ettiğiniz gibi icraata geçeriz.
Sevgilerimle
Bu işler derin devlet işleri eğitim kurumlarına bırakılmaz ülkede
Spor okulu olmasa şu anda Türkiye’de basketbol yok olurdu. Spor okullarinda çalışan çok değerli antrenörler var. Türkiye şampiyonlukları olan,milli takimlarda görev yapmış isimler spor okuluna dönüyor. Çünkü kulüpler antrenöre değer de vermiyor maaş da vermiyor. Antrenörler de geçimini bir şekilde sağlamak zorunda. Liglerde antrenörluk yapan çoğu koç yaz aylarinda bireysel kamplarda. Çünkü yapmazsa hayatını devam ettiremez.