Çarşamba, Şubat 21, 2024
spot_img

Şu Soruyu Sormak İstiyorum (Naci Özonay)

Eğitim Spora Engel mi? Yazımda,

“Ya da anne ve babalar sağlıklı bir mantık yürütecek yaşta olmayan çocuklarından gelen, ‘ben sporcu olmak istiyorum baskılarına-hayallerine “HAYIR” demeyi başaramadığından çocuğunun geleceğini belirleyecek olan eğitim hayatını da ihmal etmişlerdir.” diye bir durum tespiti yapmıştım.

Değerli Antrenör, Öğretmen ve Yönetici Arkadaşlarım,

Okul idareciliği yapmış olduğum yıllarda anne ve babalarda görmüş olduğum sıkıntılardan ikisini çok önemsiyorum. Bunlardan ilki çocuklarına ‘HAYIR’ demeyi başaramamaları ve ikincisi de ‘hocam çocuğuma kıyamıyorum’ demeleriydi.

Anne ve babalarımıza göre çocuklarına hayır diyememenin farklı bir sürü nedeni var.

Çocuklarının üzülmelerini istememeleri,

Ben yaşayamadım çocuğum yaşasın düşüncesi,

Akranlarından eksiği olmasın endişesi gibi birçok sebebi-mazereti yazabiliriz.

Bunlardan ayrı olarak bir kısım anne babanın hayır diyememe nedeni ‘isteğini yapayım da yakamdan düşsün’ düşüncesi, yani o an ‘çocuğu başımdan savuşturayım’ mantığıdır diye düşünmekteyim.

Yadigar Işıldar’ın yazmış olduğu ‘Kıyamıyorum Derken Aslında Çocuğunuza Kıyıyor musunuz?’ Kitabında Kapadokya Üniversitesi Öğretim Görevlisi Demet Vadi’nin bu konu ile ilgili görüşleri şöyle;

“Çocuklarımız hayattaki en değerli varlıklarımız, hepimiz böyle tanımlarız. Burası su götürmez bir gerçek. Bu nedenle de çocuklarımız için elimizden gelenin en iyisini yaparız. Ancak ‘en iyisi’ konusunu açmak gerekiyor. Her isteği anında yerine getirilen çocuklar hayatta pek çok zorlukla karşılaşırlar. Her şeye kolaylıkla sahip olabilen çocuklar isteklerinin peşinde koşma gereği duymadıkları gibi zorluklarla baş edebilmeyi öğrenemezler. Üstelik sahip oldukları şeylerin de değerini genel olarak bilmezler.

Ben yaşayamadım çocuğum yaşasın, bana alınmadı, ben ona istemese de alayım düşüncesiyle çocuğun her istediğini yapmak, mutlu olamayan, doyumsuz bireylerin yetişmesine yol açar. Kendi hayal kırıklıklarımızı çocuğumuza yansıtmadan, onu gerçek hayatın içinde kendi ayakları üstünde durabilmeyi öğrenmesine fırsatlar vererek yetiştirmek ona ‘KIYMAK’ anlamına gelmiyor. Asıl her dediğini yaparak hayata hazır hale getiremezsek ona kıymış oluruz. Bebekliğinden itibaren hayal kırıklıkları ve hayır cevabıyla baş etmeyi de öğrenmek zorundalar.

Yeri geldiğinde zorlukların karşısında vazgeçmemeyi, çaba sarf etmeyi, yeri geldiğinde kabullenip elindekilerle mutlu olmayı ancak böyle öğrenebilirler.”

Değerli Antrenör, Öğretmen ve Yönetici Arkadaşlarım,

Aslında ‘HAYIR’ diyememenin altında yatan en önemli nedenin, anne ve babanın kendi içlerinde iyi bir ‘TAKIM’ olamamaları olduğu gerçeğini kabul etmemeleri ya da bilmemeleridir.

Çocuklarımız isteklerini genelde sözü kime geçecekse ona yaptığı gerçeğini hepimiz çok iyi bilmekteyiz. Yani bir başka deyişle, çocuklarımız evdeki ‘yumuşak karın’ kimdir bunu çok iyi bilmektedirler.

Takım olmak:

Bu durumda, anne ve babaların çocuklarından gelen isteklerin tamamında çocuklarından süre isteyip, bu isteğini annen ya da babanla konuşacağım deyip, çocuğunun olmadığı ortamda konuyu eşiyle konuşması gerekir. Anne babalar şunu unutmamalı, birinin hayır dediğine diğerinin evet demesi, o aile için ileride meydana gelecek sıkıntıların ana nedeni olacaktır. Anne ve babalar tek ses olmalı ve çocuklarımızı ikileme sokacak her türlü durumdan kaçınmalıdır.

Çocuğumuz anne ve babasının vereceği kararı bekleyeceği zaman içerisinde hem sabretmeyi hem de anne ve babanın tek ses olarak geri döneceğini, yani iyi bir takım olduklarını görmüş olacaktır.

Şunu da belirtmek gerekir ki, anne ve babaların ne olursa olsun her şeye hayır demeleri çocuğun gözünde hayır kelimesinin değerini yitirmesine ve devamında ‘çocuğumuz hayırdan anlamıyor’ diye yakınmalarına neden olacaktır. Ve hayır derken de çocuğumuza ne için hayır dediğimizi anlayacağı şekilde açıklamak zorundayız.

Değerli Antrenör, Öğretmen ve İdareci Arkadaşlarım;

Anne ve babaların çocuklarına ‘kıyamaması’ ise ayrı sıkıntılı bir durumdur. Anne ve babaların şunu unutmaması gerekir, çocuklarımızı hayatın gerçeğine uygun yetiştirmemiş sek, biz çocuklarımıza kıyamasak bile hayat çocuklarımıza kıyacaktır. Çocuklarımızın iyilikleri için, kıyamadığımızdan dolayı yapmış olduğumuz birçok şeyin ileriki yaşamlarında çocuklarımıza ve dolaylı olarak anne ve babaya da olumsuz olarak döneceğini bilmemiz gerekir.

Profesör Acar Baltaş, “Çocuklarımızın geçmiş yaşamlarında zorluklar, başarısızlıklar yoksa ve önlerine çıkan engellerde anne ve babaları tarafından kaldırılmışsa, çocuklarımız hayatın güçlüklerine karşı korumasız hale geliyorlar” diye ifade etmektedir.

Biz öğretmen ve idarecilerin, anne ve babalardan kıyamadıkları konusunda en çok duyduğumuz başlıklar şunlar oluyor;

Uyandırmaya kıyamıyorum,

Çocuklarımın isteklerine hayır deyince çocuğum üzülüyor, kıyamıyorum,

Yorulmasına kıyamıyorum,

Biz anne baba olarak çok çektik o çeksin istemiyorum,

Ödevleri çok olduğundan yardımcı oluyorum kıyamıyorum,

Derslerine çalışsın diye evde iş yapmasını istemiyorum,

Bu kadar ‘kıyamıyorum’ cümlesinden sonra, Japonya’da anaokulu yaşındaki çocukların kendi odalarını kendileri temizlediklerini, gittikleri anaokullarında yemekhane ve sınıf temizliklerine katkıda bulunduklarını yazmam nasıl düşecek bilmiyorum.

Profesör Dr. İpek Türktaş, “Çok fazla hayır diyemeyen ebeveyn tanıdım. ‘Kıyamıyorum, hayır diyemiyorum’ en büyük bahaneleri” diye ifade ediyor.

Değerli Antrenör, Öğretmen ve Yönetici Arkadaşlarım;

Başarılı olarak çocuk yetiştirmiş ailelere baktığımızda;

İlgili uzmanlardan destek aldıklarını,

Çocuklarının yaş grubuyla ilgili eğitim kitapları okuduklarını,

Egolarını baskılaya bildiklerini,

Anne ve babanın birlikte karar alabildiklerini ve karar verdikleri konularda ‘kararlı’ olduklarını,

Çocuklarını büyük bir sabırla dinleyebildiklerini,

Hepsinden öte ‘kimin söylediğine değil neyin doğru olduğuna’ baktıklarını, sözün kısası senin dediğin oldu benim dediğim oldu tartışmalarına girmediklerini görmekteyiz

Kısacası anne ve babanın kendi içlerinde iyi bir takım olduğunu görmekteyiz.

Değerli Antrenör, Öğretmen ve Yönetici Arkadaşlarım;

Gülseren Buğdaycıoğlu’nun “doğduğun ev kaderindir” sözü sanırım hepimiz tarafından onay alır.

Yazımı şu soruyu sorarak bitirmek istiyorum.

Değerli anne ve babalar ne istiyor?

Evlatlarının ilk 7-8 yılında yorulup, gerekli emekleri sarf edip, çocuklarını sağlıklı bir şekilde eğitip-eğitim aldırıp, çocuklarına doğru örnek olup, hayata hazırlayıp geri kalan yıllarında tüm ailecek rahat mı etmek istiyor?

Yoksa ilk 7-8 yılını rahat geçirip! geri kalan yıllarında ömür boyu ailecek sıkıntı çekerek mi yaşamak istiyor?

Saygılarımla…

Kaynak: Kıyamıyorum Derken Aslında Çocuğumuza Kıyıyor muyuz? Yadigar Işıldar.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

15,872TakipçilerTakip Et
36,695TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

REKLAMLAR

popüler