Değerli Antrenör, Öğretmen, Yönetici Arkadaşlarım ve Okurlarımız;
Yazılarımı takip eden sevgili okurlarımız ele aldığım konuların büyük çoğunluğunu eğitim olayına ayırdığımı bilirler.
Çünkü;
Eğitim, bir ülke için o ülkenin oksijeni gibidir.
Eğitim, insanlar için yaşamsal bir olaydır.
Eğitim olayını ciddiye almayan ülkeler, toplumlar bunun bedellerini çok ağır bir şekilde öderler.
Bugün ülkemizde sıkıntı yaşadığımız hangi konu varsa, sorunun temeline indiğimizde karşımıza o alandaki yetersiz eğitimlerin çıktığını hep birlikte görmekteyiz.
Son 15-20 yıldır anne ve babaların bir kısmının ‘basketbolcu’ olup geleceklerini kurtaracakları hayaliyle! Evlatlarının almaları gereken temel eğitim ve öğretimleri aksattıklarına, hiçe saydıklarına büyük bir üzüntüyle şahit olmaktayız.
Çocuklarının geleceklerini-kurtuluşlarını! Basketbolcu olma hayali üzerine inşa etmeye karar vermiş olan anne ve babaların bu uğurda gözlerini karartarak etik olmayan bir sürü davranışı yaptıklarını salonlara giden herkes büyük bir üzüntüyle yakından görmektedir.
Anne ve babaların çocuklarının basketbol başarısı uğruna, bırakın rakip takım oyuncusunu kendi takım arkadaşını bile yok sayan, tanımayan bir anlayışta hareket ettiklerine, ağza alınmayacak sözler sarf ettiklerine, sahaya inip rakip oyuncuları-çocukları dövmeye kalktıklarına ve ‘kontrolsüz bir güç’ haline geldiklerine ibretle şahit olmaktayız.
Çocuklarımızın %95’inin basketbol sporuna ne yazık ki ‘Basketbol Okulları’ ile başladığını bilmekteyiz. Basketbol eğitimi almaya giden çocuklarımızla birlikte anne ve babaları da yetersiz eğitimler almış ya da eğitimsiz bir grup genç antrenörün elinde yanlış bilgilendirilip yanlış yönlendirilmektedirler.
Basketbol okulları da hiçbir kurum tarafından denetime tabi tutulmadığı gibi ülkemizin geleceği olan çocuklarımızla 1:1 temas kuran genç antrenörlerin eğitim gelişimleri de takip edilmemektedir.
Basketbol okullarının bir kısmında, veliler çocuklarının milli takımlarda yer alacakları, NBA’de bile oynayabilecekleri vaatleriyle ‘bireysel antrenman’ kisvesi altında soyulmaktadırlar.
Yine bir kısım çocuğumuzda takıma girebilme, daha fazla oyun süresi alabilme adına ‘bireysel antrenmana’ yönlendirilip fazladan para ödemeye zorlanmaktadırlar.
Kısacası bu spor okullarında ve bireysel antrenmanlarda çocuklara ve ebeveynlere ‘HAYAL SATILMAKTADIR.’
Sevgili okurlar; çocuklarının kurtuluşunu basketbolcu olmalarına endekslemiş anne babaların yanına, kazanacakları para uğruna etik değerleri yok sayan, eğitimden bihaber bir kısım kurum ve antrenörü de ekleyince, ortaya Türk basketbolu adına sıkıntılı ve utanç verici bir tablo çıkıyor.
Değerli Antrenör, Öğretmen, Yönetici Arkadaşlarım ve Okurlarımız;
Çocuk biyolojik bir varlık olarak dünyaya geldiğinden itibaren ilk eğitimini anne ve babadan almaya başlar. Aile toplumun en küçük ama en önemli yapı taşıdır. Bu çerçevede anne ve babaların çocuklarına verdikleri eğitim ve mesajlar da büyük değer taşımaktadır.
Bugün basketbol sporu ile uğraşan evlatlarımızın çok azı sporcu, antrenör, idareci, hakem olarak basketbol sporu ile uğraşmaya devam edecektir. Geleceğin annesi ve babası olacak olan bugünün çocuklarının büyük çoğunluğu ise ellerinden tutup getirdikleri evlatlarıyla tribünlerde basketbol seyircisi olacaklardır.
Bu bağlamda nitelikli bir basketbol ailesi oluşturabilmek için, sporcu anne ve babalarının eğitilmeleri büyük bir önem taşımaktadır…
Bu eğitimlerde anne ve babalara öncelikle ‘iyi bir insan olmanın önemi ve sporun ne olduğu’ anlatılmalı. Sonrasında ise çocuklarını bekleyen gelecek yaşam hakkında bilgilendirmeler yapılmalı. Basketbolu öğretmek, tanıtmak ve anlatmak ise bunlardan sonra ele alınmalıdır…
‘Beyaz Zambaklar Ülkesinde’ kitabı büyük deha Mustafa Kemal Atatürk’ün okumamızı istediği kitaplardan biridir.
Kitap; Finlandiya’da ki elverişsiz doğa koşullarına rağmen verilen büyük mücadele sonunda eğitimin; kültürel yönden, iş yaşamı açısından, ekonomi yönünden toplumu nasıl dönüştürdüğünü, bir ulusun eğitimle sorunlarından kurtulup nasıl ayağa kalktığını anlatmaktadır.
Bu saptamalara ve Finlandiya örneğine bakarak tüm ilgililere bir soru sormak istiyorum:
Basketbol sporu ile uğraşan çocuklarımızın “ANNE ve BABALARINI KİM EĞİTECEK?”
T.B.F Eğitim Kurulunun böyle bir görevi olmadığını bilen biri olarak Eğitim Kuruluna bir çağrıda bulunmak istiyorum:
“Ülke çapında seferberlik ilan ederek sporcu anne ve babalarının eğitilmesini öneriyorum”
Bu önerimin hiç kolay bir iş olmadığını, çok yorucu olduğunu, büyük sabır istediğini bir eğitimci olarak çok ama çok iyi bilmekteyim.
Basketbol okulları ve alt yapılarda yaşanan skandala varan olayların en çok Basketbol Federasyonumuzun başını ağrıttığını! Göz önüne aldığımızda, anne ve baba eğitimlerine zaman geçirmeden bir an önce başlanması gerektiğini düşünmekteyim.
Bu meşakkatli ‘EĞİTİM’ önerimin maddi yönden Basketbol Federasyonu’na yük getireceğini biliyorum. Ancak hiçbirimiz Socrates’in eğitim konusundaki şu sözünü yabana atmamalıyız:
“EĞİTİMİN PAHALI OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORSANIZ CEHALETİN BEDELİNİ HESAPLAYIN”
Saygılarımla…




Haklısınız fakat en önemlisi 27 yılımı basketbola vermiş birisi olarak (5 yıl süperlig, 15 yıl TBL 0 TB2L milli takım dereceleri yani biz bu basketboldan hiçmi eğitim almış olmuyoruz. Yeni yönetmeliğe göre benimle topu ilk defa eline alan aynı bacak arası arkadan yön değiştirme yapabiliyosa antrenör olabilir kafası bana çok saçma geliyor. E kademe için teknik yeterlilikten bile muaf değilsin. TRAJİKOMİK. basketbolu bıraktım eğitim verenlere eğitim verecek durumdayım ama u12 bile çalıştıracak hakkı görmüyolar. Ne bekliyosunuzki federasyondan
Anne babalardan önce kulüp idareci yönetici menajer ve antrenörlerin ciddi anlamda eğitilmesi özellikle pedagojik olarak şart hem çocuklar hem aileler aldıkları baskı ve mobingden panik atak derecesinde psikolojik depresyonlarla karşı karşıya kalabiliyor.