MİLLİ TAKIMDA OYUNCU HAVUZU DARLIĞI
Sayın Ergin Ataman yönetiminde A Milli Erkek Basketbol Takımımız FIBA 2027 Basketbol Dünya Kupası Elemeleri 1. Tur C Grubu’nda oynadığı 4 maçını da kazanma başarısı gösterdi. Milli Takımımız sırasıyla; 27 Kasım 2025’te evimizde Bosna Hersek’i 93-71, 30 Kasım 2025’te deplasmanda İsviçre’yi 85-60, 27 Şubat 2026’da deplasmanda Sırbistan’ı 82-78 ve son olarak da 02 Mart 2026’da evimizde Sırbistan’ı 94-86 yenmeyi başardı. Özellikle Sırbistan’ı her iki maçta da yenmemiz çok önemliydi.
Bu sonuçlarla milli takımımız 1. tur maçlarının bitimine iki maç kala (02 Temmuz 2026 Bosna Hersek ve 06 Temmuz 2026 İsviçre), 2. Tura yükselmeyi garantiledi. İlk turda alınan galibiyetler, ikinci tur grup aşamasına da yansıdığı için kalan maçlarımızında da alacağımız galibiyetlerin büyük önemi olacaktır.
FIBA 2025 Avrupa Basketbol Şampiyonası’nda elde edilen ikincilikten (8G – 1M) sonra, FIBA 2027 Basketbol Dünya Kupası Elemeleri’nde de gelen iyi sonuçlar A Milli Takımımızın istikrarlı başarılar elde etmesi açısından da çok önemli bir yola girdiğinin göstergesi olarak kabul edilebilir. Bu açıdan, TBF yöneticileri başta olmak üzere, başantrenörümüz Sayın Ergin Ataman’ı, teknik ekibi (Nedim Yücel – Genel Menajer, Osman Sarısoy – Menajer, Fikret Yakup Sekizkök – Yardımcı Antrenör, Cenk Yıldırım – Yardımcı Antrenör, Ender Arslan – Yardımcı Antrenör, Gökhan Turan – Yardımcı Antrenör), oyuncularımızı ve emeği geçen herkesi can-ı gönülden kutluyorum.
FIBA 2027 Basketbol Dünya Kupası Elemeleri 1. Turunda milli takımımızda, FIBA 2025 Avrupa Şampiyonası’ndaki kadrosunda, sezonu NBA’de geçiren Alperen Şengün ve Adem Bona zorunluluktan dolayı yer alamadı. Sırbistan’da ise Avrupa Şampiyonası kadrosundan sadece 1 oyuncu, Dünya Kupası Elemeleri kadrosunda yer aldı.
İSTİKRAR ZORUNLULUKTAN KAYNAKLANDI
Ayrıca millilerimizde sakatlığından dolayı kadroda yer alamayan Shane Larkin’in yerine, Tarık Biberoviç devşirme oyuncu olarak Dünya Kupası Elemelerinde kadroda yer aldı. Yine sakatlığından dolayı Kenan Sipahi de kadroda yer alamadı. Avrupa Şampiyonası kadrosunda yer alan 12 oyuncumuzun sadece 4’ü, Dünya Kupası Elemelerinde yer almadılar. Bunu nispeten milli takımımızda kadro istikrarı açısından önemli bir yol kat edildiğinin göstergesi olarak kabul etmeliyiz. Ancak, bu kadro istikrarının bir zorunluluktan kaynaklı olduğunu da üzülerek söylemek zorundayız. Çünkü, gerek sakatlıklardan gerekse de teknik kadro tercihinden dolayı milli takım kadrosunda yer alamayan ama ligimizde iyi performans gösteren birkaç yerli oyunucumuz (Doğuş Özdemiroğlu, Melih Mahmutoğlu, Egehan Arna, Berk Demir) dışında, A Milli Takımımızda yer alabilecek yerli oyuncunun olmadığını da üzülerek görüyoruz.
A Milli Erkek Basketbol Takımımızın gerek son FIBA 2025 Avrupa Erkekler Basketbol Şampiyonasında elde ettiği ikincilikle, gerekse de FIBA 2027 Basketbol Dünya Kupası Elemeleri’nde Sırbistan’ı iki maçta da yenerek dörtte dört yaparak elemelerin ikinci aşamasına çok önemli puanlar taşımasıyla hepimiz hem gurur duyduk hem de mutlu olduk. Ancak şunu da belirtmemiz gerekiyor ki, ülke basketbolumuzda A Milli Takımlar düzeyinde oyuncular maalesef son 4-5 yıldır yetişmiyor. En son 2002 doğumlu Alperen Şengün’den sonra üst düzey bir tek oyuncu yetiştiremedik.
Milli Takımımızda süre ve sorumluluk anlamında öne çıkan oyuncularımıza baktığımızda yıllardır: Alperen Şengün (2002), Cedi Osman (1995), Sertaç Şanlı (1991), Ercan Osmani (1998), Ömer Faruk Yurtseven (1998), Şehmus Hazer (1999), Onuralp Bitim (1999), Furkan Korkmaz (1997), James Metecan Birsen (1995), Kenan Sipahi (1995) gibi hep aynı isimler olduğunu görüyoruz. Son 3-4 yıldır A Milli Takımımızın ana rotasyonuna giren Adem Bona (2003) dışında bir tek genç oyuncunun olmadığını üzülerek görüyoruz.
SÜRE ALANLAR 30’UNUN ÜZERİNDE
EuroCup’ta ve EuroLeague’de takımlarında süre alan yerli oyuncularımıza baktığımızda birçoğu 30 yaşında veya üzerinde. A Milli Erkek Basketbol Takımımızın geçtiğimiz günlerde oynadığı FIBA 2027 Basketbol Dünya Kupası Elemeleri’ndeki aday kadrosunun yaş ortalaması: 29-30 yaş. Ana rotasyonda yer alan oyuncularımız arasında en genç olanı şu an için devşirme statüsünde oynayan 2001 doğumlu Tarık Biberoviç. Umarım Tarık Biberoviç en kısa sürede hak ettiği şekilde yerli oyuncu statüsüne kavuşur.
85 MİLYONDAN OYUN KURUCU YETİŞTİREMEMEK BÜYÜK BAŞARI !
A Milli Erkek Basketbol Takımımızda son olarak Malachi Flynn’in devşirme statüsüne alındığını ve son 10-15 yıldır üst düzey oyun kurucu yetiştirememekten dolayı; Bobby Dixon, Shane Larkin, Scottie Wilbekin, gibi çoğunlukla Amerikalı oyuncuları devşirme yoluna gitmek zorunda kalışımızı da kabullenmek zor olsa gerek. 85 milyonluk bir ülkeden üst düzey oyun kurucu yetiştirememek büyük bir başarı olsa gerek! Daha da kötüsü bu durumu ülke basketbolumuz adına normal kabul etmek de anlaşılır gibi değil.
NCAA YANLIŞ TERCİH
En üst profesyonel ligimiz olan BSL’de son 3-4 yıldır ön plana çıkan, gelecek adına çok önemli potansiyele sahip olduğunu düşündüğümüz ve sonrasında da A Milli Takımımızda önemli sorumluluklar alacak bir tek oyuncumuz bile yok. A Milli Takımımızın geleceği adına önemli sorumluluklar üstleneceği düşünülen Berke Büyüktuncel (2004) ve Emre Melih Tunca (2005) gibi oyuncuların BSL’de önemli süre ve sorumluluklar almaya başlamışken, ABD’ye gitmeleri ve NCAA’i tercih etmelerinin ne derece yanlış olduğunu da üzülerek görüyoruz. Maalesef bu iki oyuncumuz da şu an NCAA takımlarında bile süre ve sorumluluk almakta zorluk yaşıyorlar ve A Milli Takım seviyesinden güç geçtikçe uzaklaşıyorlar.
KADIN MİLLİ TAKIMIMIZDA ÇOK ŞEY DEĞİŞMELİ
A Milli Kadın Basketbol Takımımızın, ev sahipliğimizde oynanan FIBA 2026 Kadınlar Dünya Kupası Eleme Turnuvası’nda 5 maçtan sadece 2’sini kazanması (Kanada ve Japonya), bizle oynadıkları ve yendikleri maç dışında maç başına ortalama 25 sayı fark yiyerek eleme grubunu tek galibiyetle sonuncu sırada tamamlayan Arjantin ve finallere gitmeyi garantilemiş olsak da son oynadığımız Macaristan maçlarındaki oyunumuz kadro kalitemize hiç yakışmadı.
Başantrenörümüz Andrea Mazzon (1966, İtalya) henüz takımın başına yeni gelmiş olsa da, milli takımımızın FIBA 2026 Kadınlar Dünya Kupası Eleme Turnuvası’nda ortaya koyduğu performans pek de kabul edilebilir değildi. Sonuçta her ne kadar teknik kadro yeni olsa da, oyuncu kadrosu uzun süredir bir arada oynayan oyunculardan kuruluydu. Oyuncuların maçlardaki bu derece takım oyunundan kopuk, savunmada isteksiz, yardım savunmalarında geç kalan, kat savunmalarında oyuncu kaçıran, iki pasla hücum eden, hücumda paylaşmayı unutan gibi, birçok hatanın yapıldığı bir takım izletmelerine hakları olmadığını düşünüyorum.
KULÜP TAKIMLARINDA SÜRE ALAMAYANLAR
Her ne kadar kadroda yer alan oyuncularımızın birçoğu kendi kulüp takımlarında Avrupa kupaları başta olmak üzere önemli maçlarda süre ve sorumluluk almadıkları için form kaybetmiş olsalar da, FIBA 2026 Kadınlar Dünya Kupası Eleme Turnuvası’nda belli maçlarda ve belli kısa süreler haricinde ortaya koydukları oyun gelecek adına pek de ümit vermedi.
4 VE 5 YETİŞTİREMİYORUZ
A Milli Erkek Basketbol Takımımızda olduğu gibi A Milli Kadın Basketbol Takımımızda da oyuncu havuzumuz gün geçtikçe daralmaya başlıyor. 85 milyonluk bir ülkeden, A Milli Kadın Basketbol Takımımız adına 4 ve 5 numaralı pozisyonda uzun oyuncu yetiştiremememiz kabul edilir olmasa gerek. Uzun yıllardır Nevriye Yılmaz, Bahar Çağlar, Yasemin Horasan, Tuğçe Canıtez gibi bir tek üst düzey uzun oyuncu yetiştiremedik. Korel Engin (Cori Enghusen), Nevin Nevlin (Kristen Michelle Newlin), Kuanitra Holingsvorth, Lara Sanders, Teaira Mccowan’dan sonra şimdi de Kennedy Burke’yi devşirme oyuncu olarak milli takımımıza dahil ettik. Kısalarımızda ise kendi kulüp takımlarında önemli maçlarda süre ve sorumluluklar alamamaktan dolayı form durumlarında ciddi anlamda gerilemeler olmuş. Bu neden özellikle A Milli Kadın Basketbol Takımımızda FIBA 2026 Kadınlar Dünya Kupası’na kadar hem oyuncu kadrosunda hem de oyun anlayışında çok şeylerin değişmesi gerektiği çok açık.
TBF yetkililerinin, A Milli Takımlarımızın yakın gelecekte yaşayacağı oyuncu havuzu sorununu geç olmadan şimdiden görmesi ve önlem alması gerekiyor. Bunun en önemli yolu: Yabancı oyuncu sayısının azaltılması, altyapıların tekrardan düzenlenmesi (alan savunması, zone press, toplu oyuncuya perdeleme gibi oyuncu gelişimini engelleyen unsurların ortadan kaldırılması) ve altyapıdan oyuncu yetiştiren kulüplere ciddi anlamda teşvikler vermekle sağlanacaktır.
EUROCUP YARI FİNLİNDE 3 TÜRK TAKIMI
FIBA ile Euroleague Ticari Varlıkları (ECA) arasında yaşanan sorunlar nedeniyle, A Milli Basketbol Takımlarının oynadığı FIBA resmi organizasyonlarının pencere maçları sürecinde birçok üst düzey milli takım oyuncusu bu pencere maçlarında kendi milli takımlarında yer alamadılar ve bu sorun da maalesef devam etmektedir. Gerek FIBA’nın gerekse de Euroleague Ticari Varlıkları (ECA)’nın yaşanan bu sorunun çözümü konusunda uzlaşıya varamaması da çok doğal bir durum olmasa gerek.
Euroleague Ticari Varlıkları (ECA)’n FIBA’dan ayrı kendi organizasyonları olan Euroleague ve Eurocup’ta bu sezon 5 Türk takımımız yer alıyor. Bu 5 Türk takımımızda da yerli oyuncularımızın aldığı süre ve sorumluluklar çok kısıtlı durumda. Bu her iki kupada da temsilcilerimiz her ne kadar önemli başarılar elde etseler de, bu başarılarda çok büyük ölçüde yüksek ücretli sözleşmelerle kadroda yer alan yabancı oyuncular ön planda yer alıyor. Dolayısıyla da bu başarıların, ülke basketbolumuzda değer üretme konusunda ne derece katkı sunduğu da tartışma konusu olmaya devam ediyor. Çünkü yüksek maliyetli yabancı oyuncuların yer aldığı kadrolarla elde edilen başarılar, ülke basketbolumuzda özellikle kulüplerin sürdürülebilirlikleri açısından ciddi sorunlar oluşturmaya devam ettiğini üzülerek görmekteyiz. Önceki yıllarda Avrupa Kupalarında başarılar elde etmiş gerek erkekler gerekse de kadınlar basketbol süper liglerimizde yer alan birçok kulüp takımımızın, liglerden çekildiği ya da alt liglere düştüğünü görmekteyiz.
2025-2026 EuroCup’ta çeyrek finale kalan 3 Türk takımımızın üçü de oynadıkları maçlarda galip gelerek yarı finale yükseldiler. Yarı finalde Beşiktaş GAIN (14G – 5M) – Bahçeşehir Koleji (13G – 6M) ve Türk Telekom (14G – 6M) – Cosea JL Bourg-en-Bresse (Fransa, 14G – 5M) eşleşmeleri gerçekleşti. EuroCup’ta son dört takım arasında 3 Türk, 1 de Fransız takımı yer alıyor. Şampiyon olan takımın gelecek sezon EuroLeague’de yer alacak olduğunu düşündüğümüzde, EL’de başarı elde etme adına bu takımımızın çok daha yüksek meblağlı yabancı oyuncular ile kadrosunu güçlendireceği ama bir o kadar da altyapısını ihmal edeceğini söylemek de zor olmasa gerek.
ALTYAPILARINDAN TEK OYUNCU YOK
Çünkü EuroCup’ta yarı final oynayacak olan üç takımımızın da maalesef kendi altyapısından yetiştirdiği ve ana rotasyonda yer alan bir tek oyuncusu bulunmuyor. EL’ye katılmaları durumunda altyapılarına daha doğrusu öz kaynaklarına geçmişte olduğundan daha da az odaklanacakları da bir gerçek!…
Üç temsilcimiz, EuroCup’ta 10’ar takımlı iki grup olarak çift devreli oynanan lig aşamasından itibaren oynadıkları toplam 58 maçta: 41 galibiyet ve 17 mağlubiyet ile %70,69 galibiyet yüzdesi elde ettiler.
Bahçeşehir Koleji, tek maç üzerinden oynanan çeyrek final maçında Romanya temsilcisi U-BT Cluj-Napoca’yı 75-72 mağlup ederken, bu maçta Türkiye A Milli Basketbol Takımımızda oynama statüsüne sahip hiçbir oyuncunun süre almadığını görüyoruz.
Beşiktaş GAIN’in İtalyan temsilcisi Dolomiti Energia Trento’yu 77-76 yenerek elediği maçta ise temsilcimiz Beşiktaş GAIN’de sadece iki yerli oyuncunun (Berk İbrahim Uğurlu-1996 ve Yiğit Arslan-1996) toplam 40:19 dakika süre aldıklarını görüyoruz. Beşiktaş GAIN’de çeyrek final maçında yerli oyuncular toplam sürenin %20,16’sında parkede kaldığını görüyoruz.
Türk Telekom’un İsrail temsilcisi Hapoel Midtown Jerusalem’i 91-90 yendiği karşılaşmada, temsilcimizde iki yerli oyuncu (Berkan Durmaz-1997 ve Doğuş Özdemiroğlu-1996) toplam 23:00 dakika süre aldılar (%11,50).
TÜKETİCİ BASKETBOL ÜLKESİYİZ
Euroleague Ticari Varlıkları (ECA)’nın organizasyonu içerisinde yer alan hem EuroLeague’e hem de EuroCup’a baktığımızda, dünya basketbolunda söz sahibi olan Fransa, İspanya, Almanya gibi ülkelerin takımlarının pek de ön planda olmadığını görüyoruz. Ancak bizim gibi maalesef tüketici basketbol ülkelerinin kulüp takımlarının ise yabancı oyuncu merkezli takımlar ile yıllardır Avrupa Kupalarında başarılar elde ettiğini ama oyuncu yetiştirme konusunda ise sınıfta kaldığına üzülerek şahit oluyoruz.
BAŞARI MI, YENİ PRANGALAR MI?
2025-2026 EuroCup yarı finalinde 3 Türk takımı yer alacak. En kötü ihtimalle bir Türk takımın finalde yer alması da garanti durumda. Bu durum, gerçek anlamda ülke basketbolumuzun başarısı mı? Yoksa son 10-15 yılda olduğu gibi ülke basketbolumuzun gerçek anlamda gelişimi adına yeni prangalar eklenmesi anlamına mı geliyor? Erkeklerde ülke basketbolumuzun Avrupa Kupalarında elde ettiği 9 şampiyonluğun 7’si ve 13 ikinciliğin 9’u son 10 yılda elde edildi. Kulüp takımlarımızın Avrupa Kupalarında yabancı oyuncu merkezli anlayışla kısa vadeli başarılar elde etmesi, uzun ve orta vadede kulüplerimize ve ülke basketbolumuza faydadan çok, zarar getirdiğini son 10-15 yıllık süreçte hep birlikte acı bir şekilde tecrübe ediyoruz. Birçok kulübümüz finansal fair-play’den kaynaklı olarak ligden çekilme, ligden düşme ve ciddi yönetimsel sorunlar yaşarken, ülke basketbolumuz da değer üretmekten bir o kadar uzaklaşmaktadır.
Mübarek Ramazan Bayramınızı kutlar, iyi bayramlar dilerim.
Her şey Türk basketbolu için. Her şey A Milli Takımlarımız için.




TBL Basketbol Ligi’nde mücadele eden takımlarımıza da baktığımızda yerli oyuncuların bolluğu ve sanki mutlak surette yabancı oyuncularla birlikte oynayacakları şart olmuşcasina rotasyonumuzu kuramıyoruz..A milli takım potansiyeli yüksek genç iyuncularumizin da izlenmesi ve gerekirse özel maçlarda yer alarak oyuncu eksikliklerinin önünde geçilmesini bekliyoruz..
Sayın İlker yıldız. Her yazınızda durum analizi yapıyorsunuz.
Çözüm öneriniz nedir
Aşama asama
Adım adım
Hibrit – mikro – makro organizasyon şeması ile cozum önerisi yazısı yazabilir misiniz lütfen.
Mesela
Bu kira ortamında basketbol okulları nasıl ayakta kalacak
Basketbol okullarınin lisans hakkı olmadan
bir summer league organizasyonu gibi sadece antrenman ve dostluk maçi şeklinde butun bir yıl boyunca devam eden bir organizasyona nasıl dönüştürebilir
Kuluplerin kendi arasında maçlari iptal edilip
Kulüp okul resmi ligleri (Ortaokul lise ligleri ) nasıl canlanır nasıl cazibe merkezi olabilir
Liselerden üniveristelere geçiş nasıl olabilir.
Federasyon, BGL yi iptal edip üniversite ligi kurulması konusunda nasıl ikna edilebilir….
Sorunlar belli çözüm önerisi gerekiyor.
İlker bey bir çok kez çözümleri yazılarında belirtti sanırım kaçırdınız…
1- A milli takım; Hep yazdım Ataman olmasa zaten dağılmıştı milli takım, federasyon da dahil olmak üzere ne varsa Ataman’ın sırtında küfe!!! Farklı bir örnek Kadın milli takımın maçları tek bir kez TRT’den yayınlanmadı!!! Pekiiiii yazın Erkek milli takımımızın maçlarını resmen mecbur bırakarak saçma sapan diziler yerine TRT’de yayınlatan kimdi??? Oyuncu konusu ; yıllardır yazdık sonunda NCAA geldi götürdü gençleri! Peki biz ne yaptık, yıllarca bu gençlerden bir takım kurun paralarının TBF üstlensin ve bu çocukları en azından Adriyatik Ligi’nde (genellikle aynı yaş grubunda oyuncular ile) oynatın gibi bir sürü fikir yazdık,yazdılar hatta yazmaktan bıktılar fakat tek proje üretildi mi? HAYIR…Eh size NCAA müstahak!!!
2-Kadın milli takım; Yıllardır Avrupa’yı paramızla parsellemişiz hele Ruslar da kovulunca ama elde var 0 demiyelim de 0.5!!! O da Allah razı olsun yıllardır yazıyorum Güney illeri sayesinde… Ama onlar da bıktı bknz Mersin… Yabancı hayranlığı ile kısa süreli ülke basketbolumuza (Asena hariç) hiçbir katkı vermeden kişisel piar çalışması…Yani malum takım üzülmesin onu taklit eden çok!!! GS bu yıl sizde yazdınız Ekrem(kompleksli biri çok sevindi klavye hatasına) Hoca ile “sanki bu kez biraz yabancı süresini kısıtlayacaz deyu” eh yine bir kıpırdanma olunca hemen başarı istenildi ve takım yabancı kontrolüne girdi.Halbuki Derin- tecrübesi ile CORA- Adamım(😏) Gökşen ve Bjk’den gelen Elif ile bir omurga tıpkı efsane Euroleague şampiyon kadro gibi (Işıl-Bahar-Şebo-Nevriye) düzgün eklemeler ve sabırla başarılı olabilir…Ama nerdeeee uzun vadeli planlar!!!
3-Eurocup… İspanyollar baktılar para yok bu yüzden Şampiyonlar Ligi’ne kaçınca bizimkilerin bu bütçelerle burada olması gayet normal!!! Bahçeşehir o kadar okulları altyapıları var ülke basketbolumuza katkıları yok, Telekom bizlerin parası ile kurulmuş ama yine bir kültür oluşturamayan (yine son yıllar Külçebaş iyi) kulüp ve Bjk, ki futbolda uzun süre kendilerine gelemeyecekler gibi dolayısıyla kar etmeden bir başarı (futbolun en fazla yüzde 5i zararla) gelebilir. Bak Aziz Yıldırım ile Fb , taraftarı eylemek için bir sürü branş keşfetti…(Ki ben her zaman bu fikri destekledim bazıları dudak bükerken)
4- Euroleague; hep yazdık başarı isteyen kulüp için oyuncu yetiştirme yeri değil, hele ki son NBA para politikası ile resmen 33(Plaka dolayısıyla yazdım) yaş üstü ABD’lilere kalmışken!!! Avrupa’yı da mahvettiler başta İspanya ve Sırplar..Bknz Şampiyonalarda Euroleague ile işi olmayan KUZEY ÜLKELERİNİN başarıları ve oyuncu gelişimleri hatta sistem geliştirmeleri…Herkese sorumluluk veren , herkesin top kullandığı, herkesin eline top değen, mümkün olduğunca hızlı basketbol…
5- Basarının sadece kupa olarak görülmediği bir ülke basketbolu dileği ile herkese iyi bayramlar…
Ataman sırtındaki küfe ! karşılığında dünya para alıyor, bunca senedir koç, kaç Türk yıldız oyuncu yetiştirip, geliştirmiş? Hiç altyapılarla ilgilenmiş mi, Türk basketbolcusu ve basketbolunun gelişimi için bir proje , fikir sunmuş mu? Hayır. Altyapılarla ilgili seminere davet edildi cevap bile vermedi. A takım koçu potansiyeli olan, A takıma çıkacak gençleri görmek, geliştirmek ve ihtiyacımız olan idealizm gereği altyapılarla da ilgilenmelidir ve kendisi ve diğer Türk koçlar bu ülkede basketbolun bir parçalarıysa sorunun da parçalarıdır. Başarının sadece kupa olarak görülmemesi gerektiğini aklı başında herkes biliyor ama başta Ataman olmak üzere yetkisi olan kim farklı düşünüyor, kimse. Kupa gelsin de kimden, nasıl gelirse gelsin. Yabancılarla kupalar kazanmak marifetse durmak yok yola devam…
Chicago Bulls’da Kawamura diye Japon bir oyuncu var ve boyu sadece 1.70. Kendisi dünya basketbolunda pek ismi geçmeyen Japonya’da yetişmiş ama Nba’de oynuyor ve biz 25 milyon genç içinde bir tane bırak Nba’e göndermeyi, istenen kalitede oyun kurucu çıkaramıyoruz, bunun ayıbı bize yeter. Bsl,Tbl’ de boyu 1.90 altında bir sürü yabancı oyun kurucu var ama hala seçmelerde bir çok kulüpte boy kriteri var. Federasyon konuyla ilgisiz, koltuk, sponsorluk peşinde, kulüpler yabancılarla maç,kupa kazanma ve para, Türk koçlar da iş ve isim derdinde, her yerde çifte standart, haksız rekabet var .Bu kafayla oyun kurucu nasıl çıkarırız ki? Son dönemde net oyun kurucu diyebileceğimiz bir tek Doğuş var ama onun da şutu istikrarsız, savunması iyi ama milli takıma bile alınmıyor, Dusan ile seviye atlayan Berk’i de sayabiliriz ama biz 28 yaşında, parayla devşirilen Malachi’den medet umuyoruz. Oynamayan, hata yapmayan oyuncu gelişemez, kendi çocuklarımıza değer vermedikçe kadın, erkek her kulvarda bu saçma devran da sürer gider.
Doğru diyorsun da bu ekosistemden beslenen parazitlerin ar damarları en az 30 yıldır patlak ve zerre kadar utanmaları yok.. Ye babam ye! Doymuyorlar. Sistemi bunun üzerine kurmuşlar… Aslında ayakla topa teptikleri oyundan kopyalayıp basketbola yapıştırmışlar. Bu sistemde oyuncu yetiştirilmemesi esas amaçtır. Bunun için ördükleri örümcek ağlarını farketmek gerekli. Önce bunları görebilmek lazım…
Bizim basketbol medyasının sandığının aksine, ciddiyet-önem-kapsam (kıtayı kucaklama) ve kalite anlamında FIBA turnuvası BCL, euroleague’in yavrusu olan bu “eurocup” denen turnuvadan başından beri en az bir adım öndeydi ve hâla önde. Yazarın adını saydığı üç ciddi ülkenin gelenek sahibi veya nispeten güçlü kulüpleri BCL turnuvasına katılır ve çekişirken, eurocup’a pek yüz vermemeleri ondandır. O üç ülkede çeşitli sezonlar “BCL takımları” “euroleague takımlarının” ellerinden lig şampiyonluklarını ve ülke kupalarını topladılar, boşuna değil. “Eurocup” ise başından beri “bir avuç ülke – bir avuç kulüp” kafasıyla düzenlenen, kış ortası bir yaz turnuvası gibi. Kuralları da ciddiyetsiz, grubun dibindeki takım tek maçlarda zıplaya zıplaya finale gidebiliyor. Bu eurocup’çılar bir kaç yıl öncesine takım sıkıntısı çektiklerinde bizde hayatında ilk kez birinci lige çıkmış olan Sakarya’yı bile almışlardı aralarına, dolgu maddesi diye. Köklü ve gerçek bir salon sporları kulübü olan Daçka da kendisine yapılan terbiyesizlikten sonra, bu turnuvaya ertesi yıl katılmamış, BCL’e geçmişti.
Erkek milli 12-13 yıldan beri, kadın milli ise daha uzun süredir GS’lı staflar tarafından yönetiliyor. “Milli takımı kim yönetecek” denen bu ağır problem karşısında devekuşunu oynadıktan sonra “hangi oyuncular seçilsin, nasıl yetiştirilsin” sorunu ciddiyetini yitiriyor ve “kayyum” gerçeğini örtbas eden bir kamuflaja dönüşüyor. “Tarık Biberovic Ve Malachi Flynn Milli Takıma Çağrıldı” başlığının altına paylaştığım parçayı buraya ekliyorum: “Ezelî torpilli Galatasaray sekizinci de olsa onuncu da olsa staffta daima şampiyon, başantrenöründen masörüne dek beş kişi. Federasyon başkanı kim olursa olsun karar veren CİMBOMBOMLU DERİN FEDERASYON. Bunların önünde yedi kulüp var. Avrupa’nın da 1 numarası olan en öndeki de sanki EL şampiyonu değil de TBL şampiyonuymuş gibi muamele görüyor, bu eziklerden. Bunun adı çökmedir, kayyumdur, kamburdur..Bu kamburdan kurtulmadan basketbol düze çıkmaz. Diğer önlemlerin hiçbiri bu pranga ayağımızdayken milli takıma fayda sağlamaz, bütün diğer tartışmalar bu pranga bağlıyken teferruattır, marjinaldir.”
Bir de bilip bilmeden herkesin ağzına yapışmış “guard yetiştiremiyoruz” teranesi var. Geçende Mersin GS’a açık fark atarken milli takıma GS kontenjanından alınan Can Korkmaz’ın karşısında onun attığının iki katını atan ve yapan Kartal Özmızrak vardı, eski bir milli, ama unutulmaya-unutturulmaya çalışılan bir guard. Bir de yakın zamanda gözönündeki kulüplerde oynamayan, Antep-Telekom arası gidip gelen Uğur Öğüt vardı. Bu aklıma gelenler 30’un az üstü, ideal yaştakiler. Bu ülkede “bir yerlerle” aran “iyi” olmamış-olamamışsa, “bir yerlere” gelemiyeceğin gibi seni silmeye bakarlar. Herkesin üstüne alınmasına gerek yok ama, bu “yok, yetişmiyor” algısını yayıp insanları etkilemeye çalışmanın altında malum devşirme adaylarına yol yapma amaçlı simsar kokusu seziliyor.