11-20 Temmuz 2025 tarihleri arasında Ermenistan’ın başkenti Erivan’ın ev sahipliğinde düzenlenecek olan FIBA 20 Yaş Altı Erkekler Avrupa Şampiyonası B Ligi’nde D Grubu’nda Arnavutluk, İsveç, Macaristan ve Kosova ile karşılaşacak olan 20 Yaş Altı Erkek Basketbol Milli Takımımızın açıklanan aday kadrosuna baktığımızda, geçmiş yıllara göre ülke basketbolumuzun ne derece gerilemiş olduğuna da üzülerek şahit oluyoruz!…
Alt yaş milli takımlar düzeyinde erkekler kategorisinde 2004 yılından itibaren her yıl (daha önce iki yılda bir düzenleniyordu) düzenlenmekte olan FIBA Altyapı Avrupa Şampiyonaları’nda ilk kez geçen yıl 20 yaş altı erkek basketbol takımımız B Ligi’ne düşmüş ve bizleri de üzmüştü. Bu yıl U20 Erkek Basketbol Milli Takımımız B Ligi’nde yer alacak ve A Ligi’ne çıkma mücadelesi verecek. 21 ülke milli takımının yer aldığı B Ligi’nde millilerimizin ilk önce D grubunda (Arnavutluk, İsveç, Macaristan ve Kosova) ilk iki sırada yer alıp, çeyrek finalde de C grubundan gelen takımı (İsviçre, Avusturya, Kuzey Makedonya, Hollanda, Gürcistan ve Danimarka) eleyerek yoluna devam etmesi gerekiyor. Bu oyuncu kadrosu B Ligi’nden A Ligi’ne yükselmeye yeterli olacaktır ama ya ülke basketbolumuzun geleceği adına… En masum olanlar hiç kuşkusuz gençlerimizdir. En büyük kabahat; gençlerimizi gerçek anlamda geleceğimiz olarak görmeyen ve onlara gerekli değeri vermeyenlerdedir.
Ayrıca şunu da belirtmeden geçemeyeceğim ki; 20 yaş altı milli takımların katıldığı organizasyonlara altyapı organizasyonu gözüyle bakmanın ne derece doğru olduğu konusunun da tartışmaya açık olduğunu söylemeliyiz. Özellikle basketbol branşı adına 20 yaşındaki bir oyuncunun direkt A takıma ve A Milli Takıma aday oyuncu olması gözüyle bakılması gerektiğini düşünüyorum. Hele 20 yaş altı milli takım kadrosunda kendine yer bulan bir oyuncudan, Türkiye Basketbol Süper Ligi (BSL)’de ciddi süre ve sorumluluklar alarak ve önemli performanslar göstererek, ülke basketbolumuzun geleceği adına “ÜMİT” beslememiz gerekmiyor mu?… Ancak, görüyoruz ki birkaç oyuncu dışında bırakın BSL’de süre almayı, TBL’de bile süre almakta zorlanan oyuncuların aday kadroda olduğunu görüyoruz!…
Anadolu Efes gibi altyapısına en çok yatırım yapan bir kulüpten bile sadece BİR (1) oyuncunun 20 yaş altı milli takımımızın geniş kadrosunda yer alıyor olması da ayrıca ilginç olsa gerek! Bir diğer dikkat çeken durum ise BGL’de sezonu şampiyon olarak tamamlayan Beşiktaş’ta, BGL’de sezonun MVP’si seçilen Yağız Aksu’nun, A takımda BSL’de koca sezonda sadece ve sadece 15:12 dakika gibi çok az süre almasını da nasıl açıklayacağız?… Ya BGL amacını ulaşmada yetersiz, ya BSL ile BGL arasında anlamlı bir ilişki yok ya da BGL özde değil, sözde bir organizasyon!
8-10 sene önceki 20 yaş altı milli takım kadrosuna çağrılan oyunculara baktığımızda, neredeyse tamamına yakınını basketbolseverler yakından tanırken, çoğu A takımlarında ciddi süre bulurken ve bu oyuncuların birçoğunun ileride sakatlıklar veya ciddi olumsuzluklar olmadığı müddetçe basketbol kariyerlerine üst düzeyde devam edeceklerine şahit olurken; şimdilerde ise geçmişteki kadar ne bizleri heyecanlandıran genç oyunculara ne de bu oyuncuların ileride çok üst düzey kariyere sahip birer basketbolcu olacaklarına inancımızın pek olmadığını üzülerek söylemeliyiz.
Çünkü artık gençlerimiz kendi yerel liglerimizde bile süre alamaz hale geldiler. Özellikle bu sezon uygulamaya geçirilen 4+3 yabancı oyuncu kuralı, genç oyuncularımızın süre ve sorumluluk almalarını geçtim, BSL’de takım kadrolarına bile girmelerine engel oldu.
Kulüplerimizin birçoğu oyuncu yetiştirmeyi yük olarak görüyor olsa gerek ki, kendi altyapılarından A takıma yıllarca bir tek oyuncu bile yetiştiremeyen takımımızın çoğunlukta olduğuna tanık oluyoruz. Birçok kulübümüz sadece zorunluluktan dolayı ve o da isteksiz bir şekilde altyapı takımları kurup (ya da oyuncu toplayıp), adeta kağıt üzerinde sorumluluklarını yapmış gibi görünmekten hiç de rahatsız olmuyorlar.
Maalesef son 8-10 yıllık süreçte, gerek A Milli Takımlarımız gerekse de Alt yaş milli takımlarımız adına “nerede o eski günler” cümlesini söyletecek kadar basketbolumuzun geriye doğru gittiğini adeta büyük bir üzüntüyle takip ediyoruz. Kulüp takımlarımızın Avrupa Kupaları’nda elde ettikleri başarılarla, ülke basketbolumuzun niteliğinin en önemli göstergesi olan A Milli Takımlar düzeyinde elde edilen başarısızlıkların aynı dönemlerde yaşanıyor olması bir tesadüf olmasa gerek. Kulüp takımlarımız Avrupa’da kupalar kazanırken, o kupanın alınmasında yerli oyuncularımızın da önemli katkısının olmasını bu ülkenin bir ferdi olarak istememiz çok doğal değil mi? Hem erkekler hem de kadınlar kategorilerinde başta EuroLeague olmak üzere Avrupa Kupaları’nda başarılar elde eden TÜRK takımlarımızda, TÜRK oyuncularımızın sadece ve sadece 1-2 dakika süre almaları konusunda ülke basketbolumuzu yöneten ve yönlendirenlerin (TBF, TBF Eğitim Kurulu, TÜBAD, basın, kulüpler vs.) birkaç kelam etmeyecekler mi?
Özet: Basketbolu ülke geneline yayamazsanız, oyuncu havuzunu genişletemezseniz, basketbolun popülerliğini arttıramazsanız, antrenör konusunu ülke basketbolumuzun gelişimini sağlayacak nicelik ve nitelik seviyesine ulaştıramazsanız, genç oyuncuların gelişimini sağlayacak basketbol atmosferini sağlayamazsanız, yabancı oyuncuların hegemonya kurduğu bir ülke basketboluna doğru koşar adım giderseniz, ülke basketbolumuzun niteliğinin en önemli göstergesi olan A Milli Takımlarımıza son 30 yılın en başarısız dönemini yaşatırsanız, basketbolun yayılmasını sağlayacak olan bölgesel ligleri son 8-10 yılda eski işlevinden uzak hale getirirseniz, BGL ve altyapılar ile profesyonel ligler arasında olması gereken organik bağı inşa edemezseniz, sistemli bir şekilde dünya çapında büyük oyuncular yetiştirecek bir organizasyon kuramazsanız, kulüp fetişizminin körüklenmesine yol açan bir yapıya müsaade ederseniz, başta EuroLegaue kulüplerimiz olmak üzere ülke basketbolumuzu kulüp yöneticilerinin popülist yaklaşımlarına ve insafına bırakırsanız ve değer üretmenin öneminin ve “yerli ve milli” anlayışın önemini anlayamazsanız, ülke basketbolumuz da maalesef özlediğimiz yere ulaşmaktan gün geçtikçe daha da uzaklaşmaya devam edecektir!…
Her şey Türk basketbolu için. Her şey A Milli Takımlarımız için.





Faruk Biberoviç çok isabetli olmuş muhteşem bir sezon geçirdi Fenerbahçe Koleji’nde
Aynı yaş grubundaki gençleri, rakipleri ile karşılaştırmak lazım önce.
Neden Türk gençleri, aynı yaştaki yabancı rakiplerine göre vücutları gelişemiyor?
Bu yaş grubunda ülkemizde neden ağırlık ve kondisyon idmanları yeteri kadar yapılamıyor?
Altyapıdaki antrenörleri de bu konu kapsamında sorgulamak lazım. Ülkemizde son zamanlarda kulüpler genç oyuncular için bireysel gelişim antrenörleri istihdam ediyor. Bunların çoğu ise yabancı.
Düğmeyi baştan doğru iliklemek lazım.