Cumartesi, Mayıs 25, 2024
spot_img

Üzülmemek Elde Değil! (İlker Yıldız)

2023-2024 Kadınlar EuroLeague yarı final maçında iki Türk takımı karşılaştı. Evet, takımlarımız Türk takımları ama oynayan oyuncular arasında maalesef Türk oyuncu hemen hemen hiç yoktu!

Mersin’in ev sahipliğinde düzenlenen 2023-2024 Kadınlar EuroLeague dörtlü final maçlarında tribünlerde yer alan seyirciler muhtemelen oyuncuların formalarında ve skorboardda yazan Türk takımlarımızın isimleri olmasa, muhtemelen yabancı takımların maçına geldiklerini düşünürlerdi. Takımların isimleri Türk ama oyuncularının tamamı yabancı! Bu anlayışın Türk basketboluna ne gibi katkısı olabilir ki?

Hemen her yıl basketbolda kulüpler düzeyinde birçok Türk takımımız yerli oyuncularına yabancı kalarak ve tamamına yakını yabancı oyuncularla Avrupa Kupaları’nda önemli dereceler elde ediyorlar. Ancak, alınan bu kulüpsel başarıların ülke basketbolumuza olumlu anlamda bir katkısı oluyor mu; HAYIR! Neden? Çünkü, ne tribünlerde ne de ekran başında maçı izleyenler, parkede kendi ülke basketbolumuzun yetiştirdiği bir değeri göremediği müddetçe ne o spor dalına olan ilgisi artar ne o spor dalında kendine idoller seçer ne de o spor dalında elde edilen başarıyı ülke basketbolumuzun başarısı olarak görür.

Bu nedenle de değerler üretemeyen ve kendi değerlerine yabancı kalan basketbolumuzun, ne popülaritesi artar ne ülke gençlerimiz tarafından ilgi görür ne ülke çapında tabana yayılır ne de oyuncu havuzu genişler. Mevcut anlayışın tek yaptığı şey ise; basketbolumuzun belli bir kesim ve belli şehirler merkezinde dar çerçevede kalmasını sağlamaktan öteye geçememesini sağlamaktır! Belki de istedikleride budur: Ülke basketbolumuzun Anadolu’ya yayılmaması.

Dünkü yarı final maçında temsilcilerimizden Fenerbahçe Alagöz Holding’de süre alan 9 oyuncunun 2’si, ÇBK Mersin’de ise süre alan 8 oyuncudan sadece 1’i (1 de devşirme oyuncu süre aldı) yerli oyuncuydu. Fenerbahçe Alagöz Holding’de yerli oyuncular toplamda 21:44 dakikada sadece 3 sayı, 1 ribaunt, 5 asist ve 4 verimlilik puanı şeklinde katkı verirken; ÇBK Mersin’de ise yerli oyuncumuz 4:05 dakikada sadece 1 ribaunt ve 1 verimlilik puanlık katkı verdi.

İki Türk takımını karşı karşıya getiren 2023-2024 Kadınlar EuroLeague yarı final maçında yerli oyuncularımızın istatistik katkılarına baktığımızda ise şu üzücü tablo ile karşılaşıyoruz;

Süre alan yerli oyuncu: 3 (toplamda 17 oyuncu süre aldı)
Süre: 25:49 dakika (%6,45)
Sayı: 3 (%1,78)
Ribaunt: 2 (%3,03)
Asist: 5 (%8,93)
Verimlilik Puanı: 5 (%2,34)

2023-2024 Kadınlar EuroLeague yarı finalinin diğer maçında karşı karşıya gelen Fransız temsilcisi Villeneuve d’Ascq LM ve Çekya temsilcisi ZVVZ USK Praha’daki yerli oyuncu istatistiklerinin toplamına baktığımızda ise şöyle bir tabloyla karşılaşıyoruz;

Süre alan yerli oyuncu: 7 (toplamda 17 oyuncu süre aldı)
Süre: 174:36 dakika (%43,65)
Sayı: 84 (%51,85)
Ribaunt: 30 (%42,25)
Asist: 14 (%28,57)
Verimlilik Puanı: 86 (%45,03)

Gerek iki Türk temsilimizin oynadığı gerekse de Fransız ve Çekya temsilcilerinin oynadığı yarı final karşılaşmalarındaki yerli oyuncu istatistiklerine baktığımızda çok vahim ve üzücü bir tabloyla karşılaşıyoruz. Kısacası kendi evimizde düzenlenen bir organizasyonda kendi değerlerimize yabancı kalmışız. Bu üzücü tabloya baktığımızda “Kadınlar EuroLeague’de Türk Gecesi!” şeklinde manşetler atılması ne kadar doğru? Bu tablo neden bizleri rahatsız etmiyor? Ülke basketbolumuzun paydaşları olarak bizler, değer üretiminde bu kadar beceriksiz miyiz ki, yerli oyuncularımızın benchte havlu salladıkları bir organizasyonu ülkemizin ev sahipliğinde düzenlemekten dolayı mutlu oluyoruz!

Ülkemiz, sporun birçok branşında son yıllarda tarihi başarılar elde ederken, ülke basketbolumuzda ise aksi yönde tarihi başarısızlıkların yaşanıyor olması acaba normal mi? Birkaç kulübün ve kulüp yöneticisinin isteklerine ve bencilliklerine boyun eğerek ve kulüp fetişizmine yenik düşerek, ülke basketbolumuzun bir arpa boyu yol alamadığını artık görmemiz gerekiyor. Ülke basketbolumuzun gerçek başarısı adına öncelikler hiyerarşisini doğru bir şekilde belirleyecek ve kulüpsel başarı ile ülke basketbol başarısını aynı anda sağlayacak olan bir paradigma değişimine ihtiyacımız var. Aksi halde ülke basketbolumuzun mevcut olumsuz durumdan kurtulması pek mümkün gözükmemektedir.

Her şey Türk basketbolu için, her şey A Milli Takımlarımız için. Saygılarımla.

2 YORUMLAR

  1. Oyuncular oynamadıkları için mi kötü oyuncu olur, kötü oyuncu oldukları için mi oynamazlar ? Fenerbahçe bence çok bile süre vermiş…

  2. Bu gerçekler ülke basketbolumuzdaki yabancı ağırlığının, – başka ülkelerde olmayan, çok abartılı ve görgüsüz biçimde – ortalığı kaplamasından beri çeşitli vesilelerce vurgulandı. Ben hepsine katılmakla birlikte bu büyük resme bir virgül koyuyor ve – Fenerliliğim bir yana – “Alperi ile Sevgi’nin” süre aldığı takımla heyecanlanıyor, finali merakla bekliyorum. Buna karşılık “Alperen şu kadar dakika aldı”, “Faruk bu kadar ribaund aldı”, “Cedi şu kadar zıpladı, öbürü NBA’de bu kadar sıçradı” türünden haberleri gülünç buluyor ve hiç izlemiyorum. Müsaade edin ki bu F4, saçmasapan NBA haberlerine (Mehmet Okur’un final oynayıp şampiyon olması elbette çok ciddi ve önemli ama oralardan fersah fersah uzaklarda bizim şu andaki gurbetçiler, milli takıma geldiklerinde ise dökülüyorlar, bana ne Amerika’daki debelenmelerinden ) kıyasla – bizim için çok daha ciddi bir olay. Bunu, sözünü ettiğiniz konuyu gölgelemek için vurgulamıyorum, ama bu önemli konu da şu andaki F4’u gölgelememeli. Öyle veya böyle, Avrupa’nın kadın ve erkeklerde euroleague kazanan tek basketbol kulübü, iki kez üstüste EL şampiyonu olacak mı, şu andaki gündem bu. Bahsedilen yaradan dolayı üzgünüz elbette ve sorun devam ediyor, ama şimdi üzülme vakti değil, şenlik zamanı. Yani kupayı da kaldırırsak sevineceğiz ama “sevindirik” olmayacağız, çünkü sorunların bilincindeyiz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

15,872TakipçilerTakip Et
36,695TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

REKLAMLAR

popüler