Fenerbahçe Beko, Euroleague 4. hafta maçında evinde Dubai’ye 69-93 mağlup oldu. Kabengele, Difallah ve Bissuel maça damga vurdu.
Scottie Wilbekin’in 1 yılı aşkın süreden sonra ilk kez bir Euroleague maçında ilk 5 başladığı mücadeleye saatler kala Talen Horton-Tucker’ın kasık sakatlığı sebebiyle forma giyemeyeceği açıklandı. Böylece Fenerbahçe Beko, maça 3 ABD transferinden de yoksun çıktı. Dubai cephesinde Avramovic, Jaiteh, Musa, Mason ve Kondic’in sakatlıkları devam ettiği için kadroda yok. Yeni transfer Sertaç Şanlı da kadroda yer almıyor.
Mfioundu Kabengele, 26 sayıyla maçın en skoreri olurken Fenerbahçe’de Wade Baldwin ve Bonzie Colson 12 sayı attı.
Fenerbahçe Beko maça Hall, Wilbekin, Colson, Jantunen, Birch beşiyle başladı. Fenerbahçe, zorlama atışlarla isabete gitmeye çalışırken Dubai gözle görülür şekilde rahat hücum etti. Konuk ekip çok fazla eksiği olmasının da etkisiyle dar bir rotasyonla oynasa da sadece bir buçuk dakika dinlenen Kabengele; 12 sayı, 3 ribaunt, 1 asistlik ilk çeyrek performansıyla tam 18 verimlilik puanı üretti! Wilbekin ve Jantunen maça etkisiz girerken skor yükünü Hall ve Colson çekti. Jantunen yerine oyuna dahil olan Metecan, Petrusev eşleşmesinde zor anlar yaşasa da Petrusev’e kolay lokma olmadı. Kenardan gelen Baldwin takımı skorda ayakta tutarken son saniyede yaptığı enfes smaç ilk çeyrek skorunu tayin etti! (20-25)
İlk çeyrekte Kabengele ve Baldwin’in smacı haricinde öne çıkan kişiler, verdiği tartışmalı kararlarla hakem üçlüsü oldu. Öyle ki bir Fenerbahçe hızlı hücumunda çok iyi gitmeyen bir pası hakemlerden birinin kestiği bir pozisyon yaşandı :))
İkinci çeyrekte tartışmalı kararların arkası kesilmedi ve Baldwin’in hücum faul isyanı teknik faulle cezalandırıldı. Saras Jasikevicius, oyuncuları maximum dinlendirdiği geniş rotasyon tercihlerine devam ederken tahmin edileceği üzere Golemac da bu çeyrekte Petrusev’i 5 numarayı çekerek Kabengele’yi saklıyor. Hücumda sorunlarımız devam ederken savunmamız da halen alarm verdi ve bunun neticesinde fark 8’e yükselince Jasikevicius oyuna molayla müdahil oldu. İlk çeyrekte Dubai’nin üstünlük kurduğu ribauntlara bu çeyrekte daha fazla mücadele etsek de bundan hiç avantaj elde edemedik. Organize ve akıcı hücum edemiyoruz ve Dubai hücumumuzdan daha agresif savunma yaptığı için sürekli top kaybediyoruz. Dubai hem çok rahat hücum ediyor hem de boş atışı buluyor. Farkın açılması hiç sürpriz değil. İlk yarı sonunda fark 15’e çıktı çünkü son 4 dakikada 0 sayı atabildik. (31-46)
İkinci yarı hiç başlamasa daha iyiydi. McKinley-Wright’ın inanılmaz savunma gayretinden ve Kabengele’nin Joel Embiid’e dönüşmesinden bahsedebiliriz. İlk 4 dakikada Fenerbahçe sadece 2 sayı buldu ki o da Devon Hall’dan gelmişti, daha sonra Hall, çizgiye giderek bu seriyi bitirdi. Son 8 dakika skoru 4-19 Dubai lehine ve fark 20’lere çıktı. Sezon ortalamasına göre net bir şekilde boş olan Ataşehir tribünleriyse maçın kopmaması için elinden geleni yapıyor bugün. Tarık’ın bu maçta ilk defa isabet bulmasının ardından Dubai koçu Golemac mola aldı. Fark belki hala 17 ama 10 dakikadır ilk defa bir ivme bulduğumuzu göz önüne alırsak molanın yerinde olduğunu söyleyebiliriz. Zaten problemli olan forvet rotasyonunda Jantunen ve Tarık da 4. faulünü yaptı, yalnız çeyreğin son bölümünde Dubai de isabetler bulmakta zorlanmaya başladı, bu bölümde çaktırmadan farkı erittik erittik. Hakem üçlüsü bu çeyreğe de damga vurmaya devam ediyor verdikleri ve vermedikleri faulleriyle. Dubai hızlı hücumunda top çok net Dubai’li oyuncudan çıkmış olmasına rağmen çok net bir hata yaptılar ama challenge kullanarak topu hanemize kazandırdık. Her anlamda felaket giden maçın üçüncü çeyreği 48-68 sona erdi.
Fark 20 olmuş, 30’lara gidiyor ama saha öyle bir hakem üçlüsü var ki Fenerbahçe’nin olumsuzluklarına odaklanmakta zorlanıyorum. Difallah ve Bissuel, kariyer maçını oynayan Kabengele’nin performansını örtbas etmekten başka bir şey yapmıyor bu etapta. Bütün olayları anlatsam buradan köye yol olur ama tüm tribün uzun bir süre büyük bir motivasyonla hakem üçlüsünü alkışladı. Wade Baldwin, faul beklediği için bağırınca Difallah ona 2. teknik faulunu verdi ve oyundan ihraç etti. Artık Ataşehir’de bulunan herkesin sinirleri bozuk. Her pozisyonun ardından bir faul düdüğü çalınıyor ve her düdüğün ardından tüm tribün hakemleri alkışlıyor. Maç erken bitti doğal olarak. Fenerbahçe cephesinde çözülmesi gereken problem çok gibi.
GÜNÜN SONUÇLARI
Maccabi-Barcelona: 71-92
Fenerbahçe BEKO-Dubai: 69-83
Kızılyıldız-Zalgiris: 99-79
Olympiacos-Anadolu Efes: 78-82
Bayern Münih-Milano: 64-53




Fb çok şeyler beklediği 3 oyuncudan mahrum olup hakemler de böyle taraflı maç yönetirse moralin bozulması ve yenilmesi de normal. Saras, bazen kötü gününde olan oyunculara fazla şans veriyor bu da takımı olumsuz etkiliyor. Bazı oyunculara da özel set çizmiyor. Sezonun başında çoğu kilit oyuncuların yeni ve sakat olması nedeniyle kötü oyun normal ama hakemlerin bu kadar kasti kötü olmaları hiç normal değil.
Şimdi, bu maç skoru sonunda ben maçın tekrarını izlemeye gerek bile yokken deyu düşünürken, sosyal medya ve sitelerimizde hakem geyiği ile karşılaşınca ACABA!!! dedim, neyse ki SARAS MAÇ SONU; “Böyle bir oyundan sonra hakemler hakkında konuşursak bu, sadece kendimizi utandırmaya yarar. Dürüst olmak gerekirse Wade, duygusal bir oyuncu. Bunu biliyoruz. Yine de duygularını kontrol etme konusunda çok büyük bir gelişim gösterdi. Tabii ki bugün en iyi günlerinden biri değildi ama duygularını kontrol etme hususunda bir endişem yok. Ayrıca taraftarımızdan bir ricada bulunmak istiyorum, lütfen maçlarda ‘EuroLeague Mafia’ diye bağırmayı bırakın. Biz son EuroLeague şampiyonuyken bu tezahüratın olması doğru değil. Geçen sene iyi oynayıp şampiyon olduğumuzda karşımızda bir ‘mafya’ yoktu. Dolayısıyla bugün hakemler hakkında konuşmayacağım çünkü rakibimiz bizi parçaladı.” diyerek BENİ KURTARDI…
Seni manevi baban kurtarsın, git taraftarı olduğun kulüpler hakkında yorum yap, eski başkanına lakap takma terbiyesizliği yaptığın,
başarısıyla kahrolduğun Fenerbahçe seni ilgilendirmez, yunan sevici,uzocu, sirtakici, mertis babayannis…
Yalı çocuğunun yancısı, ben yorum bile yapmadım 🤣🤣🤣
Hatırlamak istemeyeceğimiz geceleri istemesek de hatırlıyoruz, geçen yıl da bizi salonumuzda 30’a yatıran takımı finalde yenip şampiyon olmuştuk, nasıl unutulur ? Monaco’dan 30 yediğimiz maçta taraftar yönetim ve stafı, oyuncuları protesto etmişti. Sezon sonundaki o tatlı mahcubiyetten sonra bu yılki bu benzer mağlubiyette protesto hakemlere kanalize oldu, taraftar da biliyor bizi 24’e yatıranın hakemler olmadığını elbette ama oraya gelen coşkunun bir yere boşalması gerekiyordu. Kafa kafaya geçecek maçlarda Wilbekin’in faulunun ters verilip bir teknik eklenmesi maçın galibini değiştirir, tribünde bunu bilmeyen yok.. Saras taraftara değil tümüyle oyunculara odaklanmalı ve – meselâ – kadro derinliği daha dakikalı kullanılmalı, oyuncu’nun yukarıda belirttiği gibi. (Madem o bize taraftarlık öğretiyor, biz de buradan “izniyle” teknik ukalalığımızı yapalım) Dilerim bu günlerin acısı ilerde çıkar, geçen yıl olduğu gibi.. Maçtan 1 saat sonra ise Efes’in büyük takım olduğunu hatırlatan bir sonuç alması yüreklere su serpti, Fenerbahçe’deyken bocalayan Kokoskov bu kez işine daha bir hakim gibi.