- Reklam-
Son saniye basketiyle Fenerbahçe Beko’nun deplasmanda Panathinaikos‘u yenmesini sağlayan Wade Baldwin’in galibiyet pozu, Mathias Lessort’u sinirlendirdi.
Uzun süren sakatlığı nedeniyle sadece tribünde gözüken Lessort, Baldwin’in hareketine aşırı tepki gösterdi ve ilk kez sahada gözüktü… Ancak oynamak için değil, kavga etmek için…
Araya iki takım oyuncuları girdi ve olay daha fazla büyümeden önlendi…
- Reklam-




Koçu gibi hazımsız, gitsin bir yerde koçuyla birlikte uzo içsin, sirtaki yapsın rahatlasın tribüne oynama hastası.
lesort’un sahaya girmesi nasıl yanlış ise baldwin’in sahanın ortasına gelip tahrik edici kutlama hareketi de o kadar yanlış. Ortalık holigandan geçilmediği için kimse yanlışa yanlış diyemiyor artık.
o kadar kolay tahrik olan sokağa çıkmasın bir zahmet. Aynı hareketi yaparken iyiydi, şimdi ne olmasını bekliyorlardı acaba? O tahrik olmasın bu tahrik olmasın diye sessizce sevinmek bir tek Fenerbahçe’den bekleniyor. Yazık bu zihniyete çanak tutana…
İşin püf noktası bu zaten. Fener çok kibar olmalı ve sineye çekmeli, ama Fener’e her ipini koparan – içerde dışarda derste sırada (Ahmed Arif’in “Adlloş bebe” şiiri, torununun doğumundan sonra yazdığı) – her hareketi çeksin, medya makbul karşılar. Wilbekin’i, Tarık’ı Melih’i ise kınar. Fenerbahçe forması giyen herkes Scotty Wilbekin kadar Fenerli olmalı, aşırılıklara izin vermemelidir. Şimdi de son saniyede galibiyet sayısı atan her oyuncunun sevincinin aynısını yaşayan Wade hedefe konmak isteniyor.
Cedi elbette takımını savunacak; ancak rumların her konuda akıl almaz davranışlarınıda görmezden gelmemeli. Ataman’a laf etmeye değmez iflah olmaz bir FB karşıtı, sanki kendisi de FB de Türk değil anlaşılır gibi değil.
Bu tip oyuncular kraldan çok kralcı oluyorlar , oyunun sonunda çöp gibi buruşturulup kulüpten gönderilince dünyanın gerçekleriyle yüzleşiyorlar. (Cedi içinde bir dip not eninde sonunda Türkiye ye döneceksin unutma)
Duyamadım, koç “where is the security” diye bağırdı mı?