Ziraat Bankası Türkiye Kupası ilk yarı final maçında Beşiktaş Gain, Anadolu Efes’i 91-82 yenerek adını finale yazdırdı. Geldiği günden beri eleştirilen Sertaç Şanlı eski takımı Anadolu Efes’e karşı inanılmaz oynadı. Zizic’in yokluğunda sorumluluk alan Sertaç 21 dakika sahada kalıp 18 sayı üretmeyi başardı ama esas etkisi oyunun iki tarafında da harika oynamasıydı. Efes tarafında Larkin yine riske edilmedi. Beşiktaş rakibini üst üste 4. kez yenmiş oldu.
Beşiktaş hücum ribaundlarında rakibini 17-6 ile ezdi, Efes 10 serbest atış kaçırdı.
Keyifli bir başlangıç oldu. İki takım da kendi planları çerçevesinde hücumlar yaparken Beşiktaş Morgan’ın iki üçlüğüyle başlayınca erken bir skor üstünlüğü yakaladı. Efes kendine gelip farkı kapattı. Yakın geçen çeyrek sonunda 23-20 Beşiktaş üstünlüğü vardı.
İkinci çeyrekte Beşiktaş fırtınası vardı. Sertaç’ın ekstra oyununa dış atışlarda kısa katkısı da eklenince tam 30 sayı üretti Beşiktaş. Efes aslında ortalamasına yakın bir hücum etse de savunmada rakibini hiç durduramayına fark açılmaya başladı. Devre arasına Beşiktaş 53-39 önde gitti.
Üçüncü çeyrekte her şey değişti. Efes bir anda hem savunmayı oturttu hem de hücumda kendi ritmini yakaladı. Kısa oyuncularından müthiş katkı alan Efes farkı eritip bir anda öne geçti. Beşiktaş ise hem boş atışları sokamadı hem de anlamsız top kayıplarıyla rakibini maça ortak etti. Bu sefer Efes 30 sayı üretince son çeyreğe 71-69 Beşiktaş üstün gitti.
Son çeyrekte rekabet daha da üst seviyeye çıktı. İki taraf da sert savunma yapıp faul haklarını erken doldurdu. Çeyrek ortasında iki tarafa da birer teknik faul çalındı. Beşiktaş bazı kaptığı toplarla kolay isabetler bulunca skorda yeniden öne geçti. Son 3 dakikaya 3 sayı farkla üstün girdi. Maçın yıldızı Sertaç’ın dipten üçlüğü farkı 7 sayıya çıkardı. Efes’in farkı eritme çabaları başarılı olamayınca karşılaşmadan Beşiktaş Gain 91-82 galip ayrıldı ve adını finale yazdırdı.
Öne çıkanlar…
Beşiktaş GAİN: Jonah Mathews 12 sayı, Devon Dotson 11 sayı, 4 ribaund, 7 asist, Ismael Kamagate 10 sayı, 7 ribaund, Sertaç Şanlı 18 sayı, 4 ribaund, 2 asist, Conor Morgan 10 sayı, 4 ribaund
Anadolu Efes: Jordan Loyd 13 sayı, 6 ribaund, PJ Dozier 24 sayı, 2 ribaund, 4 asist, Ercan Osmani 14 sayı, 2 ribaund, 3 asist




Yerli oyuncu öğütücüsü fener görsün Sertaç nasıl oynatılır.
FB’nin yerlileri Euroleague piyasasında kendilerini Avrupa’ya ezberletiyor yıllardır, sen hangi oyuncuyu yetiştirmişin basketbolda 50 yıldan beri de, önünde ezilip durduğun koskoca Fenerbahçe’ye laf sallıyorsun ? Can Maxim Mutaf, Oğuz Savaş, Berk Uğurlu, Egehan Arna, Kenan Sipahi gibi FB’nin pişirip BJK’a verdikleri olmasaydı her yıl, şimdiye dek beş kere küme düşmüştü Beşiktaş. Yerini bil, lafını tart.
Hadi diğerleri neyse de biraz utanma olsa oraya Kenan Sipahi’yi yazmazdın…Amma velakin siz utanmayı uzun yıllar önce kaybettiniz… Kenan Sipahi’nin en büyük pişmanlığıdır FB ve sizin köylü Viçlerden Obra… Çocuk basketboldan soğumuştu içlerindeki Frengistan aşkından… Kenan Sipahi hala basketbol oynuyor ve geçen yaz bize gurur yaşattıysa bu UFUK SARICA sayesindedir… Gerçi sizin gibi İçimizdeki Türkiyelilere ne desek boş…
Utanmazlık senin gibi hacıyatmazlara mahsus. Sen değil miydin, basketbolu futbol gibi zanneden, gerçek derbinin komşu kent ile olduğunu sanan, “gerçek memleketi” olmakla övünen (uluslaşma mertebesine geçememiş böyle hanzolar başka ülkelerin yalakalığına müsait yapılardır), şimdi de “viç”ler “köylü” oldu öyle mi, iyi ya işte, git beraber süt sağ o zaman o “viç” gardaşlarınla. Sipahi pişmansa niye bir daha FB’ye gelip uğraştı, ey sahtekârların açık ara önde gideni ? Sefilliğe bak, şimdi de Sarıca’ya tutunmuş. Metecan onun bençindeki prangadan kurtuldu da, geldiği FB sayesinde EL oyuncusu bir Türk daha oldu. İçimizeki Yunan, sen Sarıca’ya yağcılığı bırak, hayran olduğun kulüp ve ülkenin dertleriyle meşgul ol, bak muz kabukları havada uçuşuyor orada. (Zortbabakis, gel de kulüplerini kurtar)
Yine boş bomboş yorum… Metecan demiş sazan, bakalım; sırasıyla 7dk- 8dk-0dk(yazıyla sıfır)- 3dk(sadece 2 maç) ve bu yıl 8.5dk… Ki bu sazanlar gibi ben “sakatlıklar olmasa veya nenemin bıyığı olsa” demiyorum… KSK dönemi; ilk yıl 21dk (en çok maç yaptığı dönem üstelik) ve 7 dk.(ki burdaki istatistikleri , Fb’de oynadığı 5 sezonun toplamından daha iyi 7sayı 6 ribaund gibi) Şimdiiiii her yere aşağılık kompleksinizi getirmeyin, evet FB Türk oyuncu problemi vardır , zaten tarih boyu var olmuştur, en kötüsü Son 5 yıldır yabancı sayısını FB belirlemektedir. Bunla övünebilirsin biraz kafan çalışsa mesela, gerçi ona da yapı derler diye utanıyor 😎Velhasıl kelam aşağılık kompleksine yakalanmadan , yıllardır kıvranarak bahaneler sunmadan benim gibi teeeeeee eskiden beri şunu diyebilirdin; Euroleague politikasından dolayı bu ligde oynayan takımlar oyuncu yetiştirme yeri olamaz… Ama ah şu bitmeyen aşağılık kompleksiniz, ah şu herşeyi biz yapıyoruz sanrısı, ah şu imkansızı biz başarıyoruz denyoluğu veee kısaca ah şu küçük dağları ben yarattım büyük dağlar zaman alır (yeni buldum 🤣) safsatası!!!
Dubai’de kadroya giremeyen oyuncu Eurocup’ta oynar ancak…
Insanda zerre kadar utanma, arlanma olsa Sertac Sanli’nin boynuna Euroleague madalyasi takan FENERBAHCE’ye laf soylemez. Ama en azindan bunu soylememek icin “adam” olmak “insan” olmak gerekir ki artik Diyojen gibi birak feneri projektorle arasan bu ture artik kolay rastlanmiyor.
Çok güzel maç seyrettik iki takımada tşk ederiz topa karşı istek bu çok önemli detay basketbol da ince detaylardan biri ne demek istiyorum topa siz gideceksiniz topu olduğunuz yerde beklemeyeceksiniz Sertaç Şanlı arkası dönük oynayamaz ama elı bir uzun a göre çok yumuşaktır yani şutu çok can yakar birde arkası potaya dönük oynayabilse gerisini siz düşünün
Valencia maçından beri yazıyorum, Efes’in sahte başarı serisi(!) oynadığı takımların düşüş dönemlerine ve Efes’in anormal şut yüzdesine rastlamıştı. Oyunun biraz hızlandığı ve daha fazla oyuncunun işe dahil olduğu doğru olsa bile, yapısal bir ilerleme yoktu. Efes’teki yapısal açmaz şu: Maçı kazanmak için 3-4 numaralarının çok iyi bir şut gününde olması gerekiyor. Onlar (Dozier, Swider, Ercan, Smits, vs.) günündeyse bile asla kimseyi savunamıyorlar. Bu durumda Laso sürekli sayı bulan ama sürekli de sayı yediren biriyle sahada kalmak zorunda kalıyor. Dünkü 2. çeyrek Swider’a bakın. 3 atıyor, 5 yediriyor ve bu döngü hep devam ediyor. Ek olarak, Laso maç içi koçlukta hep sınıfta kalıyor ve rakip koçlara yeniliyor. Dünkü maçta yorgunluktan ölen Poirier’yi 4. çeyreğin tamamında oynatmaya çalışması ile maç gitti. Poirier önce bomboş bir smacı kaçırdı/blok yedi. Sonra gereksiz bir faul yaptı. Aynı faulün rebound’unu da elinden bırakıverip 3 ekstra sayıya mal oldu ve maç bitti. Bu sekanstan önce Piorier’nin nasıl yorulduğunu tv karşısında bile görüyorduk. Değişiklik olmayınca her şey bitti.
İşin güzel tarafı, umarım bu maçla birlikte Laso’nun da İsmail’in de Efes günlerinin sona ermiş olması. Ergin Hoca belli ki boşa çıkacak. Bir kez daha kendisine sarılmalı ve kendisi ayrılana kadar, kulübün anahtarlarını ona vermeliyiz.
Yendiği zaman başarı “sahte”, yenildiği zaman başarısızlık “gerçek” !!! Yenildiğinde sevinç çığlıkları atan, menejer, staf, antrenör veya oyuncu doğrayan ve umutla başbelâları sosyopatın geri dönmesini hayal eden, buna karşılık çoktan kendini emekli edip işi ehline devretmesi gereken Kayserili ağaya toz kondurmayan, yendiğinde ya arazi olan ya da yengiyi değersizleştirmek için çabalayan, bu amaçla yalnızca sosyopatın takımıyla oynadığında değil hemen hemen her maçta rakibin arkasına geçen bu sözümona “taraftar” kategorisi bu basketbol kulübünün en büyük düşmanı. İyi ki samimi pazarlıksız içten kendi taraftarları var, (tribünleri bayağı bi arındı yuğuldu bu aralar, sosyopatın özel hayranları eksileli beri) maçlara gidip destekliyorlar, öbürlerinden burada bol var ama salonda tribün yapacak kadar değiller, en azından şu sıralar.
Ulkemizde iki tip ortam var, aslinda tek tip, orasi corak, ot ve bitki yetismeyen verimsiz bir alan. Kimileri bu alana kendi cabasiyla bir vaha yapiyor. Kimileri de zahmet edip bir kerpic ev bile konduramiyor. Ayni zamanda iki tip insan var, birileri ki son 20 yildir bunlarin imparatorlugu ve imparatoru vardir: bunlar emeksiz, cabasiz, torpille, ittirme kaktirmayla sumuk gibi bu ulkeye yapismis asalaklardir, onlar hem hic bir sey uretmezler hem de kendi vahalarinda cabalayip uretmeye calisanlari, uretenleri kucumserler. Findik ici kadar beyinleriyle pusuya yatar koskoca duvarda bir sinek deligi bulmaya calisirlar. “Sen adam misin?” “Kendini ne saniyorsun?” gibi laflar onlara dedelerinden mirastir. Bilgi, bilim, gercekler en buyuk dusmanlaridir. Onlar Kurtulus Savasimiz sirasinda “Dunyayi yoneten ingiliz bizi mi yonetemeyecek” diyenlerin torunlaridir. Asla ve asla tek bir gun “ya ne yapsam da bunlar gibi olsam” demezler. Yan gelip yatip “ULUFE” beklerler. Yapani kendi seviyelerine vandal yontemlerle, algiyla indirmeye calisirlar. Bunlar kendi baskanlari salonun yolunu bilmezken, kaynagi belli olmayan paralari cop degerinde futbolculara akitirlar, sonra televizyon karsisina gecerler kendisinden 25 milyon euro daha dusuk butceli hapci yunanin takimini destekleyip Fenerbahce maglubiyeti icin kina yakarlar, adaklar adarlar. Mac bittiginde ise kotuklarina zavalli sumuklubocekler gibi yapisip afallarlar ve bu caresizler ordusu ayni cumleler, ayni hakaretler ve ayni aymazlikla kendilerince “Sen neden bu kadar iyisin, neden benim gibi degilsin, neden ben coplukte yasarken sen vahada yasiyorsun” demeye denk gelen yalanlara sarilirlar. Cocuklugumda bu ulke “Ben yapamadim, bari cocugum yapsin” diyen insanlarla doluydu, simdi ise “Bu dunya bana yar olmadi, kimseye de yar olmasin” diyen cehalet odusunun cocuklari, torunlari ve neferleriyle dolu. Kendi vatandasina “kani bozuk” diyebilen hainler ordusu hic utanmadan “bak oyuncu bile yetistiremiyorsun” derken bir Fenerbahce eseri nigel-hayes’i kurtarici sinifina sokarlar. Kuyruk acilarinin en buyuk nedeni ise atina oaka’da FENER YUNANI REZIL EDERKEN, gozlerine “FENER” tutulmus “AKDENIZ CIPURALARININ” HAYRETLE IZLEDIGI UC TURK OGLU TURK COCUGU METECAN BIRSEN, ONURALP BITIM VE TARIK BIBEROVIC’IN sahada fark yaratmalaridir. Ve -Bulent Ortacgil’in efsane sarkisi “Şık Latife” sozlerinde oldugu gibi- “Şık Latifeler Ordusu” bu sahneyi yasayinca son umutlari da tukenir, dayanamaz yalnizliga HEMEN UYUR… HEMEN UYUR… IFLAS ETTIGI BIR DONEM OLSA DA, Kendi salonunu yapmis, kendi Muzesini icine kondurmus, o muzeyi tam 4 EUROLEAGUE KUPASIYLA TACLANDIRMIS, nba denen organizasyona herhangi bir amerikan kolejinden daha fazla oyuncu yollamis, bir cogu da halen kapisinda bekletilen oyunculari olan bu camiaya laf edenler spor ile uzaktan yakindan alakasi olmayan vandal ordusudur. Cunku onlar hokkabazliga, sahtekarliga, masaalti oyunlarina, sahte bahis sitelerine, yalana ve dolana bel baglamis, hedefi, amaci olmayan “Ulufeci Tembel Asalak” ordusudur. Tek hedefleri bu ulkenin degerlerini, kaynaklarini hic edip gunlerini gun etmeye adamis icimizde yasayan mikroplardir. Adi sani bilinmedik avrupa kupalarinda ceyrek finali zafer zannedip birak nba ve euroleague’i kendi ligimizde 10 dakika oynayabilecek oyuncu yetistiremeyen terliksi hayvan kafalilar meyvesi olan TEK AGACI TASLAYIP DURURLAR ve bize de bu zavallilari asagimak icin firsat yaratirlar. Eger hedefiniz bu sumuklubocek ordusuna katilmaksa buyrun, elinizi tutan yok! Ama eger guzel gunler gormek, daha refah icinde, daha ozgur daha onurlu, emege dayanan, gelisime acik bir kafaya sahip olup cocuklariniza daha iyi bir ulke birakmak isterseniz “SAKIN BU ASALAK SUMUKLUBOCEKLER” GIBI OLMAYIN. Dunya yapanlarin dunyasidir, yalan uretenlerin degil!!! Tarihinize bir bakin, hic bir seyken, kullerden bir CUMHURIYET yaratirken bunlar gibi tek bir asalaga rastlayamazsiniz. Ve ne tesaduftur ki!!! bu ulke basketbolunun altyapisina emek veren iki Kulup var biri TOFAS digeri FENERBAHCE, yani ikisi de “YALI COCUGUNUN ESERLERI” Eeeeeeee ne demistik;
IT URUYECEK KERVAN YURUYECEK ve aynen de oyle oluyor; IT URUYOR KERVAN TAM GAZ YURUYOR!!!