Duyulmayanı Duymak (Naci Özonay)

- Reklam-

Çok Değerli Milli Basketbolcularımız;

Harvard Business Review’de yayınlanan bir makale, ‘liderliğin görünmeyen alanı’ üzerine bir kadim öyküyü anlatıyordu.
Öykü, nasıl iyi bir hükümdar olunacağını öğrenmesi için babası tarafından büyük bir Çinli ustaya gönderilen küçük bir prensle ilgiliydi.

Çinli ustanın prense verdiği ilk vazife bir yıl boyunca ormanda tek başına yaşamasıymış. Prens bir yıl ormanda yaşayıp geri döndükten sonra ustası ona ormanda ne duyduğunu sormuş ve prens, “Guguk kuşlarının ötüşünü, yaprakların hışırtısını, sinekkuşlarının mırıldanışını, cırcır böceklerinin cırlayışını, otların savruluşunu, arıların vızıltısını ve rüzgarın fısıltısıyla haykırışını duydum” diye yanıtlamış.
Prens sözlerini bitirince ustası başka seslere de kulak kabartması için onu ormana geri göndermiş. Ormana geri dönen prens, ormanda birkaç gün ve birkaç gece yalnız başına oturup ustasının ne demek istediğini anlamaya çalışmış. Sonra bir sabah, daha önce hiç duymadığı belli belirsiz sesler duymaya başlamış.
Prens geri döndüğünde ustasına, “daha dikkatli dinlediğimde duyulmayanı duyabildim; açan çiçeklerin sesini, yeryüzünü ısıtan güneşin sesini ve sabah çiyini içen otların sesini” demiş.
Ustası başını sallamış ve “DUYULMAYANI DUYMAK” demiş. “İyi bir hükümdar olmak için gerekli bir disiplindir. Çünkü bir hükümdar ancak insanların kalbini dinlemeyi, anlatılmayan duyguları, ifade edilmeyen acıları ve dillendirilmeyen şikayetleri duymayı öğrendiğinde halkında güven uyandırabilir, bir şeylerin ters gittiğini anlayabilir ve yurttaşlarının gerçek ihtiyaçlarını karşılayabilir” demiş.

Çok Değerli Basketbolcularımız;
Duyulmayanı duymak. Sadece gruptaki liderlerde değil, takıma ait herkeste olması gereken çok önemli bir beceridir.
Sizler, Letonya maçında, vermiş olduğunuz insanüstü çaba ile ‘DUYULMAYANI DUYMUŞ’ olduğunuzu herkese göstererek büyük bir farkındalık yarattınız.
Ben bu farkındalığın, insanüstü mücadelenin Letonya maçı ile başlayıp turnuva bitene kadar artarak devam edeceğine yürekten inanıyorum. (İster maçları kazanalım İsterse de kaybedelim.)

Sevgili Basketbolcularımız;
Müsabakalar öncesi yapılan basın toplantısında Porzingis’in “Türkiye gibi takımlar konsantre değilseniz sürpriz yapar” açıklamasına en güzel cevabı; yapmış olduğu smaçla ve “görünmeyeni de görünür” kılarak Porzingis’i de çember içine sokan sevgili Şeyhmus fazlasıyla vermiştir.

Sevgili Ergin;
Duyulmayanı Duyan en güçlü kişi sen olduğunu belirtmezsem büyük bir haksızlık yapmış olurum. Çünkü; maç başlamadan önce son yıllarda ülke basketbolumuzun yaşadığı sıkıntılar, Letonya’nın da son yıllarda dünya sıralamalarında üst sıralara çıkması ve ev sahibi olmasından dolayı doğrusunu söylemem gerekiyorsa pek umutlu değildik.

Letonya maçını eşimle birlikte senle Luca Banchi’nin arkasında 10. sıradan izledik.
Tüm molalarınızı, oyuncu değişikliklerinizi, oyuncularla olan diyaloglarınızı ve yapmış olduğunuz hamleleri olabildiğince dikkatle izledim.
Bugüne kadar olan yazılarımda koçların, oyun tarzları, yönetim şekilleri ile ilgili hiçbir yorumda bulunmuş değilim. Kendi adıma doğru da bulmam. Ancak oynamış olduğumuz Letonya maçında gayri ihtiyari de olsa hem seni hem de Luca Banchi’yi izlemeye koyuldum.

Okuyucuların da izniyle sen ve Luca Banchi’le ilgili bir kaç şey yazmak istiyorum:
Sevgili Ergin, sadece maça konsantre olduğunda çok etkili bir Koç olduğunu ifade etmeliyim. Maç boyunca oyuna yerinde müdahalelerin, oyuncu değişikliği ile yapmış olduğun kritik hamleler, oynanması gereken setler konusunda ki kararlı tutumun ve hepsinden ötede oyunu domine etmen galibiyette çok önemli rol oynamıştır.

Luca Banchi hava atışı ile başlayan çaresizliğini maç boyunca üzerinden atamadı. Sanırım o da Porzingis gibi bizim kolay lokma olacağımızı düşünüyordu. Ben hem Luca Banchi’nin hem de Porzingis’in unutamayacakları bir ders aldıklarını düşünüyorum.

Sevgili Okurlarımız;
Letonya maçında Türk oyuncularımız kendilerine güvenildiği takdirde neler başarabileceklerini fazlasıyla göstermişlerdir. Bunu bir tek görenin bizlerin olmaması en büyük dileğim olacaktır. Belki de bu turnuvanın bizler için en büyük kazançlarından birinin, hatta en önemlisinin Türk oyuncularımızın güvenlerini geri kazanmaları olacaktır.

Çok Değerli Basketbolcularımız;
Konfüçyüs “Gerçek bilgelik, görülmeyeni görmek ve duyulmayanı duymakla başlar” demektedir.
Hepimize, tüm Avrupa’ya hatta Dünya’ya neleri başarabileceğinizi gösterdiniz. Ben bu işin sonunun finale kadar uzanacağını düşünüyorum.
Bunu Letonya maçında almış olduğunuz galibiyete dayanarak değil, vermiş olduğunuz büyük mücadeleye-savaşa dayanarak söylüyorum.
Yolunuzun açık olması dileğiyle…
Saygılarımla.

- Reklam-

9 YORUMLAR

    • Mertbaba rumuzlu sevgili okurumuz merhaba. Kendi adıma sevgili Ergin ile söylediğinize itirazım olur.
      Ancak şunu belirtmek isterim; ülkemizde eleştiri konusu da ‘fanatizm’ içeriyor. Birini seviyorsak hatasını hiç görmek istemiyoruz. Ya da birini sevmiyorsak ağzıyla kuş ta tutsa takdir etmeyi düşünmüyoruz.
      Sevgilerimle…

  1. Oyuncunun potansiyeli kadar Coach sun…

    Coach unun potansiyelin kadar oyuncu değilsin.

    Oyuncun potansiyeli kadar menejersin
    Menejerin baglantilari kadar oyuncü değilsin

    Oyuncun potansiyeli kadar kulupsun
    Kulübün bütçesi gücü kadar oyuncu değilsin

    Önce oyuncu yetistirmemiz gerekiyor.

    Ömer Faruk= Mustafa derin
    Adem bona= Türkay hoca
    Alperen = Banvit + Ahmet gürgen + Beşiktaş
    Şeyhmus Banvit Ahmet hoca
    Cedi Osman = Efes
    Furkan = Volkan Aydın
    Size Lara bak…
    …..
    Onur Alp bitim de iyi oyuncu adayı ama maalesef öyle olamayacak…

    Daha detaylı yazailabilir veya sayarsın….

    Oyuncu olacak potansiyelli oyuncular keşfedip
    Daha iyi antrenörler ile buluşturmak lazım.

    Şahane larkın + Adem bona
    Artı 10 Türk
    TBL takımı gibi oldu (espri)

  2. Müsadenizle ben de ekleme yapayım; Kulüp kültürü ve politikası ile oyuncu yetiştirirsin, parayı basıp yetenekli genç oyuncuları toplayarak değil…

  3. “Coach unun potansiyelin kadar oyuncu değilsin.”
    Dedikten sonra oyunculari tek bir Koç’un yetiştirdigini yazmak tuhaf kacmis..Bir oyuncuda pek çok antrenörün emeği olur. Ama kocunun potansiyeli oyunculuk için çok önemlidir. Alimpijevic’in karakterini severiz sevmeyiz ama Bursa’da Beşiktaş da oyuncuların yetenek ve kapasitelerinin ortaya çıkardığını, onların oyununu geliştirdiğini kabul etmeliyiz. Sertaç Şanli, herkesçe yetenekli diye kabul edilen ama bunu bir türlü açığa çikaramamis bir oyuncuydu. Ta ki Beşiktaş’da Ufuk Sarıca ile çalışana kadar. Koçluk ve coaching önemlidir.
    Haydar hocamın yazısına gelince hep ifrat ve tecrit var. Olguları konuşup bunu o an görevde olanlarla rabitalandirmak hatta onlara bağlamak, oyuncuya yüklemek hoş bir yöntem değildi. Şimdide Letonya macinda
    Oyuncuların “insanüstü çaba ile ‘DUYULMAYANI DUYMUŞ’ olduğunuzu herkese göstererek büyük bir farkındalık yarattığıni” yazmışsınız. Abartmayın ne olur..Ne duyulmayani Allah aşkına, ne insanüstü çabası.. Hepsi kapasiteli.oyuncular zaten NBA de oynamış, oynayan oyuncular..biz zaten emindik..normal performanslarini sahaya yansittilar. sapla samani karıştırıp yönetim-siyaset zeminden olaya bakanlar farklı bir şey görüyorlardı. Spor sporda kalmalı. Biz takımı hocayı destekliyoruz diye su anki yönetimi destekliyoruz anlami da çıkmaz. Hataları, eksikleri konuşalım daima ama değerlerimizin kıymetini bilelim, onları ne kucumseyelim ne de günah çıkarır gibi abartalim. Bu oyuncular yürekli onurlu oyuncular.. bir onlara sorun bakalım neler onları hirslandiriyor?? İtidal diyorum başka birşey demiyorum…sağlicakla

  4. milli takımın gösterdiği reaksiyon çok önemliydi tabi ama porzingisin yaptığı açıklamaların de gerçekçi tarafı yoktu. Milli takım zamanında letonyaya karşı ağır yenilgiler almış olabilir ama bu milli takım o milli takım değil. Hazırlık maçlarında gösterilen vasat performans ve şut yüzdesi bizde böyle bir korku rakip takımlarda da böyle bir güven yaratmış olmalı. Hazırlık maçında ki performansın çok belirleyici olmadığını düşünüyordum zaten, tabi ki de hiçbir maç mücadele edilmeden kazanılmaz. Turnuvada daha güçlü takımlar var ama letonya onlar arasında değil.

  5. Olumlu yorumlar tabiki olmalı ama bence biraz erken uçurduk takımı. Bu turnuvadaki başarı önemli bir kıstas ama başarısızlık durumunda da enseyi karartmamak gerekir. Genç bir takımımız var. Yazarın dediği gibiyse bu turnuvada en az yarı final oynarız.

  6. Maçta en önemli lider Alperen oldu. Gerek savunmada faul riskine girmeden sağlam duruşu,hücumda bitirici olması dışında pasları ile çevresini beslemesi( bu arada rakip takım paslara karşı araya girişleri top kayıplarını ortaya çıkardıysa da ,özellikle 2. Yarı bunu da çözdü Alpi) onun liderlik vasıflarını ortaya çıkardı. Bu demek değildir ki diğer oyuncular gölgede kaldı.. Asla ,ancak onun gayreti ve konsantrasyonu diğerlerinin motivasyonunu yükseltti. Oyunun hiç bir bölümünde kopmadan, dirençlerini kaybetmeden maçı koparan oyuncular haline geldiler. İlk defa bu derece birlikte düşünen ve amaca yönelik topluca aktif Milli takım izledik.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

33,250TakipçilerTakip Et
38,158TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

En Son Haberler