2025 takvim yılının son Euroleague maçında Fenerbahçe Beko, evinde Barcelona’yı 72-70 mağlup ederek rakibinin 5 maçlık galibiyet serisine son verdi ve 2025 yılını Euroleague’de galibiyetle kapattı.
Kevin Punter 20 sayıyla maçın en skoreri olurken ona 19 sayıyla Dario Brizuela eşlik etti.
Fenerbahçe’de Talen Horton-Tucker ve Tarık Biberovic 16’şar sayıyla galibiyetin mimarı olusu, son çeyreğin yıldızı, maçı aldıran oyuncu Wade Baldwin maçı 15 sayıyla tamamladı.
Otobüs beklemekten sinir stres sahibi olduğum bu akşamda en azından maça vaktinde gelebildiğim için mutluyum. Barcelona en son son saniyede Anadolu Efes’e kaybetmişti (Pasqual’in ilk maçıydı aynı zamanda). 3 uzatmalı tarihin en iyi maçlarından biri olarak kayıtlara geçen Baskonia mücadelesinin ardından bir lig maçı da oynadılar ve şimdi Noel öncesi İstanbul’a çok da dinlenemeden ayak bastılar. Shengelia’nın sakatlığı devam ediyor ama daha önemlisi belki de, Baskonia maçına devam edemeyen Clyburn’un sakatlığı da devam ediyor. Fenerbahçe için evinde büyük bir şans var maç öncesinden bakınca.
Maç Talen Horton-Tucker resitaliyle başladı ama ardından belki de Euroleague’nin en formda oyuncusu olan Kevin Punter 5 sayıyla karşılık verdi. Barcelona’da Miles Norris erken 2 faul yapsa da Cale ve Norris’in dinamizmi, zaten çok top kaybı yapan bir takım olan Fenerbahçe Beko için büyük probleme sebep oldu. Barça bir anda 9-4 öne fırlayınca daha çeyreğin yarısı geçmeden Saras Jasikevicius oyuna molayla müdahil oldu. Molanın ardından THT kenardaydı ve Brandon Boston oyuna dahil oldu. İlk 4 sayıyı attıktan sonra yaptığı top kayıplarının bunda etkisi var. Molanın ardından Birch ve Hall’ın üst üste isabetleriyle skor dengeye geldi. Üstünlük kuramadığımız ribauntlarda molanın ardından dengeye de geldiğimizi söylemek gerek, nitekim bu basketlerden birisi ikinci şanstan geldi. Çeyreği yarılayınca iki takım da beşlerini değiştirdi ama burada dikkat çeken THT’nin parkeye dönmesi oldu. Benchler oyuna girdikten sonra oyun olarak Fenerbahçe üstünlüğü olsa da iki taraf da topu çemberden geçirmekten aciz kaldı ilk çeyreğin ikinci yarısında. Son bir dakikaya 13-13 girildi. Baldwin’in çizgiden bulduğu isabetlerin ardından ufak çaplı bir THT resitali daha izledik ki bu esnada bir ara Metecan 5 numarada süre aldı ve Fenerbahçe sayı yemedi. İlk çeyrek sonunda 17-13 Fenerbahçe Beko üstünlüğü var.
İkinci çeyrekte ilk sayılar Baldwin’in şık smacıyla geldi. Ondan sonra pek sayı olmazken 08:30 kala gelen Punter üçlüğü, Fenerbahçe Beko’nun 5 dakika sonra yediği ilk sayılardı. Bundan sonra Fenerbahçe savunması altüst oldu nedense. Üst üste bomboş şutlar, verilen hücum ribauntları ile sadece tek basket yediğimiz için çok şanslıyız bu bölümde. Problemi gören Jasikevicius da hiç beklemeden molayı aldı zaten. Molanın ardından Tarık’ın basketi nefes aldırırken takımın yeniden savunmada konsantre olduğunu gördük. Buna rağmen durduramadığımız Kevin Punter şutunun isabetli olması normal bence. Şimdiden 10 sayıyı buldu o da nitekim. Çember altından bir isabet daha bulan Tarık bu gece ezberlerimizi bozmaya niyet etmiş sanki. Bugün şutundan ziyade içeriyi zorlaması ve kaçırmaması harika. Xavi Pasqual bu sefer molayı aldı ama hemen dönüşünde yine Tarık bu sefer orta mesafeden klasik şutuyla isabeti bularak 10 sayıya geldi.
Bu bölümde oyunda olan Juan Marcos’un üçlüğüne cevap bu sefer THT’den geldi. THT bir koridor bulursa sonuna kadar çemberi zorluyor ve onu durdurmak için faul yapmak zorunda kalıyor rakip savunmalar. Faul işe yarıyor mu? Bugün hayır. Kaçırdığı tek top var ve 2 defa basket faul üretti şimdiye kadar. 11 sayıyla maçın en skoreri. Barcelona’da daha ilk yarı bitmeden tam 8 oyuncunun skor üretmesi çok etkileyici. Fenerbahçe’de bu sayı 6 bu arada ama skor 32-25 ve 21 sayı iki oyuncudan geldi. Barça’da 10 sayıdaki Punter hariç birden fazla basket atabilen oyuncu yok. Hangisi daha iyi siz karar verin.
Tarık üçlükte faule maruz kalınca faul çizgisinden 3/3 attı ama dönüşünde Punter’dan üçlük geldi. Bu döngüyü bozan isim orta mesafe isabetiyle Myles Cale oldu. Punter, switchin ardından Melli’yle bire bir kaldı ve aslında Melli iyi de savundu ama Punter bugün de Jordanvari bir basketbol tanrısı seviyesinde. Punter bu basket faulle beraber 16 sayıya ulaştı ve 8-0 seri yaparak farkı 2’ye kadar indirdi. Tabelada en fazla 35-25’i görmüştük. Son pozisyonda Satoransky’nin Baldwin’e enfes bloğu ilk yarı skorunu 35-33 lehimize tayin etti.
Karşılıklı yüksek skorla başlayan ikinci yarı Birch’ün teknik faulüyle sekteye uğradı. Teknik faulun peşindeki hücumda Birch’ten nefis bir chasedown blok izledik. Dipten top çıkarmak isterken zor bir uzun pas sebebiyle başlayamayan hücum yarı saha ihlaliyle sona erdi. 2:30 dakikada Barça faul hakkını doldururken bunun da etkisiyle skor anlamında inanılmaz kısır bir süreçteyiz. Miles Norris’in üçlüğü ve THT’nin çizgide 1/2 olmasa inanması güç bir skorsuz seri izleyecektik. 6 dakika kala Punter’a çalışılmış müthiş savunma şemasının dönüşünde fast breakten gelen isabet, dönüşünde yine Norris ve onun dönüşünde Melli üçlüğü ile 30 saniyede oyun bambaşka bir renge büründü. Tempo yükselince Jasikevicius hemen oyuna değişikliklerle müdahale etti. Henüz 3. çeyreğin ortasında olduğumuzu düşünürsek her türlü gelecekti bu değişiklikler muhtemelen ama zamanlaması makul oldu. Bu noktadan sonra hücumda yine zorlanan sarı-lacivertliler, Dario Brizuela’ya da engel olamadı. Norris ve Brizuela’dan gelen üst üste üçlük isabetleri Barcelona’yı maçta ilk kez öne geçirdi. Bu andan itibaren iyi reaksiyon gösteren ev sahibi ekip skoru yeniden alsa da son saniyede Willy Hernangomez’in alley-oop smacına engel olamayınca son çeyreğe 53-52 önde girdik.
Son çeyrekte Brizuela ve Vesely’nin basketleri Barça’yı yeniden öne geçirdi. Takım zaman zaman oyundan çok düşüyor ve tribün de tamamen sükunete gömülüyor ama birileri durumu fark edip bir marşa giriyor, en azından maçtan tamamen kopmayan bir tribün var. Fenerbahçe hücumda biraz daha istikrarlı olsa her şey daha farklı olur ama kusurların olması da normal tabii. Punter çok yalnız başlamıştı, sonra yanına Norris gelmişti. Bu üst üste isabetlere bir üçlük daha ekleyen Dario Brizuela 13 sayıya geldi. Efes’in kaybedilen Dubai maçına benzerlikler gösteren maçın son çeyreği de bu yönde seyrediyor. O maçta hiç üçlük isabeti bulamayan Dubai, son çeyrekte Davis Bertans üçlükleri sokmaya başlayınca maçı koparmayı başarmıştı. Ben bunları yazarken Brizuela 17 sayıya geldi. Her çeyrekte skoru taşıyacak bir oyuncu bile bulmak bu yüzden bu kadar kıymetli. Fenerbahçe’de THT ve Tarık’ın yanına biraz Hall biraz Baldwin geldi. Bu senaryoda aranan adam Baldwin olmalı gibiydi. Fark 5’e çıkınca Saras mola aldı ve moladan Baldwin basketiyle döndü. Anlayacağınız bu ve devamında yaşananlar çok da sürpriz olmadı bana. Talen Horton-Tucker’ın her zamanki gibi içeriyi zorladığı bir pozisyonda hakem üçlüsü skandal ötesi bir hücum faul kararı verdi ama bu en azından tribünleri ayağa kaldırmaya yaradı. Bitime 3 dakika kala 61-66 Barça üstünlüğü varken son basket yine Brizuela’dan geldi. Bu çeyrekte 11 toplamda 19 sayıda maçın en koreri oldu. Bundan sonra önce Tarık sonra Devon Hall üçlük isabetleri bulunca bir anda öne geçtik.
Hakem konuşmayı gerçekten sevmiyorum. İstemiyorum da. Bugün son çeyrekte tribünler ilk kez kulağımı sağır etti. İlk kez oyuna en büyük ağırlığı tribünler koydu, oradan devşirilen momentumla uzun zaman sonra skoru da aldı Fenerbahçe. Teşekkürler Tomislav Hordov, Ioannis Foufis, Luka Kardum. Hakemler hata yapabilir ama ben üniversite okul takımı idmanının son bölümünde yaptığımız maçlarda bile böyle bir hata yapsam oyuncularım tarafından linçlenirdim.
Uzun zamandır sessiz olan Punter, hücum süresinin sonlarında dipten catch & shoot üçlükte isabeti bulunca takımını yeniden öne geçirdi. 24 saniye kala Vesely’nin çizgiden 2/2 isabetiyle 69-71 Barça önde. 10 saniye kala Baldwin, Cale’in kendisine taktik faul yapacağını anlayınca şuta kalkarak üç atışı aldırdı. Maçın en kritik anı olmakla birlikte Baldwin’in bu sezon faul çizgisinin gerisinden çok düşük yüzdeyle attığını unutmamak lazım. İlk 2 atışta hata yok. 3. atış… İsabetli! Son top Punter’ın ellerinde ama o da ne? NICOLO MELLI, 20 SAYIDAKİ PUNTER’I BLOKLADI! 72-71 Fenerbahçe Beko bu maçı kazanıyor!
GÜNÜN SONUÇLARI
Dubai Basket – Olimpia Milano: 99 – 92
Fenerbahçe – Barcelona: 72 – 71
Zalgiris Kaunas – Panathinaikos: 85 – 92
Bayern Münih – Hapoel Tel Aviv: 72 – 82
Valencia Basket – Baskonia: 91-81
Asvel – Anadolu Efes: 103-99
Paris Basketbol – Kızılyıldız: 102-92




Talen yetenekli oyuncu bu kesin de bazen öyle fazla zorluyor ki rahat gidecek veya farklı önde gidilen maç başa baş gidiyor veya kaybediliyor. Avrupa’da ilk sezonu olduğu için hoş görebiliriz ama bir seviyeye kadar. 5 aydır takımla birlikte ve bazı şeyleri artık öğrenmeli koç onunla bu konuda daha fazla ilgilenmeli. Melli yine tecrübesini konuşturdu kontratı uzatılmalı ve 10 günde 5 maç kolay değil. Tebrikler.
Aman tepki görmeyesin trollerden…. Euroleague ‘de Atamanlı fırtına Efes dönemi kör fanatikler en çok bunu yazardı “ver topu Miçiç’e veya Larkin’e”… Halbuki hala o muhteşem hücum temposunu oynayan takım yok Euroleague’de… Amma velakin özellikle bu yıl yazı takımların birlikte geçirememesi, üstüne takım ve maç sayısının artması, ABD’li oyuncuların daha fazla rol alması sonucu artık bire bire çok daha fazla döndü oyun… Saras’ta belki hücumda takımı dinlendirmek için belli periyotta tamamen topu Tucker’e bırakıyor… Bence kabul edilebilir bir taktik adamın stili göz önüne alındığında…Benim tercihim topu daha çok Biberoviç’in yönlendirmesi ama Saras , Tucker’a alan açmayı seçiyor… Maç sonu Barça Koç’u Pascual’ın ünlü takılmasını yine gördük… Son hücumda Saras zaten faul yapacaklar diye mola bile almayıp öylesine topla oynarken Pascual’ın panik butonu faul hakkı varken 3 atış getirdi!!! Halbuki faul yapmasa FB büyük ihtimalle el üstü şuta kalacaktı. Yeni yazarımız bazılarının istediği gibi devamlı hakemden şikayetçi ama hakem istese “faulü ilk temasa verdim” deyu topu kenardan baslatabilirdi. Tam tersi bize olsa yine hikayelere başlardık!!! İbo’da hiç sevmiyor topu kavrayınca atış kuralını ama burda maçı kurtardı…Hakemler bu yıl bu konuda iyi bir standart yakaladı…
Sen standartı asla yakalayamazsın “ölümüne” pananaykoslu, sen kim FB’lilere Efeslilere basketbol yorumlamak kim, FB’nin eski büyüklerini yorumlamak kim, sen ancak Türk takımlarını doğramayı ve Pananaykoslara yol yapmayı iş edinen EL hakemlerine goygoy edersin böyle, palikarya elemanı.
Hadi acemi troller neyse ama sen en büyük takipçimsin , nasıl düşersin tuzağa 😎 Halbuki benden ne dersler aldın,neler öğrendin… Yansıtma psikolojisi mi dersin yoksa en son Alemetifarika kelimesi mi!!! 🤣🤣🤣 Bak bana dediklerinin aynısını Saras’a özelden yaz emi… Adam resmen Yapı’nın görünmeyen en büyük kozu; https://basketdergisi.com/jasikevicius-genel-tablo-korkunc.html
Bir kurdun arkasindan yuz kopek havlamazsa o kurt kurt degildir.
MOGOL ATASOZU
Serefsizler adam olsaydi hapisanelerden kacmak degil iceri girmek suc olurdu..
LONDON CALLING
Yussuz bir serefsiz, daha 6 ay once boynuna avrupa’nin en degerli madalyasini takan McCollum icin “bir de Efe Aydan alinirsa tamamdir” diyenleri tebrik eden cehalet abidesi bir meczup, sozde sirp dusmani ayagina yatip belgrad’da yapilan Turk dusmanligini gormezlige gelen donek bir hokkabaz, futbol yazacak bir site olsa buralara ugramayacak, varliginin tek nedeni Fenerbahce dusmanligi olan bir sumuklu, spikerlerden calma uc bes lafi biraraya getirip yorum diye kakalamaya calisan bir sahtekar, yukarida sekil 1A’da gorulecegi uzere Sn. Sporsever ve benzeri gibi bir cok okurdan azar ve hakaret isitmeden yataga giremeyen bir muptela, beyin ve omurgaya sahip olmadigindan madagaskar papagani gibi hep ayni laflari tekrar tekrar kes-yapistir kusan bir sican, er ya da gec en yakin cevresine bile buyuk zararlar verecegine emin oldugum bir sizofren, milliyetcilik numarasi ile menfaatine geldiginde yunanin bayragini opecek bir hain, en ufak pozitif bir Fenerbahce haberini kaldiramayan, katlanamayan (bknz.bu yazinin yazari) tek basina otobanda ters yola girip kim ben mi? asil karsidan gelenler ters yolda diyebilecek bir megaloman, Allah onlara sabirlar versin! buyuklerine bile saygisi olmayan bir terbiyesiz, soyleyecek tek sozu kalmadiginda insanlara, baskanlara, tuvaletinin bokunu bile temizletilmeyecek kuluplere en agir hakaretleri edebilen ahlaksiz bir yaratik, kin ve nefret ciftliginde bu ulkenin en igrenc pislikleriyle terbiye edilmis android bir domuzcuk, once kendi kulubunu terketmis, Fener nefretinden tutmadigi takim kalmamis beceriksiz oynak beceriksiz bir zenne. Guduric’i looser zanneden, terliksi hayvan beyniyle Obra’ya laf sokmaya calisan bir fellah parcasi, Camdan sarayi paramparca edilmis, yakiti azar ve kufur olan asalak bir sumuklubocek… Utanmadan baska nicklerle kendine ovguler yagdiran bir psikopat. Utanmadan hala sozumona basketbol konusmaya calisip rezil olan bir YUNAN USAGI. ODLEK BIR PACAVRA… Milyon kere isittigi kufurlere yarabbi sukur diyen bir alcak. Iste sabah kalkip aynaya bakip gorduklari bunlar. Mezarina tukurmeye bile değmeyecek bir parazit…
Bilin bakalim BU SEREFSIZ KIM?
Vay vay vay, nasıl bir yorum bu böyle. Adam olan bir daha her haberin altına fark edilmek için hep Beyoğlu’nda gezerdi hesabı ahkam keserek yorum yapmaz da nerede onda o izan?Bu yorumun yunan aşığı,yunan takımının başarısına sevinen,sözde milliyetçi,Atatürk’çü, O’na ayyaş diyene kendini milyonlarca euroya milli takım koçu yaptı diye teşekkürler eden şeyhine aşık müritlere değil onun gibi olup bu sitede pek yorum yapmayan diğer haset,
kıskançlara da gelsin. Ayrıca bu sitede daha sıklıkla yorum yaparsan iyi olur diğerinde artık sansür var çoğu yorum hele bu hasetlere cevaplar yayınlanmıyor…
Degerli kardesim, ates olmayan yerden duman cikmiyor. Cogunlukla bu serefsizin hakaretlerine esprilerle, ispatlarla cevap vererek rezil ettim AMMMMMAAAAA… barca macindan sonra yazdigim “AntiFener taraftarlarina gecmis olsun” yorumuma cevabi:
“Eh basketbol takımı kaptanı alkolden ehliyeti kaptırırsa, futbol takımı kaptanı bahisten içeri atılırsa, başkanları rahat durur mu o da uyuşturucu madde bulundurmaktan aranır!!! Yani yukardaki adamların(sözde) psikolojisi normal tabi… 20 aralik, Saat: 01.22”
Ilk soylediklerini yutarak, son soyledigi uzerine artik kendimi kaybettim. Cunku o saatlerde tum basinda baskanin ucakla ulkeye donus yolunda oldugu carsaf carsaf yayinlanmisti. Yetmedi baska bir yorumunda baskanimiza “torbaci” hakareti yapti! Hala buna ettigim hakaretlerin yetersiz kaldigini dusunuyorum. Yukarida yazdiklarimin siradan hakaretler oldugunu asla dusunmuyorum. Kesinlikle her kelimesinin dogru oldugunu adim gibi biliyorum, gerekirse hapsini ispat etmeye de hazirim. Karsimizda Fenerbahce maclarini yorumlayan Fenerbahce Efsanesi Ibrahim Kutluay’a ibo diye hakaretle “FANATIK” diyebilen bir sizofren var, ozellikle son yillarda bunun her yazdigini aynen iade ettikten sonra caresizce, dozunu arttirarak once kisilere sonra da kulube hakaretler yagdirmaya basladi. Bu asagilik davranislari asla basketbolun temizligine yakistiramadim, layik gormedim. Siteler yonetenleri kadar vardir, kendi paralariyla bu siteleri devam ettirirler, herseyi yapmak kendi tercihleridir, buna saygi duyulmalidir. yine AMMMAAA! spor ve basketbol disi hakaretlere izin verilmemelidir diye bas bas bagirdim. Gerisi beni asan durumdur. Daha bitmemis bir dava da ki: baskan serbest birakildi, neredeyse bir ulke kadar taraftari olan bir camia olmasi bir yana siradan bir insana bile soylenmecek laflari soyleyen bu alcak hala sanki bu asagilik davranislari yapmamiscasina -kendine cok yakistigi gibi- ignelemeye, insanlari provoke etmeye devam ediyor. O DEVAM ETTIKCE MISLIYLE KARSILIGINI BULACAK!!! Destegine tesekkur ederim.
Şerefsiz dediği sanırım aynı yazın ki TÜRKİYE’nin milli maçlarında sırasıyla Letonyalı, Sırp, İsveç, Polonya, en sevdiği ve dilinden düşürmediği Yunanlı ve en son Alman olan, Milli takımımız yenilsin diye çukurunda bekleyen, bugünde basketbolun ülkede sevilmesini sağlayan Efes gibi her Türk takımı mağlup olunca Frengistanlı gibi sevinen sözde bir trol!!! Sözde trol çünkü daha iyileri var…Daha önce dediğim gibi HIRSIZA, HIRSIZ OLDUĞUNU UNUTTURURSAN SANA AHLAK DERSİ VERİR!!! Bknz yukardaki… O yüzden unutulmaması için kırk yaşından genç kardeşlerim için burdayım 😎
Ve iste daha dun sansurlenen bir yazim:
“Simdi duydum!!! Istanbul bassavciligi hirsizlik masasi ekipleri Atasehir Fenerbahce Basketbol Muzesine baskin yapmak uzere yola cikmislar. Fitnecilerden aldigim haber uzerine: florya’da yasayan bir vatandas ne yapsa vazgeciremedigi Fenerbahce’li iki cocugunu barca euroleague macina goturmus, orada muzeyi de gezmisler, hayretini gizleyemeyen baba bu aksamustu karakola giderek: Muze kupayla doluydu, bu imkansiz, yapsa yapsa bunu ancak bir YAPI yapabilir demis. Bu ihbari degerlendiren emniyet gucleri derhal toplanarak agir silahlar, uc sniper ve 500 kisilik bir guvenlik gucu ile harekete gecmisler. Sucustu yapilmasi ve suclularin toplam 62.883 yil iceri tikilacaklari ongoruluyormus… Ben fitnecinin yalancisiyim, sorry.”
Ben bu yazinin yayinlanmamasi uzerine yorumu elini vicdanina koyacak herkesin takdirine birakiyorum.
Bu sumuklu yine “ALENEN YALAN YOLUYLA ORTALIGI TALAN ETMEYE CABALIYOR” Yalaninin oznesi benim, iddia ettigi tek bir sey bile dogru degil, ispata dair tek bir kelime bile bulamaz. Ama Milli Takim antrenoru icin bin kelime bulur, milyonuncu hakaretinin asil nedeni de bu. Basta bu sitenin sahibi olmak uzere bir cok yazari ve kamuoyu da benimle ayni fikirdeydi ancak bu odlek yalancinin gucu onlara yetemeyecegi icin bana yonelik sizofren saldiriya devam ediyor. Ayrica ana yazimda belirttigim gibi ikiyuzlu, kucucuk menfaatci benim, onlarca defa alenen “dusmanca” Fenerbahceye saldiran, ziya ve mustafa adli kisilere verdigim efes maci cevabini bir bahane olarak uyduruyor AMMMMAAAA, cahil embesile bininci defa anlatayim, Fenerbahce Beko bir euroleague takimi, efes te oyle, bu yarismada ne yapacagim? Kendi takimimi es gecip “aman efes basarili olsun” mu diyecegim? Yine ayrica bu ahlak , ilke ve fikir yoksunu zavalli yurtdisi arenada mucadele eden takimlarimiza bu kadar duyarli ise, ziya, mustafa ve diger bir cok meczubun bela okumalarla, kin ve nefret dolu “Yeter ki Fenerbahce yenilsin” cigliklarina NEDEN TEK KELIME ETMEMIS? Ustelik bu meczuplar euroleague de yer almayan gs futbol kulubu taraftarlari… Hep ayni tiyatro, cunku ne gibi bir bok yediginin farkinda ve her zamanki gibi en iyi bildigi seyi yapiyor: YALAN VE IFTIRA…