Oktay Mahmuti -2 (Naci Özonay)

- Reklam-

Değerli Antrenör, Öğretmen, Yönetici Arkadaşlarım ve Okurlarımız;

Aralıksız 14 yıl kulüp altyapılarında (küçük, yıldız ve genç takımlar) buna paralel olarak da İlkokul, Ortaokul ve Lise takımlarında antrenörlük yaptım. Sonrasında 10 yıl okul idareciliği görevinde bulundum.

Bu görevlerim esnasında şunu gördüm;

Çalıştığım çocuklar anne ve babalarının neredeyse birebir kopyalarıydı. Anne ve babalarının kullandığı sözleri kullanıyor, anne ve babalarının davranışlarını uyguluyor, anne babaları gibi azimli-çalışkan ya da anne babaları gibi rahat-umursamaz oluyorlardı. Yani istisnalar dışında ‘armut dibine düşüyordu.’

Eğitimin ilk verildiği yer ‘AİLE’ dir…

Bir sofra düşünün o sofra da kahvaltı yapılır ya da yemek yenirken evin anne ve babası;

Bu sofrada sadece eğitim, kitap ve okul konuşsun,

Bu sofrada kurtuluşa giden tek yolun ‘okumaktan’ geçtiği anlatsın,

Bu sofrada sadece üniversite, kariyer ve buna paralel gelecek yaşam kurgulasın…

İşte sevgili Oktay Mahmuti, ablası ve zaman zaman da amca ve diğer aile büyükleri böyle bir sofrada yaşamlarının temellerini oluşturup geleceklerini kodlamışlar.

Sevgili Oktay’ın annesi Ayhan Hanım öğretmen rahmetli babası Kenan Bey de pedagog muş. Ve onlara doğru olan yolun ‘eğitimli bireyler’ olmaktan geçtiğini her fırsatta anlatmışlar.

“Popülizm eğitimi yendi, kitap fuarlarında kitaptan çok köfte satılıyor!”

Sevgili Oktay Üsküp de okuduğu yıllarda öğretmenin pozisyonunun güçlü, önemli ve hayati olduğunu, günümüzde gelinen noktayı yadırgadığını, değer verdiğimiz olayların azalıp gitmesine üzüldüğünü, kitap fuarlarında kitaptan çok köftenin satılmasından kaygı duyduğunu, günümüzde popülizmin eğitimi yendiğini, işlerin çok tehlikeli bir boyuta doğru gittiğini, çocukların okuyup meslek sahibi olmak istemediklerini, eskiden okuyarak bir yere gelen insanları örnek alan çocuklarımızın artık lüks arabalara binen çok para harcayan insanları idol haline getirdiklerini bu durumunda patolojik olduğunu ifade ederek sözlerine başladı.

Değerli Okurlar;

Sevgili Oktay otobiyografisini henüz neden yazmadığını anlatırken şunları belirtti:

“KİTAP YÜCE BİR ŞEYDİR, Kitap yazabilmek için dolu olmalıyız. İnsanlar kitabı eline aldığında o kitaptan bir şeyler alabilmeli, yazdığım kitaba insanlar katılmasa bile kitap bir analize yol açabilmeli, sadece toplum önünde kabul gördüğüm için kitap yazma hakkını kendimde görmüyorum, Franz Kafka popüler olduğu için kitap yazmadı…”

Sevgili Oktay otobiyografisini neden yazmadığını anlatırken kullandığı ‘KİTAP YÜCE BİR ŞEYDİR’ cümlesini ona söyleten terbiyenin anne ve babasından ve büyüdüğü o sofradan geldiğini görmekten bir öğretmen olarak büyük mutluluk duyduğumu belirtmek istiyorum.

Sevgili Mahmuti, sorununda çözümün de ‘EĞİTİM’ de olduğunu belirttikten sonra şunları söyledi:

Günümüzde sıradanlık standart hale geldi. Artık içerikle, nitelikle kimse ilgilenmiyor.

Bugün ‘baby shower doğumdan-bebekten daha önemli hale geldi,

Yapılan düğünler aşktan daha değerli hale geldi,

Cenaze töreni merhumdan daha kıymetli hale geldi,

Yaşadığımız dünyada ‘ambalaj’ içerikten daha önemli hale geldi. Ambalaj dünyasında yaşar hale geldik bu durum tam bir paradoks.

Değerli Antrenör, Öğretmen, Yönetici Arkadaşlarım ve okurlarımız;

Kırılma Noktası!

Sevgili Oktay, basketbol antrenörlüğünden aniden kopuş hikayesini, kırılma noktasını konuşurken şunları anlattı:

“Bir gün rahmetli babamla sohbet ediyordum. Babam bana ‘Oktay senin benden çok paran var ama ben hayatı senden daha güzel yaşadım’ dedi.

Hayatım otel, spor salonu ve havaalanı üçgeninde geçiyordu. Maçları kazanayım ya da kaybedeyim evde sofraya oturduğumda kızlarım ve eşimle huzurlu bir kahvaltı yapamıyor, yemek yiyemiyor, kızlarımla zaman geçiremiyordum. Ailemle tatile gidemiyordum. Anne ve babamla hiç zaman geçiremiyordum.

Ve bunun üzerine birçok şeyi değiştirme kararı aldım. Antrenörlük yaşamıma noktayı koydum. Bir sıralama yapmam gerekirse 1-9 sırayı ailem alır. 10. Sıradan itibaren diğer işler gelir. Çocuklarım yollarında ilerlerken onlara destek olmaktan çok büyük keyif alıyorum. Çalışırken maalesef bunlara imkânım olmadı.”

Sevgili Oktay’ın kendine göre haklı olan ‘kırılma’ noktasına kendisiyle yapmış olduğum sohbetlere dayanarak bir ekleme daha yapmak istiyorum:

Sohbetin bir yerinde sevgili Mahmuti bana şunu söyledi

“Naci Ağabey her şey basketbol değil, bulunduğumuz çevrenin bize ne kattığı kadar bizden neler götürdüğü de bir o kadar önemli.”

Sevgili Oktay’ın büyüdüğü ortama ve geçmiş kodlarına baktığımda haklı olarak sadece basketbol konuşmuş olmanın sevgili Oktay’ı yormuş olduğunu gördüm. Ve haklı olarak basketbol dışında konuşacak bir yaşam aramış.

Entelektüel birikimi yüksek, paradan- araba markalarından ziyade hayatı, dünyada ki gelişmeleri konuşacak bir çevre arayışına girmiş.

Ben bu tespitimin basketboldan kopuşunda önemli yer tuttuğunu düşünüyorum. (Bu saptama tamamen benim görüşüm…)

Değerli Antrenör, Öğretmen, Yönetici Arkadaşlarımız ve Okurlarımız;

7 sene öğretmenlik 10 sene de okul idareciliği yaptım. Ülkemizin kıymetli onlarca öğretmeni ile yakın çalışma şansına sahip oldum.

Sevgili Oktay’ın değerli annesi Ayhan Mahmuti Öğretmenimiz şu sözü sık sık kullanırmış:

“Kötü öğrenci diye bir şey yoktur, öğrenci pür gelir-temiz gelir. Kötü öğretmen vardır.” Bu sözü biz öğretmenlerin çerçeveletip duvara asmamız gerektiğini düşünüyorum.

Değerli Okurlar;

Gelecekte huzur içinde yaşayabileceğimiz bir ülke için; baba Kenan Mahmuti’yi ve anne Ayhan Mahmuti’yi örnek alarak yarınlara miras olarak ‘eğitimli, iyi yetişmiş bir nesil’ bırakmayı hedeflememiz gerekmektedir.

Biliyorum okurların neredeyse tamamı sevgili Oktay’ın basketbol antrenörlüğü ile ilgili gelişmelerden haberdar olmak istiyorlar. Böyle düşünen herkesi saygıyla karşılıyorum.

Ancak yapmış olduğum sohbetteki iki olay beni sevgili Oktay’ın ‘basketbola dönüp dönmeyeceğinden’ çok daha fazla ilgilendirmiştir…

İlki; sevgili Oktay’ın anne ve babasının çocuklarını büyütme tarzları, çocuklarını büyütürken kararlı duruşları ve eğitim olayını olmazsa olmaz olarak görmeleridir.

İkincisi ise; sevgili Oktay’ın hayatın bir tek basketboldan ibaret olmadığını düşünüp aile kavramını en ön sıraya almasıdır.

Sevgili Oktay’la yapmış olduğumuz sohbetin bu kısımları heyecan duymama neden olmuş ve bana ilham vermiştir.

Saygılarımla.

Not: Son yazımda sevgili Oktay’ın Türk basketbolu ile ilgili düşüncelerine, Efes Pilsen yıllarına ve basketbola geri dönüp dönmeyeceği konusuna değineceğim.

Oktay Mahmuti-1 (Naci Özonay)

- Reklam-

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

33,250TakipçilerTakip Et
38,158TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

En Son Haberler