Fenerbahçe, Miami Heat, Utah Jazz, Panathinaikos, Golden State Warriors, Real Madrid… Böyle bir kariyer kaç oyuncuya nasip olur?
Ömer Faruk Yurtseven gerek NBA’de, gerekse Euroleague’de dünyanın en iyi oyuncularıyla aynı soyunma odasını paylaştı ancak hiçbir takımda istikrar yakalayamayınca, “Gezgin” oyuncu kategorisine geçti. G-League’deki Rio Grande Valley Vipers’ı da sayarsanız geçen sezon 4 takımı dolaştı.
Bugüne kadar hak ettiğine ulaşamadığını, yani hakkının teslim edilmediğini düşünebilir… Belli ölçüde haklı da olabilir… Örneğin Miami’de iki uzunun sakatlığında ciddi süreler bulmuş, harika performanslar sergiledikten sonra sakatların dönüşünde yine rotasyon dışı kalmıştı. Panathinaikos’ta da belli bir dönem övgüler aldı, ardından kendisini kapının dışında buldu.
Dünya basketbolunda kısa ve uzun oyuncu kıtlığına karşın hala boşta olan Ömer Faruk Yurtseven kendisiyle ilgili bir karar vermek zorunda… Yapması gereken şey, 3’e 5’e bakmadan oynayabileceği, süre alabileceği bir takımla imzalamak… Kendisi hakkında ne düşünürse düşünsün, Ömer Faruk üst düzey oyuncu sınıfına geçmek istiyorsa kendisini ispatlamak durumunda… Gurur meselesi yapmadan, bu gerçeği kabul etmek zorunda… Gerekirse çıkış yolunu üst düzey bir Eurocup takımında bulacak… Ömer Faruk henüz 28 yaşında ve kariyer planlaması yapmak, geleceğine yatırım yapmak için hala zamanı var…




Hayal aleminde yaşıyor, menajeri de gazı veriyor belli ki…
Bence Ömer Faruk yapması gereken detaylı bir öz eleştiri ve bir spor psikoloğu ile ki muhakkak vardır diye düşünüyorum onla bir yön çizmek
Papa’dan çıkarsa EFES düşünebilir, Bjk Euroleague’de Zizis ile uzatmasa olabilirdi, GS ile uzun yıllık (NBA projesi olacaksa) olabilir , İtalyan takımları da ona göre (yıllardır uzun bulamadılar Ömer’e mi hayır diyecekler) olmadı Araplar…
Birisi Metrbaba abisinin bu mesajını acilen Ömer Faruk Yurtseven’e iletsin lütfen ve ona desin ki; “bu abini dinle, kendisi bir basketbolcu eksperedir. Yıllar önce Göksenin Köksal’ı ve Sadık Emir Kabaca’yı Euroleague takımlarına öneren adam. Cedi’yi kesfedip Pana’ya transferini sağlayan adam.” Özellikle de “… olmadı Araplar” değerlendirmesi işte bu kopardı bizi. Sen bizi güldürdün, Allah da seni güldürsün…
Fenerbahce’den ilk gittigi zamani cok iyi hatirliyorum. Cahiller ordusu Obra ve Euroleague tedrisatini koleje tercih eden Omer’i ayakta alkislamisti, iste hazin sona dogru ilerleyen bir kariyer. Pragmatizm yani sonuc odakli yaklasim bize cok uzak bir kavram. Bizim tercihimiz hep “Ameliyatin iyi gecmesine” odaklidir, oysa cogunlukla hasta hep olur. Omer ilk dugmesini yanlis ilikledi, kariyer hatasini yapti ve yasi da geldi 28e. Onunde 5-6 yili daha var ama artik kaybedecek tek bir gunu bile yok. Umarim bekledigi patlamayi yapar, onun ozelliginde oyuncular bostanda yetismiyor.
Obra’dan kaçmasa bugün Eroktaydı… Allah korumuş çocuğu…
Allah, kibir abidesi, ego bombası gergin şeyhinden kaçanları da korusun…
Gitmese baris hersek’le birlikte havlu salliyordu. Fenerbahce’den cikip pana transferi bile yapamazdi. Fenerbahce’yi NCAA’e tercih edecek kadar berbat kariyer planlamasi yapanlari TBL’de izliyoruz.
Bence Beşiktaş’ın kesin ihtiyacı var, iki uzunla Eurolig’li koca bir sezon geçmez. Bir tanesi sakatlandığında ne kadar sıkıntı çekiyoruz. Morgan’ı 5’e kaydırarak olmaz o işler Eurolig’de falan.
Beşiktaş ve bahçeşehir koleji için harika tercih olur ömer faruk
Olimpustaki tanrılara karşı gelmiş ve onları yarı yolda bıraktığı için lanetlenip aforoz edilmiştir. Yıllar sonra bile bu durumu hazmedemeyen ölümsüzler halen intikam peşinde görünüyorlar ki gündem yaratmak için çırpınıyorlar! Zeusa karşı durmasına rağmen çocuk iyi işler başarmış😆
👍😊
Faruk hakkında çok tartışma koptu, aynı şeyleri yinelemek gerekmez, o kimsenin hayal bile edemeyeceği bir “ünlü kulüpler” listesini CV’sine yazdırdı, kimin “haklı çıktığı” ayan beyan ortada. Ondan daha da iyi olan Türk oyuncuların (mevkileri farketmez) bile bu kadar kısa süre içinde bu kadar ünlü takımlar (bunun olumsuz anlamı da var ama orasını tek başına ön plana çıkartmak art niyetlidir) tarafından peşpeşe kapışılmamış olması karşısında ona dediklerinden duydukları depderin mahcubiyeti örtbas etmek uğruna ona halâ giydirmeleri, bir takımdan ayırılınca sevinip-döktürüp, başarılı olunca veya iyi bir yere transfer olunca üzülmeleri-susmaları artık onun değil kendi sığlıkları ve ufuksuzlukları hakkında fikir veriyor, hele hele hızını alamayıp psikologtan bahsedenlerin psikologluk durumlarını. Ve bu arkadaşların dediklerine inanıp bir de Beşiktaş-Bahçeşehir-Galatasaray gibi (sanki “Erok’tan” çok farklıymış gibi) sivrizeka önerileri sıralayanlar türedi, daha bir kaç ay önce Madrid-GSW-Pananykos arası gidip gelen adama. Bu arada somut bir gerçeği hatırlatıp temel bir yanlışı düzeltelim. Faruk (Çift adlı Türklerin hitap adının bu örnekte okunuş biçimi – Türkçe dersi) oynatılmadığı ve oynatılmayacağı apaçık olan euroleague tedrisatını filan değil “otur seyret” tedrisatını elinin tersiyle itmiştir. Bırakalım kulüpleri bir yana, bu sayede şu anda milli takımda böyle bir pivot var, “itmeseydi” olmazdı. O tür “seyretme tedrisatı” biz seyircilere aittir. Oyuncuya yapılırsa – oynatılmadığı halde oynatılacakmış gibi kendisine iki yıllık daha kontrat önerilerek aldatılan Barış Hersek gibi – ayağında prangalarla öldürülür. Sinan Güler de “benzer” muameleye tabi tutuldu. Şu anda da Emre Ekşioğluna “benzeri değil aynısı” uygulanıyor. Bırakalım bunların yerine her yıl alınan ertesi yıl verilen bir kamyon dolusu guard ve pivot (hatta forvet) yüzünden aracıların zengin edilmesini bir yana, Faruk yıllar önceki kararıyla – bilinçli ya da bilinçsiz-naif, önemli değil – 2010’daki dünya ikinciliğinden sonra hızla Türkiye basketbol piyasasını avuçların içine almasına izin verilen ve simsarlaştırılan aracılar aleminin tahakkümüne okkalı bir tekme savurmuştur, bundan – en azından maddi anlamda – canı yanmamış olanların bundan şikayet etmelerine son vermeleri ve biraz daha geniş açıdan bakma yolunda kendilerini zorlamaları gerekir.
Üstad, Yurtseven’i pana’dan kesen şahıstan kimse nedense bahsetmiyor. Hani ülkesi ve milleti güya kırmızı çizgisi olan, milyonlarca euroya milli takım koçluğu da yapan, bir sene daha kontratı olmasına rağmen o çok sevdiği ülkenin takımından şutlanan şahıs var ya o.
Değerli dostum, o var ya o, o mevkide o takımda yenisini getiren simsara yol yapmanın yanısıra Faruk’u açığa düşürerek onu şu yukarıda adı geçen tırışka takımlara – özellikle de malum olanına – malzeme yapıp onlara bu şekilde “kan bağışı” yapma peşindeydi belki de, olur mu olur, ondan beklenir.