Fenerbahöe BEKO Koçu Sarunas Jasikevicius, Socrates Dergisi’nden Caner Eler’e verdiği röportajda Türkiye’deki altyapı sistemiyle ilgili soruyu yanıtlarken, ders niteliğinde tespitlerde bulundu.
Oğlu Lukas Jasikevicius da Fenerbahçe altyapısında oynayan Sarunas Jasikevicius, maç kazanmaya odaklanmak yerine bireysel gelişime ağırlık verilmesi gerektiğini belirtti, “15-16 yaşına kadar her şey bireysel çalışma ve gelişimle alakalı olmalı. Türkiye’de bazı altyapı koçları alan savunması yaptırıyor; box-and-one gibi taktikler uyguluyor, dip çizgi alan savunmaları kuruyor. Biz bunları EuroLeague’in en üst seviyesinde bile pek kullanmıyoruz.” ifadeleriyle çok somut eleştirilerde bulundu.
SOCRATES’TEKİ RÖPORTAJ’DAN PASAJLAR
Türkiyede oynadınız. Şimdi burada antrenörlük yapıyorsunuz. Oğlunuz İspanya’da oynadı ve şimdi de Türkiye’de Fenerbahçe altyapısında. İki ülkenin oyuncu yetiştirme sistemi arasında ne gibi farklılıklar gözlemlediniz?
Benim için zor bir soru. Türkiye’deki altyapı sistemlerinin fazla hayranı değilim. Bence değişmeleri gerekiyor.
Pas mı geçelim?
Hayır, kesin konuşmalıyız çünkü değişmeli. Ciddi şekilde gelişmemiz gerekiyor. Altyapı takımlarında tempo çok yavaş, oyun fazla fiziksel ve aşırı taktik odaklı. Açıkçası şok oluyorum: Altyapıda bazı koçlar alan savunması yaptırıyor; box-and-one gibi taktikler uyguluyor, dip çizgi alan savunmaları kuruyor. Biz bunları EuroLeague’in en üst seviyesinde bile pek kullanmıyoruz.
Oysa öncelikle çocukları geliştirmeye odaklanılmalı, her şeyden önce çocuğun her gün basketbol oynamaya, antrenmana, maça gelirken mutlu olmasını sağlamalısınız. Ama bunun yerine onları taktik bilgisiyle bombardımana tutuyorlar. İki saatlik antrenmanlarla yüklüyorlar, boğuyorlar ve çocuk oyundan keyif almamaya başlıyor. Eğlencesini kaybediyor. En alt yaş grubunda bile oyun çok fiziksel ve hakemler faulleri çalmayınca yetenek köreltiliyor. Çünkü zayıf ya da fiziksel olarak daha geç gelişen bir çocuk, sürekli itilip kakıldığı için spordan soğuyabiliyor.
Benim görüşüme göre 15-16 yaşına kadar her şey bireysel çalışma ve gelişimle alakalı olmalı. Oyuncunun becerilerini geliştirme, şut atma, top sürme, pas verme, kat etme, topsuz hareket ve sprint atma ile ilgili olmalı. Buna odaklanılmalı.
Bu açıdan bakınca, dört yıl deneyimlediğim İspanyol sistemini ve şu anda oğlum sayesinde iki buçuk yıldır gözlemlediğim sistemle karşılaştırınca arada çok büyük fark var diyebilirim. Bu konuyu federasyonla da görüştüm. Türkiye çok büyük bir ülke ve basketbola başlayan çok sayıda Türk çocuk var. Türk çocuklarına ve gençlerine nasıl yardımcı olabiliriz? Türkiye’den daha fazla yetenekli oyuncu çıkması gerekiyor. Basketbola başlayan çocuk sayısı gerçekten çok fazla. Büyük potansiyel var.
İspanya’da daha küçükler 22 yaş altı liginde oynuyor mesela. İbrahim Kutluay’ın oğlu Ömer gibi…
Evet doğru. Biz Litvanya’da büyürken, 14–15 yaşındayken şehir liginde bizden büyük adamlarla oynuyorduk; açıkçası bizi epey hırpalıyorlardı. Ama bu daha sonraki bir aşama. Dediğin gibi, bu tür şeyler 17–18 yaşından sonra yapılmalı. Çocuklar söz konusu olduğunda ise maç kazanmaya odaklanmak yerine bireysel gelişime çok daha fazla önem vermemiz gerekiyor. Bence altyapı koçlarının en büyük mücadelesi de tam olarak bu olmalı.




Bunu yerli bir koç veya bir akademisyen dile getirdiğinde tu kaka… Yabancı söyleyince çok hem de çok önemli ve değerli oluyor…. Bu kadar yabancı hayranlığı ve kompleksi ile yaşamak gerçekten hiç kimseye zor gelmiyor mu? Sahi “Türk övün, güven, çalış” demişti birisi! Kimdi acaba?
Yerli koç, akademisyenler diyorsun ama nerede? Belki kendi aralarında veya bir kaç kez bazı klinik, sempozyumlarda dile getirmiş olabilirler onun haricinde yok. Şu an ülkenin en iyi yerli koçlarından kaçı bunları dile getirdi, çözüm önerdi? Erdem? Orhun? Ergin? Selçuk? Hangisi, hangileri???
Aynen yıllardır yazılıyor çiziliyor ama hala küçük erkekler maçlarında bile alan savunması yapılıyor, tek gelişme yok!
Çıkın bu kafadan artık..Yerli hoca yabancı hoca..Bu tespitleri yapan ve artık değişmemiz gerekiyor diyen devrimci Türk hocalara fazla rastlamıyoruz..Bu konuda çok yazılıp çizildi..Daha derin ve katmanlaşmış sorunlarımız var..Ancak en basitinden yapılan şu tespitler çok değerli..Saras sen çok değerli bir insansın..
Son yıllarda devrimci koç bulmak zor, iş ve geçim derdi diyerek ki bazılarının ne paraya ne işe ihtiyacı var, gerekenleri söylemeleri ya da yapmaları hayal. Oyuncular,aileler,koçlar,kulüp yöneticileri federasyon hepsinde kusur var. Herkes sorunları ve çözümlerini biliyor ama uygulama yok. Mevcut sistem ve zihniyetle de var olan ciddi sorunların çözümleri yok.
Bu görüşün yerlisi yabancısı olur mu? Durum ortada. Adam belirli bir yaşa kadar teoriyi bırak pratiğe bak diyor. Aynı durum futbolda da var. Küçücük çocuklara istasyon çalışması yaptırıyorlar. Atın topu ortaya çocuklar becerilerini göstersinler, geliştirsinler. Ondan sonra sistem, taktik çalışmaları gelir.
Bu hususları dile getiren yerli koçlar var da, bu dergi yer mi vermedi? İtirazınızın hedefini anlamadım. Düşünceme göre değerlendirilmesi gereken başka bir sözü var Saras’ın, “bunu federasyona da söyledim” diyor. Kısaca “kulak arkası ettiler” demek istiyor. Bunu kimin söylediğinin ne önemi var, önemli olan uygulanması. Anlıyoruz ki, kim söylerse söylesin uygulanmıyor. Bu arada Mustafa Kemal ATATÜRK “Türk övün, güven, çalış” dememiştir. “Türk öğün, çalış, güven” demiştir. Bugün hala bu sözün ilk sözcüğünün övünmek anlamında söylendiği tartışması var, hatta bunu etimolojik köken araştırması ile Türk dilinde başka bir anlamı olmadığını iddia ederek yapıyorlar. Oysa Kutadgu Bilig’de de bu sözcük ‘düşünmek’ anlamında kullanılmıştır. Düşünceme göre de zaten sözcük sıralamasına bakıldığında da düşün, çalış, güven dediği anlaşılmaktadır. O halde, bu öğüde uygun olarak peşinen reddetmeden düşünmek (Saras’ın söyledikleri doğru mu değil mi) düşünerek karar vermek ve sonrasında da doğru için çalışmak gerekiyor. Ondan sonra kendimize güvenebiliriz.
👍
Doğru bir tespit için Türk veya yabancı olmak gerekir mi sizce, bence değil.
Söylenene değil, söyleyene baktığımız için. İronik ama sizin de yaptığınız bu esasen maalesef.
Ya kardeşim sen neyi eleştiriyorsun ismini bile yabancı kullanıyorsun kendine bakmadan eleştiri yapıyorsun düşüncenle uygulanan yanlış bir kere önce onu düzeltmen gerekir
Çok saçma bir yorum olmuş bunu söyleyen başarılı bir koç. Senin üzeri de durman gereken konu bu adam gerçekleri söylüyormu söylemiyormu. Yerli koçlarda bunu açıkça söylebicek yürek olduğunumu düşünüyorsun. Söylediği apaçık ortada bir yaşa kadar kişisel obeceriler geliştirilmesi sonrası taktik falan. Aslında bizim tüm eğitim sisteminin içine düştüğü durum bu. Ağır ve insanı bezdiren öğrenmeye karşı isteksizleştiren ezbere dayalı sonuç olarak ta sadece diplama sahibi yapan niteliksiz bir sistem. Geldiğimiz durumda zaten ortada.
Evet Turk övün caliş güven denmiş . O sozleri kerteriz alsaydık usaklik yapmaz kendi sistemimizi olustilururduk.
Oglum 2 senedir ogrenmeye calisiyor ve henuz 12 yaşında ama takım sozum ona en iyiler ile kurulacak diye veya disipline edilecek diye antrenmandan kovuluyor birak sevdirmeyi sistematik bir psikolojik iskenceye maruz kalıyor ki bu da basketboldan sogumasi anlamina geliyor . Isteyerek hastayken bile gitmek istediği bi yerden kaçarak uzaklasmak ister bi hale geldi.
Bu helikopter ebeveyn oldugum için değil ama altyapiların okullarin kulüplerin bir standartı yok. Disipline etmenin çoğu zaman bağırılmaktan hakaret etmekten gectigini zanneden bir guruh var. Ebeveynlerinde çoğu buna çanak tutuyor . Nasil basketbolcu veya sporvu yetistirilsin bu memlekette ? Bu kosullar harici yetistirmeye calisan koclari da zaten basarı odakli veli profili engelliyor.
Tabii ki Saras’ı dinleyeceğiz. Bu memeleketin takımini hic simarıklik yapmadan elindeki kisıtli imkanlarla dunyanin 2 numaralı organizasyonunda en tepeye cikarmıs bi adamin dedikleri kiymetlidir.
Kaldi ki sadece röportaj ile kalmamiş basketbolu yonetenlere de konuyu anlatmiş paylasmış, biz ne yapmalıyız diye kafa yormuş bizim memleketimiz için. Ne kadar kıymetli diyeceğimize hemen yerelim tu kaka yapalım öyle mi ?
Sarunas hayranlığı bir yabancı hayranlığı değildir. Bir insan hayranlığıdır. Disiplin hayranlığı, detaycılik , çalışkanlık hayranlığıdır. İnsanı Turk-yabanci diye siniflarsak gelişimimizi yavaşlatırız. İnsanı başarılı , başarısız , orta başarılı diye sınıflarsak doğru yolu buluruz diye düşünüyorum.
Çok saçma bir düşünce.
bıkmadınızmı bu kalıpçılıktan.söylenene değil söyleyene yorum yapıyor amca.ki söyleyende şu an avrupanın 1 numarası.
bırakın bu kompleksleri, bu kadar yabancılardan korkuyorsan yorum filan yapma en azından komplekslerini açığa vurma.otur köşende
Saras çok doğru konuşmuş ve ciddi şekilde gelişmemiz gerekiyor diyor gelişmeniz demiyor yani bu ülkeyi,basketbolunu,sorunları dertlenmiş. Böyle bir röportajı hayatı hep hazıra konmakla geçmiş, büyük bütçe ve yıldız oyuncularla başarılar kazanabilmiş milli takım koçu vermiş,altyapılar ve Türk oyuncu yetiştirip, geliştirmeyle ilgili Saras gibi dertlenmiş midir acaba?
Adam haklı. Iyi tespitler
Adam aktif oyuncuyken de kenarda koçken de Avrupa zirvelerinde bu sporda. Tabiki değerli ve çok önemli onun tavsiyeleri ki zaten yerli oyuncu yetiştirmekte yıllardır ne kadar kabız olduğumuz ortada. Mesela heh bu işte diyebildiğimiz 1 tane bile oyun kurucumuz olmadı ve yine yok hala..
Türk coachları saras kadar dert etmiyor bu işi!!
Yerden göğe kadar haklı umarım dikkate alınır sadece saras değil bu işi bilen herkes söylüyor hatta bir zamanlar alt yapılarda avrupa şampiyonu olunca rakip koçlar ya Türkiye yetenekten çok taktikle oynuyor diyorlardı ne oldu en değerli oyuncu seçilen kenan okben egemen hiçde gelilemedisadece cedi o kadar
Belli ki rahatsızlık vermişim! İfadelerim gayet açık bir sitemdir. Saras’a veya başka bir yabancıya ne karşı duruş ne de hayranlık ifadem yok! Madem ki Saras’ın söyledikleri doğru sözü edilen yanlışları Saras veya başka bir yabancı düzeltmeyecek, düzeltemez. Değişimi sağlayacak olan varsa o da ilgili ekosistemin camiasıdır. Ekosistemi sömüren egemenler kurdukları çark bozulmasın diye bu yanlışlıkları dile getirenleri çiğneyip tükürerek değersizleştirdi, sistem dışına attı, halen atıyor. Kalanlar zaten bunları konuşmayanlar, düzeltmek için kılını bile kıpırdatmayacak olanlar. Kurdukları çarpık ekosisteme yapılan herhangi bir eleştiriye zerre kadar tahammülleri yok! Anında kollektif reaksiyon vererek dikkati farklı boyutlara çekebiliyorlar! Niye bu kadar alınganlık oldu ki?
O zaman o bahsettiğiniz kisileri eleştirseydiniz. Yerli-yabancı koc ayrımı, Atatürk filan karistirmasaydiniz.
👍
çok doğru söylemiş ağzına sağlık her kelimesi doğru çoğu bırakıyor sebepler belli birşey olur mu olmaz devşirmeler ile gider
Bu hususları dile getiren görüşleri ben bu sitede okudum defalarca, kimlerdi hatırlamıyorum ama sanırım yorumculardı, yazarlar değildi. Artık onlar akademisyen mi, antrenör mü bilmem, ama bunun farkında olmak için Saras olmak hiç gerekmiyor. Neden uygulanmadığı “derin mevzu” “sistem”, simsarlar, sonradan görme cahil kulüp yöneticilerin “hedef odaklı” arzuları vb vb vb. Yine de Türk’ün lafı dinlenmez, onun için Saras’a teşekkür edelim. Ama baksanıza onu da kulak arkası etmişler. Şaşırtıcı değil. Ülkemizde basketbol kadar altyapı sömürüsünde böylesine ileri gitmiş bir branş bilmiyorum. Yüreğimi kanatan ise çocuklarını iyi altyapı alsın diye dışarıya gönderen aile ve kulüpler. Körpeler lise çağında çevrelerinden koparılıyor…Hele hele kıytırık Balkan ülkelerine, Türklerin daha da aşağılandığı…Evlatlarını ne çukura attıklarının farkında bile değiller…Bu yarı aydınlar kendilerini bilinçli sanırlar ama durumları aslında Yabancı hayranlığı + cehalet. Bunların tıp mezunu olanları Batı ülkelerine kapağı atmaya çalışıyor. Bir kaç yıl içinde hepsi kafalarını duvarlara vuracak, vuruyor…
Mutluyum ! Onlarca maç için bu kadar yorum yapılmamıştı. Kısacık bir açıklama bütün foyalarımızı ortaya çıkarmış ki buradaki değerli yorumcular bir anlamda saydırıyorlar. O, Mustafa Kemal’in söylediği ” Bir Türk Dünya’ya bedeldir.” sözünü, çalışma olmasa da, yanlış çalışma olsa da olarak anlayan zevat yüzünden sporun her dalında yerlerde sürünüyoruz( 3-5 Türk oyuncunun çok iyi olması gerçeği değiştirmez).
Yıllarca federasyona ne öneriler verdim. Kaç arkadaşım yazdı. Gruplarda konuşuldu. Ama ne eğitim kurulu ne tubad ne Federasyonun herhangi bir kurulu dinlemedi. Ben de bireyse antrenörlükten keyfime bakıyorum artık.
İspanya değil de Amerika ile karşılaştırılmalı bence
Selamlar
Yerli altyapi koçlarini kim nasil seciyor. Futbolda da ayni. Hepsi ahbap cavus. Ben milyarlarca paranin dondugu fakat bu kadar amatorce yonetilen bir birim gormedim. A takimin takim oyunculari sayisi kadar hoca var. Alt yapi eskiden biraz bu isi yapmis geneldepek basaramamis yani basarili olsa ucreti daha yuksek olurdu veya A takimin golge hocasi oluyor. Yillardan beri yaşi kagit uzerinde oynanmis ve fiziksel olarak yabanci oyunculara gore iyi olan oyuncular ile alt yas guruplarinda milli takim seviyesinde gayet basarili iken fundemental olarak gelismeyen oyuncular ilerde basarisiz oluyor. Bizim son 20 yilda milli takim seviyesindeoyuncu yetismemesinin sebebi budur. Onun icin hep devsirme oyuncu.
Futbolda nelerin döndüğünü Gs kulubünün eski futbolcusunun oğullarına yapılan torpil haberlerinde görebiliriz, basketbolda da benzerleri var, hele altyapılarda, çocukları oynatılsın diye zengin ailelerin koçlara verdikleri hediyeler falan, bunu herkes biliyor.
Bence koç haklı ama gençlerde de eksik var çalışmayı sevmiyorlar, bu tüm spor branşlarında hatta okullarda da var. Herşeyin hazırını bekliyorlar. Bu dediklerim tabiki genelleme değil, fakat çoğunluk diyelim.
Hocanın tespiti çok çok doğru, maalesef futbolda da bu aynı, ben de yıllarca futbol ve basketbol oynadım amatör olarak kulüp başkanlığı yaptım. Maalesef özellikle alt yapı hocalarının sporculara katkısı çok az.
Adam okadar güzel anlatmışki maalesef bizim sporu bırakın okuldaki ders eğitimide aynı değilmi seveceğimiz meslekler yerine büyüklerin dediklerine katlanmadikmi mesela ben resim veya müzik severdim ama babam matematik veya tarih oku derdi ikisinde sevmezdim sanki resim okusam resim ögretmeni olmuyormu yani bizleri rahat bırakmadılar belki konuları çok dağitim ama beni umarım anlarsınız Aykut kocaman ve morunyo gibi hocalar eskiden defans yaptirldilar belki kupada alırlardı ama oyuncalari coğun körertiler guardiola Bayern Münihdeyken istedeseydi şampiyonlar ligini alirdi am o neyapiti bir kupadan vazgeçti ama sistemden vazgeçmedi çok uzatım ama şimdiki nesil akıllı umarım beni anlarsinız
ŠARŪNAS JASIKEVIĈIUS Milli Takımımızın antrenoru olmalıdır.
Sporun, özellikle alt yapı kademesinde skora bağımlı yaptığımız icin gelişecek bir şey kalmıyor. Türk Olmuş, yabancı olmuş farketmez. Skor, tabela bizim için herşey. Gelişmek odaklanmak yok. Spor okulları tamamen para hırsı ile yapıyor bu işi. Öğreti yok, kondisyon yok, teknik gelişim yok. Sürekli zayıfı ezmek üzerine kurulu bir sistem var. Buyuk farklar ile karşılaşmalar. Orta sahayi geçirilmeyen takımlar…
Çocuklarımızın eğitim-öğrenimlerini gördüğü okullarımız bünyesinde sporu, bizim özelimizde basketbolu sevdirip yaygınlaştırmadıkça altyapıda istediğimiz seviyeye, bir ekol ülke haline gelmemiz çok zor maalesef. Spor okulları nihayetinde ticari bir amaçla hayatiyetine devam etmekte, çocuklarımız ise 14 yaşına gelince ya basketbol ya da iyi bir okul ayrımında kalmaktadırlar. Okulunu ihmal etmeden sporunu da yapabileceği şartlar ilgili bakanlıkların yapacakları çalışmalarla sunulabilir diye düşünüyorum, tabi çocuklarımızı yetiştirmeyi umursamayıp son yıllarda olduğu gibi hazır devşirmelerle yola devam etmekte de bir tercih meselesi ne yazık ki…