A Milli Erkek Basketbol Takımımızın başantrenörü Sayın Ergin Ataman geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, ülkemizin ev sahipliğinde düzenlenen FIBA U17 Basketbol Dünya Kupası’nda 17 Yaş Altı Erkek Basketbol Milli Takımımızın kadrosunda yer alan ve başarılı performanslar sergileyen Ömer Kutluay (2009, 193cm)’ın ve Darius Karutasu (2009, 201cm)’nun, A Milli Takımımızın Ağustos ayındaki aday kadrosuna alınacağını açık bir şekilde ifade etti.
Bu açıklamaların yapılmasından sonra, 17 Yaş Altı Erkek Basketbol Milli Takımımızın FIBA U17 Basketbol Dünya Kupası’nda son 16 turunda oynadığı ve çok zorlanarak 78-73 kazandığımız Venezuela maçında her iki genç oyuncumuzun da önceki maçlara göre performanslarında ciddi anlamda düşme yaşandığını gördük.
Ülke basketbolumuzun en üst profesyonel ligi olan Türkiye Basketbol Erkekler Süper Ligi (BSL)’nde son 4-5 yıllık süreçte basketboluyla hepimizi heyecanlandıran, gelecek adına ümitlendiren ve A Milli Takımımızda önemli sorumluluklar alacağını düşündüğümüz bir tek genç oyuncunun dahi olmadığını üzülerek görüyoruz. Bunun anlamı: Ülke basketbolumuzun ve özellikle de dar oyuncu havuzuna sahip olan A Milli Erkek Basketbol Takımımızın geleceğinin olumsuz anlamda etkileneceğidir.
20 Yaş Altı Erkek Basketbol Milli Takımımızın kadrosuna baktığımızda Avrupa ve Dünya çapında üst düzey basketbolcu olabilecek potansiyelde bir oyuncu bile maalesef şuan söyleyemiyoruz. Daha da üzücü olanı ise son 3-4 yıldır 20 Yaş Altı Erkek Basketbol Milli Takımımızın kadrosunda olup da A Milli Takımımızın ana rotasyonuna dahil ettiğimiz Adem Bona (2003, 208cm) dışında bir tek oyuncu dahi yok. Oysa 20 Yaş Altı Erkek Basketbol Milli Takımımızın kadrosundan hemen her yıl en az 1-2 oyuncuyu, A Milli Takımımızın geniş aday kadrosuna dahil edebilecek bir ülke basketbol iklimine sahip olmamız gerekiyordu. Aksi halde şuan olduğu A Milli Erkek Basketbol Takımımız (benzer durum A Milli Kadın Basketbol Takımımız için de geçerli) dar bir oyuncu havuzuna sıkışmış ve yaşları da çoğunlukla 30 ve üstü olan oyuncu kadrosuyla sınırlı kalır!…
Oyuncu Havuzumuz Daralıyor!
FIBA 2027 Basketbol Dünya Kupası Elemeleri’nde geniş aday kadroda yer alan 18 oyuncudan; Sertaç Şanlı (1991), Cedi Osman (1995), Berk İbrahim Uğurlu (1996), Yiğit Arslan (1996), Erkan Yılmaz (1997), Furkan Korkmaz (1997) ve Kenan Sipahi (1995)’nin yaşlarının 29 ile 35 yaş aralığında olduğunu görüyoruz. Her geçen yıl milli takımımızın yaş ortalaması artarken, kadroya hem genç hem de milli maçlarda sorumluluk alabilecek üst düzeyde yeni yetenekler dahil etmekte çok zorlanıyoruz. A Milli Takımımıza en fazla dahil ettiğimiz yeni yüzler ise maalesef yeni devşirme oyuncular oluyor tıpkı son olarak Malachi Flynn (1998)’ı dahil ettiğimiz gibi. Bir de şuan devşirme statüsünde oynayan Tarık Biberoviç’in, FIBA tarafından devşirme statüsünden çıkarılması için çaba sarf etme durumumuz var.
A Milli Erkek Basketbol Takımımızın, FIBA 2027 Basketbol Dünya Kupası Elemeleri’nde Bosna Hersek ve İsviçre maçlarının geniş aday kadrosuna çağrılan oyuncular, FIBA 2025 Basketbol Avrupa Şampiyonası Finalleri’nde ikinci olarak çok önemli bir başarı elde eden kadronun Larkin dışında tamamıydı (Larkin’in yerine devşirme oyuncu statüsünde Tarık Biberoviç kadroda yer aldı). Bu durum ilk bakışta kadro istikrarı açısından önemli olmakla birlikte, aslında oyuncu havuzumuzun geniş olmamasıyla da yakından ilgili olan bir durumdur. FIBA 2027 Basketbol Dünya Kupası Elemeleri’ne neredeyse as kadrosuyla katılan tek ülke takımı biziz. Diğer ülke takımları ise çoğunlukla geniş oyuncu havuzunda yer alan ve NBA’de oynayan oyuncuları başta olmak üzere diğer önemli oyuncularından eksik kadrolarla elemelerde yer alıyorlar.
Cedi Osman, Ömer Faruk Yurtseven, Onuralp Bitim, Furkan Korkmaz gibi oyuncularımız son birkaç yılda NBA’den tekrar Avrupa basketboluna dönen oyuncularımız oldular. Bu oyuncularımızın ağırlığıyla da FIBA 2027 Basketbol Dünya Kupası Elemeleri 1. turunda 5’te 5 yaparak, 2. tur için önemli bir avantaj elde ettik.
Genç Yaştan İtibaren A Milli Takımda da Başarılı Olmak İçin…
İbrahim Kutluay (1974) 21 yaşındayken FIBA 1995 Avrupa Şampiyonası Finalleri kadrosunda yer almıştı ama o yaşlarda Fenerbahçe formasıyla lig ve Avrupa’da takımın en önemli oyuncularından biri olarak süre ve sorumlulukta ön plana çıkıyordu. Kısacası milli takımımızda oynama tecrübe ve potansiyeline sahipti. Milli Takımımızın o dönemdeki başantrenörü olan Sayın Ercüment Sunter, Kerem Tunçeri (1979)’yi FIBA 1997 Avrupa Şampiyonası Finalleri’nde ve Sayın Erman Kunter de FIBA 1999 Avrupa Şampiyonası Finalleri’nde kadroya almıştı ama o çok genç yaşta olmasına rağmen Kerem Tunçeri Galatasaray formasıyla ligde maç başına 30 dakikaya yakın süre alarak önemli süre ve sorumluluklar alıyordu. Benzer durum Sayın Erman Kunter döneminde 20 yaşındayken Hidayet Türkoğlu (1979)’nun FIBA 1999 Avrupa Şampiyonası Elemeleri’nde forma giymesiydi. Hidayet Türkoğlu o yaşta Anadolu Efes (Efes Pilsen)’te ligde ve Avrupa kupalarında maç başına 30 dakikaya yakın süre alıyordu.
Bu ve buna benzer durumlar; Orhun Ene, Harun Erdenay, Mirsad Türkcan, Hüseyin Beşok, Ufuk Sarıca, Cedi Osman, Alperen Şengün, Kaya Peker, Ömer Onan, Ender Arslan, Mehmet Okur, Ersan İlyasova gibi oyuncularımız için de geçerliydi. Bu oyuncularımızın en önemli ortak özelliği, A Milli Takımımızın resmi şampiyona kadrosunda yer aldıklarında, kendi kulüp takımlarında hem ligde hem de Avrupa Kupaları’nda önemli süre ve sorumluluklar alıyor olmalarıydı. Yani en üst seviyede basketbol oynuyorlardı.
Olumsuz Öreneklerden Ders Çıkarmalıyız!
Yukarıda verdiğimiz örnekler dışında hatta o örneklerin zıddı olarak kendi kulüp takımlarında istikrarlı bir şekilde ciddi süre ve sorumluluk almadan büyük yetenek olarak görülmelerinden ve çoğunlukla da medya baskısından dolayı A Milli Erkek Basketbol Takımımızın kadrosuna çağrılan oyuncuların ise ne milli takım ne de kulüp takımı kariyerlerinin beklenilen seviyeye ulaşamadığını üzülerek görüyoruz.
Öncelikle basketbol adına en üst seviyede kulüp takımlarında kendilerini parkede ispatlamaları gereken oyuncuları sırf yeteneklerinden, popülizmden ve medya baskısından dolayı A Milli Takımımızın geniş aday kadrosuna almanın faydadan çok zarar getirebileceğini de görmemiz açısından basketbolumuzun üzücü örneklerle de dolu olduğunu söylemek zorundayız.
Valentin Pastal (1984), Barış Ermiş (1985), Barış Hersek (1988), Cenk Akyol (1987), Birkan Batuk (1990), Şafak Edge (1992), Ege Arar (1996), Ömercan İlyasoğlu (2001), Sarper David Mutaf (2002), Furkan Haltalı (2002), Berke Büyüktuncel (2004), Emre Melih Tunca (2005) gibi oyuncularımızın maalesef erken yaşta A Milli Takım kadrosuna alınmaları ne kendilerinin basketbol kariyerleri açısından ne de milli takımımız açısından verimli sonuçlar vermiştir!
Özellikle Bogdan Tanjević tarafından Valentin Pastal, Barış Ermiş ve Cenk Akyol’un 17-18 yaşında henüz kendi kulüp takımlarında rüştünü ispatlamadan A Milli Takım kadrosuna alınmaları, en çok da bu oyuncularımızın gelişimini olumsuz etkilediği de ortadadır. Çünkü bu oyunculardan büyük beklentilere karşılık, basketbol kariyerlerinin ve milli takıma katkılarının maalesef çok sınırlı kaldığına üzülerek tanık olduk.
“Konfor Bölgesi” Tehlikesi!
Genç oyuncuların sırf yeteneklerinden dolayı ve alt yaş milli takımlarımızdaki başarılı performanslarından dolayı, henüz kendi kulüp takımlarında süre ve sorumluluk alarak ön planda yer almadan en üst seviye olan A Milli Takıma sıçrayarak geçiş yapmalarını, hem pedagojik olarak hem de o seviyede basketbola henüz hazır olmadan pek de doğru olmayacağını düşünenlerdenim. Ayrıca genç oyuncularımız bir anda kendilerini basketbol adına oldum noktasında görerek “comfort zone – konfor bölgesi” dediğimiz bireysel gelişimin en büyük düşmanı olan rahat ve güvenli alana çekilmelerine de sebep olabilmektedir.
Genç Oyunculara Kendi Sorumluluklarımızı Yüklememeliyiz
Evet, maalesef A Milli Erkek Basketbol Takımımıza ve hatta ülke basketbolumuza son 4-5 yıldır üst düzey yeni genç yüzler dahil edemiyoruz. Maalesef ülke basketbolumuzda başta yabancı oyuncu sevdası olmak üzere; altyapılarda doğru basketbol eğitiminin verilememesi, aracıların hegemonyası ve yanlış yönlendirmeleri, kulüplerimizin finansal fair-play ve sürdürülebilirlikten uzaklaşması, altyapı antrenörlerinin özlük haklarının iyileştirilememesinden kaynaklı olarak yetiştirici/öğretmen antrenörlerin spor okulu mantığına dönüş yapmasına kadar birçok nedenden olayı maalesef ülke basketbolumuzda uzun süredir sistemli büyük oyuncular ve büyük antrenörler yetişmemeye başladı.
Maalesef üst düzeyde genç oyunculara hasret kaldık ama o boşluğu henüz kendi kulüp takımlarında ciddi süre ve sorumluluk alamamış iki genç oyuncuya yıkmak da doğru değil. Hepimiz yeni yüzler görmenin heyecanını yaşıyoruz ama öncelikle bu yeni yüzleri görebilmek için TBF’nin bu yetenekli gençlerin süre ve sorumluluk alabilmesi için başta ligimizde olmak üzere, birçok açıdan genç oyuncu yetiştirme ve süre alma teşvikleriiyle alan açması da gerekiyor. 4+3 yabancı oyuncu kuralıyla ne Darius Karutasu Anadolu Efes’te ciddi süre ve sorumluluklar alabilir, ne de başka bir genç oyuncumuz.
Hidayet Türkoğlu, İbrahim Kutluay, Ömer Onan, Kerem Tunçeri gibi geçmişte birçok oyuncumuz çok genç yaşta A Milli Takımımızda başarıyla yer alırken, öncelikle kendi takımlarında da ciddi süre ve sorumluluklar aldıklarını hatırlamamız gerekiyor. Bu ülkenin yetenekli çocuklarına kendi ligimizde süre ve sorumluluk alabilecek alan açmadan, A Milli Takımımızın kadrosunda yer açmak pek bir şey ifade etmeyecek, hatta faydadan çok zarar bile verebileceğini de hesap etmemiz gerekecektir.
Son olarak şunu ifade etmek isterim ki: Henüz altyapı seviyesinde yer alan genç oyuncuların kendi kulüp takımlarında süre ve sorumluluk almadan, alt yaş kategorilerinde sergiledikleri performanslarıyla ve yetenekleriyle A Milli Takımımıza alınmalarına karar verilirken muhakkak bunun pedagojik yönünü, oyuncunun fiziksel ve mental olarak hazır olma durumunu da uzmanlarla görüştükten sonra karar vermek en doğru yaklaşım olacaktır. Aksi taktirde genç oyuncuları kazanalım derken, onların basketbol kariyerlerinde olumsuz izler bırakmayalım.
Her şey Türk basketbolu için. Her şey A Milli Takımlarımız için.



