Sevgili Milli Basketbolcularımız;
Öncelikle bu tip (tek maç üzerinden oynanan ve telafisi mümkün olmayan) maçları oynamanın kolay olmadığı konusunda sizlerle hemfikir durumdayız. Ancak bunun yanı sıra kendimize şu soruyu da sormamız gerekmez mi diye düşünmüyor değilim;
“Biz bugün sadece bu tip maçları oynamak kolay olmadığından dolayı mı kötü oynadık?’ Yoksa oynanacak olan İsveç maçının saati resmi olarak ilan edildiğinden itibaren ‘maçın saatini’ gereğinden çok konuşup konsantre ve mücadele gücümüzü gereksiz yere aşağı çektiğimizden mi kötü oynadık?”
Ya da ‘ne olursa olsun, her şartta biz bu maçı kazanırız’ düşüncesi sahada savaşma potansiyelimizi olumsuz etkiledi de, o yüzden mi kötü oynadık.
Evet kesinlikle çok haklısınız böyle bir maçın oynanma saati 12.00 olmamalı. (ki İsveç Basketbol Milli Takımı da üstüne ülke değiştirerek aynı saat ve aynı şartlarda oynadı.) Ancak her şey kesinleştikten sonra sizin gibi profesyonel sporcuların ‘saat’ konusuna takılmadan çıkıp gruptaki diğer 5 maçta olduğu gibi yoğun bir şekilde mücadele etmesi gerekirdi.
Maç sonu vermiş olduğunuz röportajlara baktığımızda hepiniz hala (kazanmış olduğumuz maçtan ziyade) maçın saatini konuşuyor durumdaydınız.
Sevgili Milli Basketbolcularımız;
Letonya ile başlayan ve müthiş Sırbistan maçı ile biten grup maçlarında konsantre olup mücadele ettiğinizde neleri başarabileceğinizi Avrupa’da ki tüm Milli Takımlara, Türkiye’de sizleri izleyen binlerce basketbolcu adayı çocuklarımıza ve hepimize gösterdiniz.
Şunu bilmenizi isteriz ki; bizler sizin oynamış olduğunuz gruptaki 5 maçı esas almış durumdayız. İster kazanın, ister kaybedin sizlerin sahadaki mücadelenize, savaşmanıza, azim ve isteğinize bakmaktayız.
Bugün İsveç maçını kazandığımız halde, vermiş olduğunuz mücadele maçı izleyen herkesi ve sanırım sizleri de ortaya konmuş istek ve mücadele açısından tatmin etmemiştir.
Sevgili Milli Basketbolcularımız;
Bugüne kadar ortaya koymuş olduğunuz sıra dışı mücadele ve azminize ‘Basketbol Tanrıları’ kötü oynadığınız bir günde yol kazası yaşamanıza izin vermemiş ve yanınızda yer almıştır.
Bundan sonra oynayacağımız ve telafisi olmayan maçlarda İsveç maçından ders çıkarmamız gerekir. İsveç maçını kulağımıza küpe yapıp ‘Basketbol Tanrılarının’ tanımış olduğu krediyi iyi kullanmamız gerekmektedir.
Unutmayın, ‘Bir Musibet Bin Nasihatten Evladır’
‘Duyulmayanı Duymak’ yazımda;
“Hepimize tüm Avrupa’ya hatta Dünya’ya neleri başarabileceğimizi gösterdiniz. Ben bu işin sonunun finale kadar uzanacağını düşünüyorum.
Bunu Letonya maçında almış olduğunuz galibiyete dayanarak değil, “VERMİŞ OLDUĞUNUZ BÜYÜK MÜCADELEYE-SAVAŞA DAYANARAK SÖYLÜYORUM” diye ifade ederek yazımı noktalamıştım.
Kıymetli Basketbolcularımız, bu görüş ve düşüncemde hiçbir değişiklik yok. Şükürler olsun ki yol kazası yaşamadık.
Yolunuzun açık olmasını temenni ederken şansın ve ‘Basketbol Tanrılarının da’ yanınızda olmasını dilerim…
Saygılarımla…




Maç saatinin boş bir mazeret olduğu kesin. Böyle mazeretlere sığınmak gerekli dersleri çıkarmayı engelleyebilir. Eğer İsveç maçı iyi analiz edilip gerekli dersler çıkarılırsa bu takumın madalya şansı büyük.
Garip bir şekilde çoğu oyuncunun şutu aynı maçta girmez oluyor. Girdimi de Sırbistan ın başına gelen oluyor. Velhasıl umarım giren günlerine denk gelir şampiyon oluruz.
Görünen o ki üst düzey oynayanların yanında süpriz destekçi oyuncular (moda adıyla “× faktör”) lazım. Sırbistan ı eleyen Finlandiya da görüldüğü gibi.