Cuma gününden beri Türkiye’de hayat durdu. Çevremdeki herkes bugün saat 21.00’deki maçı bekliyor. Arkadaşlar, eş dost maç organizasyonları yapıyor, dünden beri herkes maçı kiminle nerede izleyeceğinin organizasyonun yapıyor. Benim akademimde de birçok kulüpte olduğu gibi antrenmanlar iptal edildi, spor salonlarına perdeler kuruldu ve artk tüm Türkiye tek yürek maç saatini bekliyor. Kolay değil yıllar sonra gelen ve gerçekten kazanmaya yakın olduğumuz bir final, tarihi bir an var önümüzde.
Tüm Türkiye dualarını iyi dileklerini yolluyor oyuncularımıza ve teknik ekibimize. İşin daha güzel tarafı artık herkes şampiyonluğa inanıyor. Çünkü bu çocuklar önce kendileri birlik oldular ve inandılar sonra da bütün ülkeyi inandırdılar. Yolları bahtları açık, attıkları basket olsun.
Maçın teknik tablosuna ve istatistiklerine baktığımızda, hiç kaybetmeden finale yürüyen iki takım görüyoruz. Rakibimiz son dünya şampiyonu ve finale gelinceye kadar 101.4 sayı ortalaması üretip şampiyonanın en çok sayı atan takımı olurken Türkiye, Slovenya’nın ardından 91.1 sayı ortalaması ile şampiyonanın en çok sayı atan 3. takımı oldu. Dolayısıyla teknik ekibimizin ilk kafa yorduğu konu Almanların hızlı hücumlarını durdurmak için defansif transition organizasyonunu iyi yapmak ve ardından da Almanya’yı mutlaka 101.4 sayı ortalamasının altında tutmak olacak.
Şampiyonada finale kadar milli takımımız gerçekten iyi takım savunması yaparak geldi. Yaptıkları agresif savunma ve rakiplerin pick and roll hücumarını durdurmak için uyguladığımız yüksek show-up (hard hedge) savunmayı hücum gücü yüksek takımlara karşı da çok başarıyla uyguladık. Bu arada yeri gelmişken şunun da altını çizmek gerek; Alperen en az hücumda gösterdiği performans kadar savunmadaki yardımları ve yerinde müdahaleleri ile finale kadar takım savunmamızın bel kemiği oldu.
Bugünkü finalde de asıl olarak takım savunma sertliğimizi en üst düzeyde tutmanın haricinde Şehmus’un Schröder üzerinde kuracağı baskı ve diğer kısalarımızın da rakibin Wagner ve Obst gibi tehlikeli atıcıları durdurmaları, savunma tarafında en önemli konular olacak.
Öte yandan rakip açısından baktığımızda da onların öncelikle Alperen’i nasıl durduracakları yanında onun yarattığı sayı pasları üzerinden başta Ercan Osmani olmak üzere diğer oyuncularımızın dış atış yüzdeleri maçın sonucuna etki edecek. Bu arada yeri gelmişken iki gurur verici istatistiği de sizlerle paylaşayım; Alperen şampiyonada bütün NBA ve Euroleague devşirme guradlarının bile önünde asist sıralamasında Jokubaitis ve Doncic’in ardından 3. sırada ve Ercan Osmani de 3 sayı yüzdesinde 56.7 ile birinci sırada.
Öte yandan Almanya geçiş hücumlarından ve takım organizasyonlarından sayılar bulan bir takım hüvviyetinde. İstatistiklere Almanya açısından baktığımızda, Schröder 20.9 ve Wagner 21.1 sayı ile takımın skor liderleri olurken, Daniel Theis de 6.6 ribaund ile takımın ribaund yükünü çeken bir oyuncu konumunda.
Almanya tam makine düzeninde işleyen bir takım. Sade, net, sonuca yönelik ve hızlı oynuyorlar. Bizim en üstün yanımız ise takım oyunu ve inanmışlık. Finale kadar namağlup olarak gelen ve farklı oyun tarzları ve takım yapıları farklı olsa da güç dengeleri birbirine yakın iki takım arasında güzel bir final olacak. Burada belirleyici olan X faktörü; yani inanç, istek, motivasyon, adanmışlık, takım birlikteliği, arkadaşlık gibi mental değerler olacak. Bir fazla zıplayan, topa bir fazla atlayan, bir birim fazla isteyen kazanacak. Biz sonunu kadar onlara inanıyoruz ve güveniyoruz. Milyonların duaları onların yanında olacak. Biz kazanacağız.




Değerli hocam Almanya maç başına 101 artı ama hep dişsiz takımlarla oynadı biznise Sırbistan ve Yunanistan ile oynadık. Anormal bir hakem faciası yasanmazsa biz kazanacagiz inşallah. Ama bana göre Adem Bona daha çok oynamali bu maçta. Anahtar o bence. Almanların bizim besleri savunacak bir beş numarası yok. Bunu hücum ve savunmada etkili kullanmalıyız. Sizin dikkat çektiğiniz nokta çok önemli fast break sayilarini azaltmaliyiz mutlaka. Başaracağımıza inanıyorum.