“Gümüş”ü, “Altın”a Çevirebiliriz! (İlker Yıldız)

- Reklam-

A Milli Erkek Basketbol Takımımızın, FIBA 2025 Avrupa Şampiyonası’nda elde ettiği ikincilik hiç kuşkusuz çok önemli bir başarıdır. Ancak şunu da unutmamalıyız ki, ülke basketbolumuzun niteliğinin en önemli göstergesi olan A Milli Takımlarımız, istikrarlı başarılara kavuşması durumunda ancak gerçek başarılardan söz edebiliriz.

“12 Dev Adam” Söylemleri ve Ego Savaşları!
2001’de ev sahipliğimizde düzenlenen Avrupa Şampiyonasında elde ettiğimiz ikincilik sonrasında “12 Dev Adam” popülist söylemleri ve reklamları neticesinde adeta pop yıldızlarına dönen oyuncularımız, parkede birlik olmak yerine sürekli olarak hem saha içinde hem de saha dışında ego savaşlarına yenik düşmüş, ABD’deki 2002 Dünya Şampiyonası ile başlayan büyük hayal kırıklıklarıyla geçen şampiyonalar sonrasında ülke basketbolumuzun gelişimi adına büyük bir fırsatı da kaçırmıştık.

Benzer durum yine kendi ev sahipliğimizde düzenlenen 2010 Dünya Şampiyonası’nda elde edilen ikincilik, şampiyona sonrasında yaşanan prim krizleri ile gelen hoş olmayan durumlarla birlikte ülke basketbolumuzun gelişimi adına iyi yönetilememişti. 2011 Avrupa Şampiyonası’nda çok başarılı bir başlangıç sonunda yine yaşanan hayal kırıklıkları ve sonrasında da kürsünün yakınından bile geçemediğimiz 15 yıllık başarısız bir süreç…

Bu şampiyonada yakaladığımız egolarını milli forma altında dışarıda bırakmış olan oyuncularımıza “12 Dev Adam” gibi geçmişte ego savaşına dönen takım olamama sendromu yaşatmak yerine, daha mütevazi ve daha bütünleştirici şekilde söylemlerle yaklaşmamız yerinde olur. 2003 yılından itibaren A Milli Kadın Voleybol Takımımızda “Filenin Sultanları” söylemiyle yakalanan birlik ve beraberlik içerisinde iyi bir takım olma bilincini, basketbolda yakalayamadık. Bunun sebepleri, başka bir yazı dizisinin konusu olabilir, bu nedenle “12 Dev Adam” söylemlerinin geri gelmesine gerek yok düşüncesindeyim…

İstikrarlı Başarılar için Sağlam Bir Sistem Kurmalıyız…
2016 yılından itibaren aralıksız bir şekilde TBF başkanlığını yürüten Sayın Hidayet Türkoğlu döneminde hem erkek hem de kadın milli takımlarımızın FIBA Dünya sıralamasında büyük düşüş yaşaması, A Milli Kadın Basketbol Takımımızın peş peşe üç Avrupa Şampiyonasında gruptan çıkamaması, Sayın Ergin Ataman yönetiminde A Milli Erkek Basketbol Takımımızın üç önemli FIBA organizasyonuna katılamaması sonrasında son 30 yılın en başarısız döneminin yaşanması, devşirme oyuncu skandalları ve kendi yerel ligimiz BSL’de yerli oyuncularımızın ikinci sınıf oyuncu muamelesi görmesi gibi yaşanan birçok olumsuzlukların, sadece bir başarı ile halının altına süpürülmesi durumunu yaşamamamız gerekiyor.

Asıl şimdi şapkayı önümüze koymalı ve ülke basketbolumuzun geleceği adına birçok radikal karara imza atmalıyız. Bunun en başında da ülke basketbolumuzun öncelikler hiyerarşisinin ilk sırasına A Milli Takımlarımızı koyarak, basketbolumuz adına diğer bütün yapılacakları, “A Milli Takımlarımızın başarılarını nasıl istikrarlı hale getiririz?” ve “Alperen Şengün gibi büyük oyuncular nasıl bulur ve yetiştiririz?” olarak belirlemeliyiz.

Bir Kaçtı, İki Kaçtı, Üçüncü Fırsat Kaçmasın…
Daha önce iki kez, ülke basketbolumuzun ivme kazanması adına elimize kadar gelen fırsatları kaçırdık. Şimdi üçüncü fırsat önümüze kadar geldi, bu sefer bu başarıyı en iyi şekilde değerlendirme adına projeler üretip, bu projeleri de verimli bir şekilde pratiğe geçirmemiz gerekiyor. Aksi taktirde 10-15 yılda bir yakalanan başarılarla kendimizi avutmaya devam eder, basketbolun gerçek anlamda içinde olanların yaşadıkları sorunlara sırtımızı dönmeye devam etmiş oluruz.

Ne Yapmalı?
İlk iş olarak kendi yerel liglerimizde yerli oyuncularımızın basketbol gelişimleri adına güven duyacakları bir ortam oluşturmalıyız. Bu da ilk olarak BSL’deki mevcut 4+3 ucube yabancı oyuncu kuralı yerine, en fazla 4 yabancı oyuncunun oynayabileceği ve bunun da en az 5 yıl geçerli olacak şekilde uygulanmasıyla sağlanacaktır. Bu sayede son 3-4 yıldır bir tek üst düzey genç basketbolcu yetiştiremeyen ülke basketbolumuzdaki kurak iklim de değişmiş olacaktır. Daha sonra bu beş yıllık süreç detaylı bir şekilde değerlendirmeye tabi tutulup, gerekirse revize de edilebilir. Bu sayede genç oyuncuların süre ve sorumluluk alarak gelişebilecekleri, hem de öz kaynaklara önem veren kulüp takımlarının yarışmacı konuma gelebilecekleri bir yerel lig organizasyonuna kavuşmamız sağlanmış olacaktır.

Yerli genç basketbolcularımızın, kendilerini ileride bu ligde oynayabilecek şekilde imkanların ardına kadar açık olduğunu görmeleri, en başta gençlerimize büyük bir değer ve güven sağlandığını hissetmelerine yol açacaktır. Bu sayede her kulüp kendi öz kaynaklarından yetiştirdiği gençler ile hem kulüpsel sürdürülebilirlik açısından, hem liglerde var olmaları adına öz kaynaklardan yetiştirdikleri nitelikli oyuncuların olmazsa olmaz olduğunun farkına varmaları sağlanarak, hem kulüp tüzüklerinde yer alan ama bir türlü pratikte uygulamada göremediğimiz bu ülkeye değerler yetiştirme sorumluluğunu taşımalarını şart koşarak, hem de ülkemizde basketbolun gerçek anlamda gelişimi adına büyük oyuncular yetiştirmeyi istikrarlı hale getirmemiz açısından birçok olumlu sonuçlara ulaşılacağı da görülmüş olacaktır.

Basketbolun ülkemizin her yerinde sevilebilmesi adına bu tür başarıların elde edilmesinin çok önemli olması kadar, bu tür başarıların basketbolun ülke genelinde ilgi görmesi yönünde en iyi şekilde yönetilmesi de en az o kadar önemlidir. Basketbolun ülke geneline yayılması adına önemli ivme kazandıracak olan bu tür başarıların doğru yönetilmesi, basketbol sevgisinin ülke genelinde artarak her şehrimize, her ilçemize, her mahallemize kadar yayılması ve başarıların bu sayede kalıcı hale gelmesi adına da önemli bir eşik aşılmış olacaktır.

Basketbol okulları ile oyuncu yetiştiren kulüp organizasyonları arasındaki farkları iyi anlamamız ve özellikle nitelikli basketbolcular yetiştirmek için gerekli olan altyapı eğitimlerini ticarete dökmeden gerçekleştirmemiz gerekiyor. Ülkemizde basketbolun mevcut durumu maalesef paralı ve sınıfsallaşmış durumda. Oysa büyük oyuncular bulmak ve yetiştirmek istiyor, ülke basketbolumuzun da istikrarlı başarılara kavuşmasını istiyorsak; basketbol, büyük ölçüde parasız olmalı ve zengin ailelerin çocuklarının yapacağı bir spor olmaktan kurtarılması gerekiyor.

Her Şeyin Suyunu Çıkarmada Çok Yetenekliyiz!
2001 yılından itibaren uzun yıllar gerek yazılı gerekse de görsel basın sinekten yağ çıkarırcasına “12 Dev Adam” sloganı üzerinden bol bol reklamlar yaparak işin suyunu çıkarmışlardı. Ortada ise 2001 ve 2010 dışında kendi ev sahipliğimizde elde ettiğimiz ikincilikler dışında, ne başarı vardı, ne de yetişen büyük oyuncular… Nedense bu slogan üzerinden dönen abartılı reklamlar sadece oyuncularımızın egolarını artırmakla kalmadı, daha da olumsuz olanı ise asıl önem verilerek gelişim sağlanacak olan altyapılar adeta ticari bir boyuta evrildi. Kulüplerin altyapı organizasyonları önemsizleştirildi, bol yabancı oyunculu başarılar ile elde edilen suni başarılar başta kulüp yöneticilerinin popülerliğini ve aracıların da gelirlerini arttırdı! Suyunu çıkardığımız bir retorikten başka ortada hiçbir şey kalmadı. Şimdi tekrardan başa dönüp, 10-15 yılda bir gelen başarılarla tatmin olmamız bizden istenmemeli. Geçmişten ders almamız ve geleceği inşa ederken hatalarımızı tekrarlamamamız gerekiyor.

Önceliğimiz “Bu Ülkenin Çocukları” Olmalı!
Bu ülkenin çocukları ancak kendileri ile özdeşleştirdikleri Alperen, Cedi, Şehmus, Ercan gibi üst düzey oyuncuları idol alarak, ellerinden ve kalplerinden basketbol topunu düşürmezler. Okullara basketbolun girmesi de sağlandığında, artık başarılar bir kuyruklu yıldızın yörüngesinde bir tam tur dönmesi gibi 10-15 yılda bir değil, hemen her büyük organizasyonda istikrarlı başarılar alınmasının da imkanları oluşturulmuş olacaktır.

Basketbolumuzda yaşanan durgunluk ve gerilemenin (Maalesef son 3-4 yılda bir tek üst düzey genç oyuncu yetiştiremeyen bir ülke basketbol ikliminden bahsediyoruz) engellenmesi adına önemli bir paradigma değişiminin anahtarı bugün elimizde olabilir. Mesele elde edilen bu “GÜMÜŞ” madalyayı, ülke basketbolumuzun ivme kazanması adına “ALTIN”a çevirebilecek uygulamalara imza atabilmektir.

A Milli Erkek Basketbol Takımımızın, FIBA 2025 Avrupa Şampiyonası’nda elde ettiği gümüş madalyadan dolayı, Sayın Hidayet Türkoğlu başta olmak üzere TBF yöneticilerimizi, Sayın Ergin Ataman başta olmak üzere teknik ekibimizi, idari ekibimizi, oyuncularımızı, maçları gerek tribünde gerekse de ekran başında izleyerek destek olan 85 milyon insanımızı, basınımızı ve emeği geçen herkesi can-ı gönülden kutlarım. Bu başarıyı çok daha anlamlı kılacak olan en önemli etkenler, basketbolun gerçek anlamda parasız ve sınıfsız bir şekilde ülke çapına yayılmasını sağlamaktan ve A Milli Takımlarımızın başarılarını istikrarlı hale getirmekten geçmektedir. İşte o vakit, ülke basketbolumuzu yöneten ve yönlendirenleri en çok ben tebrik edeceğim.

Her şey Türk basketbolu için. Her şey A Milli Takımlarımız için.

- Reklam-

20 YORUMLAR

  1. “hem de öz kaynaklara önem veren kulüp takımlarının yarışmacı konuma gelebilecekleri”. Bunun olması için bonservis sistemi olması gerekiyor. Bakın yetiştirme bedeli demiyorum ki azıcık bedeller anlaşılmasın. İyi bir oyuncu için yetiştiren klübe ödenecek yüzbinlerce dolar bonservis bedelinden bahsediyorum. Yoksa kimse oyuncu yetiştirmekle uğraşmayacağı gibi, “ öz kaynaklara önem veren kulüp takımlarının yarışmacı konuma” gelemezler. Alıcı klüpler, bu bonservis bedellerini ödemek istemezlerse de, kendi oyuncularını yetiştirmek gerektiğini de kavramış olurlar. Böyle bir ilave avantajı da var.

  2. “Ülkemizde basketbolun mevcut durumu maalesef paralı ve sınıfsallaşmış durumda….basketbol, büyük ölçüde parasız olmalı ve zengin ailelerin çocuklarının yapacağı bir spor olmaktan kurtarılması gerekiyor”. Kesinlikle. Sadece parası olanlar kurslara gidebilirse, en yetenekli olanlar kaçırılmış olur. Bırakın kursu falan, aylık uygun bir aidat verip basketbol oynayacak salonlar bile kısıtlı. Hatta mahalle aralarında pota bile yok. Gençler, üstlerini başlarını yırtma pahasına okulların çitlerinden atlayıp basketbol oynamaya çalışıyorlar. Hiç olmazsa, okulların bahçe kapıları akşamları açık bırakılsa ne olur? Hırsızlık endişesiyse, hırsızlık yapacak olan zaten o çitten de atlar. Önemli olan bahçenin değil, okul binasının kilitli olması. Ayrıca, kameralar da var zaten.

  3. Son 15 yılda yapılan hatalar nedeniyle basketbola ilgi çok azaldı, bunu çevremizdeki spor alanlarından da görebiliyoruz, Ankara Çayyolu’nda açık basketbol sahalarının bol olduğu bir semtte yaşıyorum, güzel havalarda bile o filesi takılmış, pırıl pırıl cam potaların boş olduğunu görüyorum, 80’lerdeki çocukluğumda basketbol sahalarının boş olması mümkün müydü, maç yapanlar bitirsin de biz başlayalım diye sıra beklerdik. Önce sporsever, basketbolsever yetiştirmek gerek, piramidin tabanı ne kadar genişse tepesi de oranda geniş olur. Amatör basketbolcu sayısı ne kadar fazlaysa elit basketbolcu sayısı da o oranda fazla olur. Bu gümüş madalya, yeni, sürdürülebilir ve istikrarlı başarılar için bir fırsattır, yeter ki altyapı temeli sağlam atılsın.

  4. Yazılanların bir çoğunda haklılık payı ve doğru tespitler var ancakkkk veya İlker Yıldızın deyimiyle amaaaa…
    Şu yazdığı cümleye bir bakalım:

    “Sayın Ergin Ataman yönetiminde A Milli Erkek Basketbol Takımımızın üç önemli FIBA organizasyonuna katılamaması sonrasında son 30 yılın en başarısız döneminin yaşanması” Yahu bu adam 2022de gelmedi mi? 2022 Eurobaskete katıldık, 2023 Dünya Şampiyonası elemesinde finalde kaybetti , katılamadadık. Olimpiyatlar zaten FIBA değil -ki hiç bir zaman katılamadık. Şimdi Gümüş madalya. Bu durumda 3 sene içerisinde gümüş madalya kazanarak hem de ülkemiz dışında elde ederek gelmiş geçmiş en başarılı dönem olmuyor mu?

    Bu nasıl bir çekememezlik arkadaş.. Adamı bir tebrik et, izlettiği takım için verdikleri mücadele için. Sonra neyi eleştireceksin eleştir.

    • Bu nasıl bir avukatlık, yalakalık arkadaş, adam daha önce milli takım koçluğu yapmadı mı, ilk döneminde başarısı ne, geçen seneyi niye boş geçirdik, Fransa’dan fark yerken, Sırbistan’da takımı maçlara yine tarihi fark yemeyelim ismim lekelenmesin diye çıkarmayan kimdi? Yalakalık, yağcılıkta sınır tanımadığın, Türk basketbolunda sportmenliğe yakışmayacak ne varsa yapan şahsın başarısı için uğraştığı ülkenin bir iti Türk bayrağına küfür etti, şimdi bakalım o ve diğerleri ne yapacak? Senin gibi yabancı rumuzlulara,tımarhanelik gergincilere sormaya gerek yok siz yalakalığa, avukatlığa devam, size ne bayrağa, ülkeye, Ata’mıza küfürden, küfür edenden?

      • “Yalakalık, yağcılıkta sınır tanımadığın, Türk basketbolunda sportmenliğe yakışmayacak ne varsa yapan şahsın başarısı için uğraştığı ülkenin bir iti Türk bayrağına küfür etti, şimdi bakalım o ve diğerleri ne yapacak?” Bu nasıl cümle ne demek yani anlayamadık? Bu ne yalakalık değil de bu ne eziklik ki böyle bir cümle kurarak ergine saldırıyorsun? Neyse ki ülkeni çoğunlugu senin gibi değil. Sen Fenerbahçeli olabilirsin, sevmeyebilirsin, nefret edebilirsin, her kötülüğü ona mal edebilirsin. Devam et. Umursamıyoruz. Ama sevene daha doğrusu hakkını teslim edene yalaka diyemezsin…

      • Ata’mıza küfür eden ülkenin hazırlık turnuvasına geçen yıl niye koşa koşa gitti üç kuruş için Yalı Çocuğu… Getirdiği MORONinyo her basın toplantısında Türk insanını, sporcusunu hatta kendi takım yöneticisini aşağılarken neredeydin İçimizdeki Türkiyeli… Elin Yunan Yogurdu senin stadının ismi oldu ki sen stadının isminin yıllarca Atatürk olacağını sandın safça!!!(En kibar tabir) Basın toplantısında elin Yunan yoğurtçusu bölücü ifade kullanırken yanında sırıtan kimdi yalakalığa , avukatlığa devam eden ismini bile yazmaya cesaret edemeyen İÇİMİZDEKİ TÜRKİYELİ…

        • Adam öldü vurma daha . Bunlar böyledir. Taptıkları Başkanlarının yalısının önündeki iskele babası bile daha akıllıdır bundan .
          3. Senesinde Gümüş madalya geldi . Var mı verecek cevabın . Yoksa boş yapmaya devam mı ?

          • Sizin şeyhiniz de babasının yalısında büyüdü siz değerli müritlerden de ala iskele babası olmaz, ona buna rezilce yalakalık yapmak, konuyla alakasız işkembeden sallamak ciddi kişilik ve karakter sorunudur da demek ki sizi de parayla bağlamış kulübenize arada da kasap uğruyor, nasibinizi veriyor. 3. senede gümüş geldi ama şeyhin memnun değil ve o madalya da çocuklar sayesinde geldi onun değil gördük son anlarda seyirci gibi maçı nasıl seyrettiğini de sizin gibi boş,sahibinin seslerine ne desek az, durmak yok şeyhinize müritliğe devam kripto yunanlılar sizi.

        • Ata’mıza bir tek girit’de değil pananın her yerel lig maçında küfür ediliyor, pankartlar açılıyor, bilmeyen varsa iyi öğrensin. Orada bunlara şahit olup da para uğruna ses vermeyenler ve onların ayak takımı da utansın, utanmaları varsa tabii.

        • Sana ne futbol stadındaki yoğurttan moğurttan ? Sen kendi yoğurdunun bozuk mayasıyla ilgilen. Avrupa’nın dibinde gezinen futboldan başka hiçbir branşta yeteneği olmayan senin ve kardeş kulübünün statlarını yabancı telefon şirketleri yaptı, şu milleti iliğine kadar söğüşleyen coniler. Malî kıskaçtan belini doğrultamadığı halde 5 branşta dünya ve Avrupa şampiyonları çıkaran FB ise yerli sermaye ile yaptı, taraftar da tuğla taşıdı. Tesadüf değil, karakter farkı.

  5. “Ergin Ataman yönetiminde A Milli Erkek Basketbol Takımımızın üç önemli FIBA organizasyonuna katılamaması sonrasında son 30 yılın en başarısız döneminin” 1995 yılından beri en başarısız dönem diyorsun. Ergin Ataman 25 Ağustos 2014-31 Ağustos 2016 arası yapmış. 2014 Dünya Kupasında ABD ardindan ikinci oluyor grup aşamasında Avustralyayi yenip çeyrek finalde Litvanyaya eleniyoruz. 2015 Avrupa Şampiyonasında Sırbistan ardinda Fransa ve İtalya ile ayninouani aliyoruz. Çeyrek finalde Fransa’ya eleniyoruz. 16 Nisan 2022 tarihinde tekrar basantrenör oluyor. 2022 Euro baskette grupta İspanya ardindan ikinci olup sonra Fransa’ya eleniyor. Sonra 2024 Olimpiyat elemelerinde grubu lider bitiriyor. İsveç’i geçiyor fakat Hırvatistan’a eleniyoruz. Şimdi de Avrupa ikincisi olduk. En başarısız 30 yıl dediğin zaten 2002 ye kadar Dünya kupasına katilamiyoruz. 2013 Avrupa Şampiyonasında ilk 16 ya giremiyoruz. Koç ergin Ataman değil. Senin son 30 yıl hesabında bunlar yok galiba. Ergin seni tanımaz etmez seviyeler çok farklı ama bu düşmanlık nerden geliyor anlamak mümkün değil. Bir de günümüzde NBA e de çok oyuncumuz oluyor. Bu turnuvaların bazısında NBA oyuncuları gelmedi vs. Oyuncun orada olmazsa daha kolay takım oluşturursun. Oyuncunun orada olması mi başarı yoksa olmaması mi. Cedi, Ömer Faruk ve Furkan yeni geldiler. Ama statükocu dusunen insanlar engel olmazsa yine çok oyuncumuz NBA e gidecek seviyeye gelecektir. Bu kadar güçlü takımın olduğu turnuvada final oynamak büyük başarıdir. Size rağmen

  6. Bu kadar güçlü takım kimler, hemen her takım çok ciddi eksiklerle geldiler. Geçen sene de hemen hemen aynı kadro vardı niye boş geçirdik? Hırvatlara yenildiğimiz maçta kimler oynadı? Demek ki farkı yaratan oyuncu kalitesi koç değil. Düşmanlık nereden geliyor diyorsun da o soruyu yalakalık yaptığınız şahsa soracaksın niye her gittiğin yerde tepki görüyorsun diye? Izmir, Gaziantep,Bursa,
    Barselona,Belgrad neresi olsa. Trabzon’a gitti orada da alacağını aldı orda da mı Fb taraftarı vardı? Gs taraftarı bile ona tepki verdi ultraaslan’ın ona tepkisi hala akıllarda. Camiada herkes onun ne kadar antipatik, insanları hakir gören, emekçilere saygısızlık yapan, narsist , ama iyi ama kötü hep kendinden bahsedilsin isteyen, kamera görmeye dayanamayan, çıkar için her yol mübahtır kafasında biri olduğunu gayet iyi bilir ki basketbol sitelerindeki yazarlar da bunları kaç kere yazdı,yanındakiler de anca çıkarları var diye yanındalar,saraydaki gibi o da iṣini iyi biliyor, milletin paraya nasıl tamahkar olduğunu çözdü işine geldiği gibi kullanıyor. Bu ülkeye onca koç geldi, geçti hepsi her kesimden saygı, hürmet gördü, bunun kadar skandallara adı karışan, basketbola yakışmayacak ne varsa yapan,sevilmeyen ikinci biri olmadı, şimdi de oğlunu yetiştiriyor belki babasını o geçer ne de olsa aynı genden. Bize her şeyden önce zeki, çevik, ahlaklı, saygılı, beyefendi, idealist, topluma her konuda örnek olacak insan gerek. Başarılı diye her halta eyvallah dersek ortaya o ve diğer mafya özentisi futbol hocası gibiler çıkar, istenen buysa aynen devam. Bir de sen ve senin gibilerin ona bu sonsuz gönüllü avukatlık, yalakalığı nereden geliyor anlamak mümkün değil…

    • Sen kimin taraftarisin da ahlaktan, saygıdan, sevgiden, dürüstlükten vb. bahsediyorsun. Malum takımın hologanisin işte yalan mı? Dön de kendi mazine bak, utan!

    • Birincisi o yalaka sözcüğünün sana aynen iade ediyorum. Yazimindaki üsluba bakılırsa “mafya özentisi” diye kucumsedigin kişi senin yanında pırlanta kalır. Ne dersen de, ne olursan ol üslubun kadarsin. Bu iki kişiye nefretin Fenerbahçeli olmandan dolayı, bu açık. Onun için ne dersek boş..

  7. Xavier’i yalakalikla suçlayan sen kimin dalkavuklugunu yapiyorsun? Giannis Türkiye’den özür diledi. Gördün mü bu haberi? Nba’de oynayan siyahi bir Yunan pasaportlu ülkemize laf edince Ataman hizmet ettiği ülkeyi terk etmeli imiş? Düşünceye bakın. Ataman Türk ve İtalyan kulüplerinde de çalıştı. Ne olmuş yani? Islah olmaz kıskanç fe.ev kafasi

  8. Şu yukarıda üç tane YAPI çocuğu trol var, bir de onlar gibi küfretmeyen yeni peydahlanan biri, o da sanki geçen yıla dek bu ülkede yaşamamış, Fener kompleksi yüzünden YAPI çocukları yapmadık hainlik kalleşlik bırakmamış gibi, sadece basketboldan sözedecek olsak bile. Troller ettikleri onca Yunan yalakalığının yüzlerine vurulup vurulup durulmasıyla delirmişler. Boynunuzu uzattıkça hainliğiniz hep hatırlanacak elbette, kolay kolay unutulmaz. Hiçbir şey de bunu örtbas edemez. Karşı argüman gibi getirdikleri zırvaları muhatap almaya bile gerek yok.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

33,250TakipçilerTakip Et
38,158TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

En Son Haberler