Sevgili Milli Basketbolcularımız;
Sizler için ilk kaleme aldığım ‘Yolunuz Açık Olsun Başarılar Dilerim…’ yazımda efsane koç Phil Jackson’dan bir alıntı yazmıştım. Alıntı şöyleydi:
“Basketbol büyük bir sırdır. Her şeyi doğru yapabilirsiniz. En iyi yeteneklere ve oyundaki en iyi hücum sistemine sahip olabilirsiniz. Hatasız savunma stratejisi ve oyuncularınızı her ihtimale karşı hazırlayabilirsiniz. Fakat oyuncularınızın arasında birlik beraberlik yoksa karşılığını alamazsınız.”
Turnuva başladığından bu yana 7 yazı kaleme almışım. Bu 8.’ci olacak. Yazmış olduğum yazıları hızla okudum. Tüm yazılarımda ki ortak yanlar şöyle:
Sizlerin ortak çabanız
Sizlerin ortak arkadaşlığınız
Sizlerin ortak tutkunuz
Sizlerin lider yanı
Sizlerin kazanmayı delice istemeniz
Sizlerin ortak bir amaç uğruna savaşmanız
Sizlerin asla vazgeçmemeniz
Sizlerin birbirinizi hepimize örnek olacak bir şekilde tolere etmeniz
Peki o zaman, takım olunması için yukarıda yazdığım birbirinden değerli olmazsa olmazlar bugüne kadar neredeydi?
Bu paha biçilmez özellikler bu zamana kadar niye ortaya çıkmamıştı?
Tam bunları düşünürken sevgili Alperen’in maç sonu röportajını dinlemeye başladım. Sevgili Alperen şunları söylüyordu:
“Ercan’a söz verdim Giannis’i 20 sayının altında tutarsa ona Rolex saat alacağım.
Biz burada kardeşiz.
Bu takımla olduğum için çok gururluyum.
Bu takımı çok seviyorum.
Doymadık.
Bir maçımız var.
İnşallah buradan kupayla ayrılacağız.”
Sevgili Alperen konuştukça içindeki o çılgın çocuk çığlıklar atıp, bizlere el sallayıp ben buradayım diyordu…
A Milli Basketbol Takımımızın bu kadar kısa sürede, olağanüstü refleks göstererek üzerindeki ataleti atması, ölü toprağını üstünden savurması, korku kelimesini yerin yedi kat dibine gömmesi, inanılmaz bir güvene kavuşması ve sahada rakiplerini titretir hale gelmesinin altında ‘az önce konuşan, çığlık atan, haykıran o çocuğun sihri’ vardı dedim. Ve bendeki eksik parçalar hızla yerine oturdu.
Bir anda aklıma Zülfü Livaneli’den dinlediğim ‘Bir Çığ Hikayesi’ geldi.
Sevgili A Milli Takım Sporcularımız;
Hikâye şöyle:
“Bir köyde çığ tehlikesi varmış. Köy vadide olduğundan çığ düşmesi halinde hepsi birden yok olacakmış. Herkes doğan kuşaklar bile susturulur fısıltıyla konuşulurmuş. Yere en ufak bir şey düştüğünde bile tüm köy çığ ne zaman gelecek diye beklermiş. Kuşaklar boyu böyle gitmiş çığ korkusundan köylüler seslerini çıkaramamışlar. Bir gün bir çocuk doğmuş köylüler daha ağzını bile kapatmaya fırsat bulamadan çocuk haykırmış…
Haykırınca herkesin tüyleri diken diken olmuş eyvah şimdi çığ düşecek diye korkmuşlar. Bir süre sonra bakmışlar ki hiçbir şey olmuyor, çığ falan düşmüyor, dağdan hiçbir şey gelmiyor. Onun üzerine yavaş yavaş sokaklara çıkmaya başlamışlar, cesaretleri artmış, sonunda da davullarla zurnalarla şenlik yapmışlar. Aslında çığ yokmuş…”
Sevgili A Milli Takım Basketbolcularımız;
Bizim A Milli Takım hikayemizde tam bu köyün hikayesi gibi. Bir çocuğun çıkıp çığlık atıp, ben değil, biz hiç değil ‘HEPİMİZ’ demesi ve takıma kazanabileceği özgüveni aşılaması gerekiyormuş.
Sizlere yönelik yazmış olduğum yazıların birinde, “sizler dünyada eşi benzeri olmayan kurtuluş savaşı vermiş bir ulusun evlatlarısınız” diye seslenmiştim.
Sevgili Çocuklarımız, sizlerin de çok iyi bildiği gibi İstiklal Marşımızın iki mısrası şöyle;
“Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.”
Sizler hem kendinizi
hem de önünüze gelen tüm engelleri eşi benzeri görülmemiş kardeşlik ve birliktelik ile aştınız. Ve sadece Türk ulusuna değil tüm dünyaya da unutulmayacak şekilde örnek oldunuz.
Sevgili Ergin kupanın bir ucunu tuttuk diye açıklamada bulundu. Bizler sizleri kupanın ucundan tutmuş olarak görmüyoruz. Bizler sizleri Türkiye’ye yola çıkarmak üzere kupaya sarılmış, kucaklamış olarak görüyoruz.
Yaşadığımız müddet boyunca unutamayacağımız, gelecek nesillere büyük bir gururla anlatacağımız bir başarı öyküsünü bizlere vermiş olduğunuz için ve bu zorlu günlerde bizleri ‘HEPİMİZ’ yaptığınız için sizlere teşekkür ediyoruz.
Yolunuz açık olsun, başarılar dilerim.
Saygılarımla…




Elinize sağlık… BİZ BİR TAKIMIZ… İnşallah Altın ile döneceğiz…
Yine harika anoloji yine harika yazı!
‘Çığ’ anolojisi genel seyircinin hatta basketboldan anlayanların dünkü psikolojisini anlatması açısından cuk oturan bir örnek!
Ağzına sağlık Naci Hocam!
Abi emegine – kalemine sağlık. ‘ Çığ ‘ hikayesi şu anda yaşadığımız süreç ve toplum olarak tam bizim ozetimiz maalesef.
Hep destek tam destek devam KORKMADAN …