Sevgili Milli Basketbolcularımız,
Turnuvaya yönelik son yazımı henüz Almanya maçı oynanmadan önce kaleme almaya başladım. İnanılmaz duygular içerisindeyim. Tabii ki bir tek ben değil sizinle yatan ve sizle kalkan tüm insanlarımız heyecanla bu akşamı bekliyorlar.
Ülkemizin Çok Değerli Evlatları;
Tam sizlere önemli bir başarı öyküsünü kaleme almak üzere iken, whatsapptan gelen bir mesaj üzerine eşimle birlikte şahit olduğumuz bir olayı, gerçek bir öyküyü sizlerle paylaşmayı çok daha uygun buldum.
Riga’da grupta oynayacağımız 5 maçı eşimle birlikte izlemeye geldiğimiz günlerde Basketbol A Milli Takımımızın maçının olmadığı bir gün Riga’yı gezerken dinlenmek üzere oturduğumuz parkta parkın diğer ucundan iki erkek ve iki çocuk parka giriş yaptı.
Tam önümüzden geçerlerken Türkçe konuştuklarını görünce sohbete başlayıp, adlarının Burak ve Emrah olduğunu öğrendiğimiz İsviçre’de yaşayan, dünya güzeli ve yürekleri vatan sevgisi ile dolu olan Türk vatandaşı iki baba ile tanıştık.
Sohbet esnasına hafta sonu münasebetiyle evlatlarına hem vatan sevgisini aşılamak hem de basketbolu tanıtmak amacıyla Riga’ya A Milli Basketbol Takımımızı izlemeye geldiklerini ifade ettiler.
Sevgili Burak ve sevgili Emrah’ı görseniz her Türkiye adı geçtiğinde heyecanları yüzlerinden okunuyordu. Kendileri ile evlatları sıkılana! Kadar uzunca sohbet ettikten sonra telefonlarımızı birbirimize vererek ayrıldık. Ve ondan sonra whatsapp üzerinden önemle A Milli Basketbol Takımımızı yazışmaya devam ettik.
Sevgili Milli Basketbolcularımız;
Sevgili Burak’tan 14 Eylül Pazar günü saat:13.40’ta gelen mesajı olduğu gibi sizlere aktarıyorum:
“İnsanımızla ülkemle gurur duyuyorum. Temelleri sürekli sarsılan coğrafyadan çıkan gençler, yeteneklerinin yanında sempatik likleri ile de Avrupa’ya Türk insanını sevdirip kabul ettiriyorlar. Türkiye’den uzak yaşayan küçük çocuklarımızın aidiyet duygularını ve vatan sevgilerini güçlendiriyorlar. Oğlum iki gündür evde Basketbol A Milli Takımımızın formasıyla 12 Dev Adam şarkısını söylüyor. 12 Dev Adam şarkısını kaç kez söylediğini inanın bilemiyorum artık…
Çekya ve Portekiz maçlarında seyircilerimizin hep birlikte İstiklal Marşını söylemesi nedeniyle Riga dönüşü ben şehir dışındayken oğlum eşime İstiklal Marşının tamamını öğrenmek istediğini belirtmiş. Eve döndüğümde bana İstiklal Marşının tamamını ezbere okudu. Ayrıca Riga dönüşü oğlum, iki gece boyunca ‘ben Riga’ya basketbolcu ağabeylerimin yanına dönmek istiyorum diyerek ağladı. Oğlum bir haftadır arkadaşlarına Basketbol A Milli Takımımızı ve oyuncularımızı anlatıyor. Daha önce giymeye çekindiği (kimse bilmiyor tanımaz diye) Basketbol A Milli takımımızın formasını büyük bir gururla okula giderken de giyiyor artık.
Hocam, sizler için bunlar küçük detaylar gibi görünse de burada bizler için çok önemli ve büyük olaylar. Naci hocam, oğlum bana ‘hayatımın en güzel günleriydi’ diyor. A Milli Takım oyuncularımızla çektirdiğimiz fotoğraflardan oluşan özel bir albümü oğlumla birlikte oluşturmaya başladık.
8 yaşında ki oğlumun günlük yaşamda kendini Türk kimliği ile ilgili güçlü hissedebiliyor olması bizler için hem gurur verici hem de olağanüstü güzel bir durum…”
Ülkemizin Çok Değerli Evlatları, Milli Basketbolcularımız;
‘Nazar Değmesin’ yazımda, ülkemizde spor geçmişi adına yeterli sayıda kitap ve kaynak olmadığını ifade etmiş ve bu turnuva bitiminden sonra Basketbol A Milli Takımızla ilgili yazılı görsel kaynakların gelecek nesillere iletilmesi adına arşivlenmesini önermiştim.
Sevgili Burak’tan gelen ve tüylerimi diken diken eden bu mesajı gördükten sonra Basketbol Federasyonumuza bir öneride daha bulunmak istiyorum. Sevgili Burak gibi duygularını kaleme alıp iletilen mesajların da kitaplaştırılmasını önereceğim.
Sevgili Evlatlarımız, Ülkemizin Değerli Basketbolcuları;
Sevgili Burak’tan mesajını kullanma iznini almak için aradığımda, yakın çevrede ki Türk vatandaşlarını akşam hep birlikte Basketbol A Milli Takımımızın maçını izlemek üzere evlerine çağırdığını inanılmaz duygular içerisinde anlatıyordu.
Sizleri turnuvaya uğurlarken kaleme aldığım ‘Yolunuz Açık Olsun Başarılar Dilerim’ yazımda, “Dünyadaki ülkeler ne zaman sıkıntılı bir dönemden geçse mutlu olabilecek bir argüman ararlar. Bu argümanlar içerisinde spor her zaman baş rolde yer alır. Ve insanları ilaç kullanmadan tedavi eder.” diye düşüncemi belirtmiştim.
Giriş paragrafında da ifade ettiğim gibi henüz maç sonucunun ne olduğunu bilmiyorum. Ancak şampiyonluktan öte işleri başardığınızı görüyorum. Sizlere bir soru sorarak ve şimdiden hepinizi tebrik ederek yazımı noktalıyorum:
NELERİ BAŞARDIĞINIZIN FARKINDA MISINIZ?
Hepinizi sevgiyle kucaklıyor, alınlarınızdan öpüyorum…
Saygılarımla…




Öyle insanların yurtdışında değil Türkiye’de yaşamaları gerek. Oradakiler ülkelerine dönüp,birikimlerini,
tecrübelerini getirseler mevcut ortada dolaşanlar, ülke yönetenler yerine çok daha faydalı olurlar.
Hocam gene beni gönlümün taaa derinliklerinden vurdun. Muazzam bir yazı, ellerine sağlık.