Sayın Hidayet Türkoğlu’nun Eleştirileri Üzerine (İlker Yıldız)

- Reklam-

A Milli Erkek Basketbol Takımımızın başantrenörü Sayın Ergin Ataman’ın, milli takımımızın şampiyonadaki Portekiz maçının TRT Spor’dan TRT Spor Yıldız’a alınmasıyla ilgili TRT kurumunu eleştirmesinden sonra, bugün de Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Sayın Hidayet Türkoğlu’nun da TRT kurumunu ağır bir dille eleştirdiğini görüyoruz.

Sayın Türkoğlu’nun konuyla ilgili şu ağır cümleleri sarf ettiğine üzülerek şahit oluyoruz: “Biz hiçbir zaman ayrıcalık istemedik. Önemli olan şey, ülkemizin doğusundan batısına herkesin rahatlıkla izleyebileceği ve bu sporcularla gurur duyabileceği bir ortamın yaratılmasıdır. Bizim tek talebimiz buydu. Ama maalesef bu işi bilmeyen liyakatsiz insanlar o kurumların başında oturduğu için bu sıkıntıyı yaşıyoruz. İnsanların bir şeyi bilmesi gerekir: Ülkemizi tek çatı altında toplayan şey her zaman milli takım sporları olmuştur. Hangi branş olduğu hiç fark etmez.”

Sayın Ergin Ataman’ın konu ile ilgili TRT kurumunu eleştirmesiyle ilgili 31.08.2025 tarihinde Basketfaul’de yayımlanan “Sayın Ergin Ataman Tepkisinde Haklı Mı?…” başlıklı detaylı bir yazı yazmıştım. Maalesef şampiyona sürecinde Sayın Ergin Ataman’dan sonra şimdi de TBF başkanımız Sayın Hidayet Türkoğlu’nun da katıldığı, TRT kurumunu hem kendi ülkesine hem de yabancı basının yer aldığı şampiyonada yabancı basının da öğreneceği şekilde kendi ülkesinin önemli ve saygın bir kurumunu adeta şikayet ettiklerini üzülerek görüyoruz. Bu da birçok açıdan hiç de doğru olmayan bir tepkisel yaklaşım olsa gerek.

Yazımda da belirttiğim gibi burada eğer bir kusur aranacaksa, öncelikle TRT kurumunda değil; kendi resmi web sitesinde, A Milli Erkek Basketbol Takımımızın, FIBA 2025 Avrupa Şampiyonası öncesindeki Bormio kampı ile ilgili (kampın başlayıp sonlanmasına kadar) sadece bir haber yayımlayan TBF’nin basın ve iletişim departmanıdır. A Milli Erkek Basketbol Takımımıza son 30 yılın en başarısız sonuçlarını yaşatarak, üç yıl gibi uzun bir süreçte FIBA’nın herhangi bir resmi final organizasyonuna katılamayarak ülke spor gündeminden basketbol milli takımımızın uzak kalmasına sebep olanlarda kusur aramak gerekmiyor mu?

Ayrıca, A Milli Kadın Voleybol Takımımızın “FIVB Kadınlar Dünya Voleybol Şampiyonası” maçları TRT 1’den canlı yayınlanırken, TBF’nin ilgili departmanı “FIBA 2025 Avrupa Şampiyonası neden TRT Spor’dan yayınlanıyor?” diye TRT ile iletişime geçerek en başında sorunu çözemezler miydi? Bu yaşanan istenmeyen olaylar, hem ulusal hem de uluslararasına basına malzeme edilmeden ve kendi ülkenizin saygın bir kurumu olan TRT adeta itibarsızlaştırılmadan çözüme kavuşturulamaz mıydı? Bazıları bu itibarsızlaştırmayı ve toplum önüne atmayı çok iyi biliyorlar ki, o tavırlarından bir türlü vazgeçmiyorlar.

Şampiyona devam ederken, Sayın Ergin Ataman’ın önce TRT’yi, daha sonra da FIBA’yı eleştiren açıklamalarına tanık olduktan sonra, şimdi de TBF başkanımız Hidayet Türkoğlu’nun benzer şekilde tartışma ortamını bir üst boyuta yani “liyakatsiz insanlar” söylemine dönüştürmesinin ne yeri, ne de zamanı olduğunu herhalde yalnızca ben düşünmüyorumdur!…

Sayın Türkoğlu’nun “Ülkemizi tek çatı altında toplayan şey her zaman milli takım sporları olmuştur. Hangi branş olduğu hiç fark etmez.” cümlesini çok kıymetli buluyorum, çünkü bir basketbol yazarı ve bir basketbolsever olarak, sadece basketbol branşı için değil, bütün spor branşları için A Milli Takımlarımızın öncelikler hiyerarşisinde ilk sırada gelmesi gerektiğini sürekli savunan biriyim.

Ancak, Sayın Türkoğlu’nun son söylemleri ile federasyon başkanlığı dönemindeki eylemleri arasında maalesef çok büyük tezatlar olduğunu da üzülerek söylemek zorundayız.

1) 2016 yılından bu güne kadar ülke basketbolumuzu yöneten mevcut TBF yönetimi döneminde; A Milli Erkek Basketbol Takımımız, FIBA Dünya sıralamasında 8. sıradan 27. sıraya, A Milli Kadın Basketbol Takımımız ise FIBA Dünya sıralamasında 7. sıradan 16. sıraya geriledi. Hiç kuşkusuz bunda gerek ülke basketbolumuzun tabana yayılmaması, oyuncu havuzunun genişlememesi, antrenör sayısının hem nitelik hem de nicelik yönünden yetersizliği, kulüplerimizin altyapıya önem vermemesi ve TBF’nin bununla ilgili gerekli önlemleri almaması, ülke basketbolumuzun öncelikler hiyerarşisinde ilk sırada olması gerek A Milli Takımlarımızın başarıları yerine başta EuroLeague kulüplerimiz olmak üzere kulüp takımlarımızın önceliklerinin göz önünde bulundurulması ve kulüp fetişizminin körüklenmesine neden olacak kararların alınması gelmektedir. Kısacası ülke basketbolumuzda yaşanan sorunların temelinde “yerli ve milli” hassasiyetin gözetilmiyor olması gelmektedir. Pekala, A Milli Takımlarımızdaki bu gerileme kimin döneminde gerçekleşti?

2) Geçen sezondan itibaren BSL’de uygulanmakta olan 4+3 ucube yabancı oyuncu kuralı ile yeni yerli genç yüzlere iyiden iyiye hasret kaldık ve maalesef böyle giderse yerli genç oyuncuları BSL’de izleyemeyeceğiz. BSL’de yerli genç oyuncularımızın önü, bu kural ile büyük ölçüde kesilmişken, yakın gelecekte A Milli Takımlarımızı istikrarlı başarılara taşıyabilecek potansiyelde üst düzey basketbolcuları nasıl bulacağız?

3) A Milli Basketbol Takımlarımızın aday kadrolarında olup da kampa katılmayan oyuncuların sorunlarından tutun da, devşirme oyuncularla yaşanan krizlere… A Milli Erkek Basketbol Takımımızla üst üste üç önemli FIBA organizasyonunda yaşanan başarısızlıklar ve milli takımımızın son 30 yılın en başarısız dönemini yaşamasına… A Milli Takımımızla verimli kamp dönemleri (Fransa’dan 50 sayı fark yenildiği özel maç sonrası) bile düzenlenememesine… A Milli Kadın Basketbol Takımımızın üst üste üç Avrupa Şampiyonasında gruptan bile çıkamamasına kadar birçok olumsuz olayın yaşanması kimin döneminde gerçekleşti?

4) 2024-2025 BSL normal sezonunun sonunda 16 takımımızda süre alan 277 oyuncunun 152’si yabancı, 125’i ise yerli oyuncuydu. Yerel ligimizde yerli oyuncularımızın sayısı, yabancı oyuncuların sayısından daha azdı ve bu durum maalesef ülke basketbol tarihimizde ilk olma özelliği taşıyor. Yerli oyuncularımızın aldıkları süreler, salgın döneminden önce %37-38, geçen sezon ise %33,63 iken, bu sezon ise büyük bir düşüşle %28,02 olarak gerçekleşti. Bu da demek oluyor ki, yerli oyuncularımızın aldıkları süreler sadece 4-5 senelik süreçte %10 azalmış durumda. Oysa salgın sürecinin bizlere gösterdiği en önemli şey; kulüplerimizin sürdürülebilirlikleri adına öz kaynaklara önem vermeleri ve finansal fair-play kurallarına riayet etmeleriydi. Acaba bu olumsuz tablo kimin döneminde gerçekleşti!?

5) 2024-2025 sezonunda ülkemizi Avrupa Kupalarında erkekler kategorisinde 11, kadınlar kategorisinde ise 5 kulüp takımımız temsil etti. Gerek Türkiye Erkekler Basketbol Süper Ligi (Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi)’nde gerekse de Türkiye Kadınlar Basketbol Süper Ligi (ING Kadınlar Basketbol Süper Ligi)’nde olduğu gibi; Avrupa Kupaları’nda da yerli oyuncularımız süre ve sorumluluk bakımından Avrupa’nın diğer basketbol ülkeleri arasında en sonlarda yer aldılar. Bu nedenle ülke basketbolumuzda son dönemde büyük bir ivme kaybı yaşanmakta ve dünya ölçeğinde büyük oyuncular yetiştiremez duruma geldik. Oysa “Türkiye Yüzyılı”na yakışır bir şekilde “yerli ve milli” anlayışı tıpkı savunma sanayimizde olduğu gibi basketbolumuza da yansıtabilmiş olsaydık, ülke basketbolumuz şu an olduğu gibi tüketici bir basketbol ülkesi durumunda olmazdı. Pekala, bu olumsuzluklar kimin döneminde gerçekleşti?

6) 2021-2022 sezonunda EuroLeague tarihinde yerli oyunculara en az süre vererek şampiyonluk yaşayan Sayın Ergin Ataman’ın, iki yıl sonra 2023-2024 sezonunda Yunanistan temsilcisi Panathinaikos ile elde ettiği şampiyonlukta Yunan oyunculara verdiği sürenin bir anda %33,33’e yükseldiğini görüyoruz. Fenerbahçe’nin Sırp antrenör Zeljko Obradovic ile 2016-2017 sezonunda yaşadığı EuroLeague şampiyonluğunda yerli oyuncularımıza takım içerisindeki sürenin sadece ve sadece %3,56’sının verildiğini görüyoruz. Kısacası EuroLeague’de yerli oyunculara en az süre veren kulüp takımları maalesef Türk takımlarımız olduğuna üzülerek şahit oluyoruz. Pekala, yerli oyuncularımızın kulüp takımlarında figüran konuma düşmesi ağırlıklı olarak kimin döneminde gerçekleşti?

7) TBF Eğitim Kurulu’nun 2018-2024 yılları arasındaki antrenör eğitim kurslarının %80,62’sini (129 antrenör kursunun 104’ünü) Ankara, Antalya, İzmir ve İstanbul gibi sadece dört ilde düzenlenmiş olması, ülkemizdeki antrenör sayısının %52,69’unun İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa gibi dört ilde olması, basketbolun ülke geneline yayılamaması ve ülke basketbolumuzun adeta bu dört ile sıkışmış şekilde olması arasındaki benzerlik de bir tesadüf olmasa gerek!… Altyapı milli takımlarımızda yer alan oyuncuların büyük çoğunluğunun, bu dört ilde yer alan takımlarımızın oyuncuları olmaları da ayrıca dikkate değer bir durumdur. Pekala, “ülkemizin doğusundan batısına herkesin rahatlıkla izleyebileceği ve bu sporcularla gurur duyabileceği bir ortamın yaratılması” şeklinde gayet doğru ve güzel bir cümleyi söyleyenlerin döneminde neden ülke basketbolumuz 5-6 il ile sınırlı kalarak ülke geneline tam anlamıyla yayılamadı?

8 ) 2024-2025 sezonunda erkekler kategorisinde 4 (BSL: Türkiye Sigorta Erkekler Basketbol Süper Ligi, TBL: Türkiye Sigorta Erkekler Basketbol Ligi, TB2L: Türkiye Basketbol 2. Ligi ve EBBL: Erkekler Bölgesel Basketbol Ligi), kadınlar kategorisinde ise 3 (KBSL: ING Kadınlar Basketbol Süper Ligi, TKBL: Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi ve KBBL: Kadınlar Bölgesel Basketbol Ligi) olmak üzere toplamda 7 lig organizasyonunda yer alan takımlarımıza baktığımızda; erkekler kategorisinde 93 ve kadınlar kategorisinde ise 52 olmak üzere toplam 145 takımın katılım gerçekleştirdiğini görüyoruz. Bu 145 takımın 66’sı Marmara Bölgesi’nde yer alan illerimizin takımları ve toplam takım sayısının %45,52’sine karşılık gelmektedir. Nüfus olarak baktığımızda; İç Anadolu, Ege, Karadeniz ve Akdeniz Bölgelerimizin basketbol liglerinde yer alan takım sayısının genel takım sayısına oranında hemen hemen benzerlikler görülmektedir. Buna karşılık, Türkiye nüfusunun %11,08’ine karşılık gelen nüfusa sahip olan Güneydoğu Anadolu Bölgemizde sadece 2 takımın basketbol liglerimizde temsil edildiğini görüyoruz. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan takım sayısı, liglerimizde yer alan takım sayısının ancak ve ancak %1,38’ine karşılık gelmektedir. Daha üzücü olanı ise, ülke nüfusumuzun %6,93’ünü sahip olan Doğu Anadolu Bölgemizden hiçbir takımın basketbol liglerinde yer almıyor olmasıdır… Pekala, neden basketbolun Anadolu’ya yayılması gerçek anlamda başarılamadı ve ülkemizin genç potansiyelinden yeterince yararlanılamadı?

9) Lisanslı basketbolcu sayısına baktığımızda tıpkı antrenör sayısında olduğu gibi bir tabloyla karşılaşıyoruz. Ülke genelindeki antrenör kartını vizeletmiş olan antrenör sayısına göre yüzdeye vurduğumuzda Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki antrenör sayısı %3,82’ye karşılık gelirken, Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki antrenör sayısı ise ancak %1,90’a karşılık gelmektedir. Bununla doğru orantılı olarak, lisanslı oyuncu sayısı bakımından da bu iki bölgemiz ülke ortalamasının bir hayli gerisinde kalmaktadır. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki lisanslı basketbolcu sayısı %7,96 iken, Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki lisanslı basketbolcu sayısı ise %3,42 gibi çok düşük seviyededir.

Özetle söyleyecek olursak: Yukarıda maddeler halinde sıraladığım somut verilere baktığımızda bile, Sayın Türkoğlu’nun cümlelerine katılmamak elde değil ama uygulamalarına katılmanın ise mümkün olmadığını üzülerek ifade etmek zorundayım. Çünkü, A Milli Takımlarımızın öncelikler hiyerarşisinde ilk sırada gelmesi konusunda, 9 yıllık TBF başkanlığı döneminde uygulamada net bir şeyler göremedik, tam tersi olarak bol yabancı oyunculu kadrolarla kulüp takımlarımızın Avrupa Kupalarındaki suni başarılarıyla ters orantılı olarak A Milli Takımlarımız ise maalesef ciddi gerilemeler yaşadı.

Kulüp takımlarımızın erkekler kategorisinde Avrupa Kupaları tarihinde elde ettiği 9 şampiyonluğun 7’sinin, 13 ikinciliğin 9’unun Sayın Hidayet Türkoğlu döneminde kazanıldığını görüyoruz. Aynı dönemde ise A Milli Erkek Basketbol Takımımız, FIBA Dünya sıralamasında 8. sıradan 27. sıraya gerilemiş durumda. A Milli Takımlarımızın maçlarını tabii ki herkesin kolaylıkla izleyeceği televizyon kanallarında yayınlanması çok önemli ama bundan daha da önemli olanı ise ülke basketbolumuzu yöneten ve yönlendirenlerin ülke basketbolumuzun niteliğinin en önemli göstergesi olan A Milli Takımlarımızın istikrarlı başarılar elde etmesi adına somut çalışmalar ortaya koymalarıdır.

A Milli Erkek Basketbol Takımımız, FIBA 2025 Avrupa Şampiyonası’nda şu ana kadar oynadığı maçlarda 6’da 6 yaparak çok önemli bir başarı yakaladı ve bunun sonunun madalya olması adına özellikle TBF yöneticileri, teknik ve idari ekibimizin birlik ve beraberlik ortamını bozan söylemlerden uzak durması gerektiğini düşünüyorum. Milli Takımımıza, 9 Eylül’de oynanacak çeyrek final maçında Polonya karşısında yürekten başarılar diliyorum. Sırbistan ve Fransa gibi favori takımların elendiği bir şampiyonada yenilgisiz yoluna devam eden milli takımımızın, şampiyonayı yenilgisiz bitirerek bizlere tarihi başarı yaşatacağına inanıyorum. Oyuncularımıza ve teknik ekibimize can-ı gönülden başarılar diliyorum. Saygılarımla.

Her şey Türk basketbolu için. Her şey A Milli Takımlarımız için.

- Reklam-

15 YORUMLAR

  1. :)) Şimdi buraya o kadar çok şey yazılır ki, ama Yasin Bey’i de anlamak çok zor. İnsanlar bir şekilde yıllarca sustu, yorum yapmadı, yapamadı. Ama artık o kadar çok ayrışma söz konusu ki, bir şekilde dile getiriyorlar. Buna rağmen o neden, bu neden deniyor. Yasin Bey de açıklamaları ile hükümet kanadıyla paralel ilerliyor. Demek ki uygulamaya geçilse, başarı ile ilerlense ilk engel olacak kişilerden olacak. :)))

  2. Sayın Yıldız gereksizce konuyu uzatıyorsunuz. Trtyıldız yayınına ulaşamadığım için şimdilik orta sıraları ilgilendiren bir Tff 1.lig maçı nedeniyle ben A Milli basketbol takımımızın maçını internetten izlemek durumunda kaldım.
    Bu konuda Milli maç hepsinden önce gelir diyen kişilere katılıyorum.

  3. Trt 1’de veya Trt Spor’da yayınlanması fark etmez. İki kanala da tüm Türkiye’den ulaşılabiliyor sanırım. Asıl sorun internet tabanlı Trt yayınlarının kötü olması. Yayın kesiliyor, çözünürlük kötü ve bırakın tarayıcıdan Trt Spor’u açmayı, Trt Spor’un uygulamasında bile çözünürlük kötü ve yayın tam ekran da yapılamıyor.

  4. İstanbul klüplerine bütçe fair playi, her oyuncuyla sözleşme imzalanabilecek üst bedel, toplam takım bütçesi üst tavanı ve yerli oyuncu yetiştirme/oynatma zorunluluğu gelmeli. Anadolu klüplerinin oyuncu yetiştirmeye dönmesi için de, İstanbul takımları, bu oyuncuları almak istediğinde iyi bir yetiştirme bedeli ödemeleri koşulu olması gerekir. Öyle üç, beş bin değil, en iyi oyuncular için birkaç yüz bin dolar olması gerekir. En kolayı, yetiştiren klübün istediği bedel ödenmediği sürece oyuncu 5 sene başka klübe gidememeli. Aksi takdirde, İstanbul takımları, hem büyük bütçe ayırsınlar, hem de Anadolu klüplerinin yetiştirdiği oyuncuları ucuza kapatsınlar, tabi ki oyuncu yetişmez. 1 sene sonra ucuza elden giden oyuncuyu yetiştirmek için neden 10 sene harcasınlar?

    • Benzer şeyler yıllardır dile getiriliyor ama sonuç yok. Herkes hazıra konma derdinde. Idealizm de bitti. Büyük şehirlerdeki oyuncular para azlığı, kulüplerin para ödememek için kapanma veya isim değiştirme dümenleri ve çok kısıtlı sosyal hayat nedeniyle Anadolu’ya gitmek istemiyor, Anadolu’dakiler de para ve sosyal hayat için büyük şehirlere gitmek istiyor, yetiştirme bedeli var ama çok düşük, bilerek arttırılmıyor başka izahı yok, kulüpler oyuncuya yatırım yapıyoruz kısa süre sonra gidiyorlar ee niye yatırım yapalım ki diyorlar ko bubyaz abd’ye kaç oyuncu gitti sayamadık. Altyapılardaki gençler şimdiden abd’ye gidip milyon dolarların hayalini kuruyorlar. Daha başka sorunlar da var malum çözümler de istenirse çok kısa zamanda bulunur da ne tarihin en kötü, siyasi güç ve korkuyla seçilebilen tbf yönetimi ne para ve kupa derdindeki kulüpler ne işimi kaybetmeyeyim derdindeki Türk koçların (çok istisnalar hariç) hazin durumdan şikayet ettiklerini sanmıyoruz ki başta A milli takım koçu olmak üzere hiçbirinden Türk oyuncu yetiştirme ve geliştirme, Anadolu’ya yayılma, altyapılar, altyapı koçları, menajerler ve çocuklarından para kazanma derdindeki aileler, torpil, rüşvet sorunları için hiç bir tavsiye,öneri, proje sunduklarını, önlem alma taleplerini, isteklerini görmedik, duymadık. Bu ülke sayesinde belli seviyeye gelmişler ama bu ülkeye borçlarını ödemiyorlar ve sorunu onları yaratan, yaşatanlarla çözemeyiz.

  5. İlker Yılmaz bir sürü anlamlı anlamsız hikaye yazmisin da.
    Hidayet Türkoğlu haklı, yalakalık yapmak adına TRT karar vericilerinin bu beceriksizliğine, karşı korumak onları korumak aslında kendi konumunu korumaya çalışmak olmuş……
    Filenin sultanları maçını TRT 1 de veriyorsan, 12 dev adamın maclarinida vereceksin . özet bu.

    • Sen basketbolu seviyorsun diye basketbol voleybolla eşit olmaz. Basketbolun 10 fırın daha ekmek yemesi lazım bu ülkede voleybolla eşit statüde olabilmesi için. Özet aslında bu arkadaş.

  6. Hidayet’in o kadar elestirilecek yani var ki. Aynisi Ataman icin de gecerli. Ben kendisini seven ve destekleyen gruptayim ama mükemmel olmadigini da itiraf ederim.

    Fakat bu konuda haklilar. Turnuva genelinde Fiba elestirisinde de haklilardi.

    Ayni anda oynanan macta Voleybold trt 1 basketbol trt spor anlarim. Voleybol maci yari finaldi, basketbol kolay bir rakibe karsi son 16 idi. Voleybol maci daha önemli burada. Ama sadece o maclar ayni anda idi. Voleybol trt 1 de ise basketbol neden degil? filenin sultanlari cok iyi ve hakediyor orayi ama bu ülkede basketbol hala popüler. Basari ise olay yazdiginiz gibi, futbol maclari neden trt 1 de hicbir basarimiz olmamasina ragmen? Saat konusunda Fiba elestirileri de hakli. Biz grubumuzu 1. bitirdik ve ilk maci oynadik. Almanya ikiyi aldi. Fransa ve Yunanistan 3-4 aldi. Neden en kötü saat bizim macimiz? Ve biz o macin saati belli oldugunda o gün o saatte Voleybolda yari final oynayacagimiz belli idi. Baska bir ulke olsa Fiba bunu goz onunde bulundururdu. Iki milli mac ayni saatte olmasin diye degisiklik yapardi. Bize yapilmadi.

    Ayrica cok eminim, birsey demeseler bu sefer de, bu sessizlikler yüzünden bir gelisme olmuyor, federasyon hicbbirsey yapmiyor yazilari olurdu.

    Dedigim gibi elestirilecek cok konu var. Fakat siz gidip hakli olduklari ya da dogru yaptiklari seyleri de elestirirseniz bugün, yarin yerinde yaptiginiz dogru elestiriler de kulak arkasi edilir cünkü elestirmek icin elestiriyor gözükürsünüz.

    • Haklısın da futbol bu ülkede onca başarısızlığa rağmen 1. spor dalı o nedenle de maçların Trt 1 de verilmesi normal. Saat konusunda da programın önceden yapıldığı söyleniyor, son dakika değişikliği olur muydu,
      sanmam hele bize avantaj olacak bir saat uygun görülmezdi ki bu da bizim mevcut fiba yönetimine oy vermemize rağmen lobi gücümüzün olmadığının bir kanıtı. Ayrıcalıklar onların olsun biz işimize bakalım madalyaya doğru gidelim.

  7. O liyakatsız kişileri TRT’nin bsşına kim getirmiş acaba? Ayırca, liyakatsızlık sorunu sadece TRT’de mi? Mesela TBF’de durum farklı mı?

  8. Breh breh breh. Yazıyı okuyunca sanırsınız ki trt yönetimi basketbol milli takımımızın son zamanlarda aldığı sonuçları beğenmemiş de bu takıma bu kanal yeter demiş. Yandaşlık da bir yere kadar halkın aklıyla alay etme yeter kabahatliye kabahatli de. Millet gurur duyduğu takımı izleyemiyor. Bunu söyleyen adama saygı duyup takkeni önüne koyacaksın. İstifadan ölümden korkar gibi korkuyorsunuz hepiniz.

  9. TRT mi saygın. Önceleri daha tarafsız (şimdikine göre) ve objektif olabiliyordu. Şimdi ise iktidar partisinin basın yayın organı gibi,ülkede her şey süt liman gibi yansıtıyor..

  10. Dekoder larınıza güncelleme atarsanız Türkiye’nin her yerinden TRTSPOR YILDIZ kanalını seyreden bilirsiniz bahane aramayın yıllardır bütün maçları TRTSPOR YILDIZ veriyor buzamana kadar sesiniz çıkmıyordu şimdi değişen ne oldu neyin kafasını yaşıyorsunuz.. Ayrıca internet çağında olduğumuz için seyretmek isteyen kişiler her şekilde seyredebilirler (telefon,PC, laptop,)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

33,250TakipçilerTakip Et
38,158TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

En Son Haberler