Sevgili Hidayet… Şimdi Değilse Ne Zaman… (Naci Özonay)

- Reklam-

Sevgili Hidayet;

Avrupa Basketbol Şampiyonasında elde edilmiş olan ikincilik hem ülkemiz hem de ülke basketbolumuz açısından çok önemli sportif başarıdır. Bu bağlamda başta Federasyonumuz olmak üzere, teknik ekibimize çok teşekkür ederiz.

Unutmak üzere olduğumuz değerleri altını kalın kalemle çizerek hatırlattıkları ve bizlere, ben yerine biz, biz yerine de hepimiz demeyi öğrettikleri için cesur yürekli sporcularımıza teşekkürü canı gönülden bir borç biliyoruz.

Sevgili Hidayet;

Liderlik üzerine basketfaul.com sitesinde 4 ayrı yazı kaleme aldım. Ancak A Milli Takımımız için kaleme aldığım ‘Duyulmayanı Duymak’ öyküsü liderliğe bambaşka bir pencereden bakmamı sağlamıştır. Öykü, nasıl iyi bir hükümdar (LİDER) olunacağını öğrenmesi için babası tarafından büyük bir Çinli ustaya gönderilen prensle ilgiliydi.

Öyküde verilmek istenen mesaj şu idi:

“Bir hükümdar (LİDER) ancak insanların kalbini dinlemeyi, anlatılmayan duyguları, ifade edilmeyen acıları ve dillendirilmeyen şikayetleri duymayı öğrendiğinde halkında güven uyandırabilir, bir şeylerin ters gittiğini anlayabilir ve yurttaşlarının gerçek ihtiyacını karşılayabilir.

İyi bir hükümdar (LİDER) olmak için ‘DUYULMAYANI DUYMANIN’ önemli ve gerekli bir disiplin olduğunu anlatan bir öyküydü. (Öykünün tamamı ‘Duyulmayanı Duymak’ yazımda mevcut durumdadır.)

Sevgili Hidayet;

Lider olmak sadece biçimsel olarak lider olmak demek değildir. Lider aynı zamanda birlikte olduğu takımın bir parçası demektir. Ve lider öyküde de çok güzel ifade edildiği gibi ‘İNSAN ODAKLIDIR.’

Bugün ülkemizde yetkili makamlarda oturan insanların büyük çoğunluğu maalesef liderlik yerine ‘yöneticilik’ yapmaktadırlar. (Lider ve yönetici arasında uçurum sayılabilecek farklar bulunmaktadır.) Basketbol sporunun bizlere basketbolu yaşarken ‘doğal yoldan’ kazandırmış olduğu liderlik vasfı bulunmaktadır. Bu açıdan hepimiz çok şanslı durumda bulunmaktayız.

Doğal yoldan basketbol ile ilgilenirken kazanmış olduğumuz liderlik; iş, ailemiz, idarecilik, arkadaşlık, birlikte hareket etme, ortak kararlar alabilme ve iletişim gibi pek çok konuda bizleri ayrıcalıklı ve başarılı kılmaktadır.

Sevgili Hidayet;

Duyulmayanı duymak zorunda olduğun bir mevkide bulunmaktasın. Bulunduğun pozisyon gereği, bizleri dikkate almak, eleştirileri duymak, sana ve Basketbol Federasyonuna yapılan tenkitleri hoş görülü karşılamak gibi kaçınılmaz bir zorunluluğun bulunmaktadır.

Türkiye’de eleştiri kelimesi artık neredeyse ‘düşman’ kelimesi ile eş anlamlı olmuş durumdadır. Bu düşünce şekli son derece sağlıksız bir yapıdır.

Basketbolla ilgili yazmaya başladığım günden bu yana, Basketbol Federasyonumuzun ve senin yaşamış olduğun en büyük sıkıntının eleştiride bulunan basketbol insanlarını bir lider olarak DUYMAMIŞ olmandan ve yok saymış olmandan kaynaklandığını düşünmekteyim.

İnsanlar seni haklı ya da haksız olarak eleştirebilirler. (Hakaret içermeyen bir şekilde.) Senin lider olarak en önemli görevin, bu haklı-haksız eleştirileri duyup gerekli bilgilendirme ve açıklamaları yapman olmalıdır.

Basketbol sporunu yapan, uğraşan, takip eden insanların analitik düşünme ve zekâ becerileri üst düzeyde gelişmiş durumdadır. Bu insanları yok saydığında yok olacaklarını düşünüyorsan Türk Basketboluna yapılabilecek en büyük kötülüğün yapılmış olacağını belirtmek isterim.

Sevgili Hidayet;

Digitürk ile olan imza töreninde, Avrupa Şampiyonasında elde edilen ikincilikten dolayı ‘Türk basketbolunun doğru yolda’ olduğunu ifade etmişsin. Eğer elde edilen başarıyı ‘Türk basketbolunun doğru yolda’ olduğu şeklinde yorumlarsan-yorumlarsak inan ki yapılabilecek en büyük hatayı yapmış olursun-oluruz.

“Ubuntu Ruhu” yazımda, her kesimden insanla ‘Türk basketbolunun ülkenin tamamına yayılması’ adına geniş bir çalıştay yapılmasını önermiştim. Aynı önerimi ivedi olarak bir çalıştay yapmak üzere yineliyorum. Bu çalıştay sonrası ekranlara çıkıp, bizlerden ne istediğini bundan sonra nasıl yol alacağımızı, Türk Basketbolunu nasıl ölümsüz hale getireceğimizi açıklamanı önemle rica ediyoruz.

Bu çalışmaları yapıp yapmama konusunda tercih senin demek istemiyorum. Çünkü alınacak kararlar, Türk basketbolunun geleceğini, hepimizi önemle de ülkemizin değerli evlatlarını çok yakından ilgilendirmektir…

Sevgili Hidayet;

Hiç olmadığı kadar birlikte olmaya ihtiyaç duyduğumuz bir dönemden geçtiğimizi düşünüyorum. Kamplaşarak başarılı olan tek bir organizasyon dahi yoktur. Basketbol Federasyonu Başkanı olarak bizleri ister benimse, isterse de benimseme hepimizi görmek, kucaklamak ve duymak zorundasın.

Konfüçyüs; “Gerçek bilgelik, görülmeyeni görmek ve duyulmayanı duymakla başlar” demektedir.

Ülkemizdeki birbirinden kıymetli basketbol insanlarını şimdi değilse ne zaman kucaklayacaksın?

Saygılarımla…

Not: Bir sonraki yazımda önerilerimi kaleme alacağım.

- Reklam-

1 Yorum

  1. Herkesin goygoy icin surekli sikayet ettigi ve sirf nefret duygularini ortaya koymak icin “elestiri” yaptigi, giydirildikleri “deli gomlegi ideolik/politik gorus” bagnazliginda, karanlik icinde yasadigi halde kendilerini “cagdas” zannedenlerin bu kadar cok oldugu bu ulkede umarim genel toplum kulturu daha fazla sagduyuya dogru yonelir! Tesekkurler Naci bey!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

33,250TakipçilerTakip Et
38,158TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

En Son Haberler