Son 3 Dakikada Alimpijevic Ve Barac (Murat Özyer)

- Reklam-

Play-off yarı final serileri stratejinin, psikolojik direncin ve parkeye karakter koymanın zirve yaptığı seyredenler ve oynayanlar için dönemlerdir. Beşiktaş GAİN ile Bahçeşehir Koleji arasındaki serinin ilk maçı da sahadaki tüm basketbol paydaşları için iki farklı bölüm vardı: ilk 37 dakika ve son 3 dakika. Günün sonunda ev sahibi avantajını kullanan siyah-beyazlılar, rakiplerinin taktiksel hamlelerine doğru reaksiyonları vererek sahadan 82-79 galip ayrılmayı başardı. Ancak skordan çok daha fazlasını anlatan detaylar, koçların taktik tahtasında ve oyuncuların oyun zekasında gizliydi.
İlk Devre: Bahçeşehir’in Savunma Tuzağı ve BJK’ın Çözüm Arayışı
Maçın başında Bahçeşehir Koleji teknik ekibi dersine çok iyi çalışmıştı. Beşiktaş hücumunun en önemli dış silahı olan Jonah Mathews’ı tamamen oyun dışı bırakmak üzerine bir strateji kurdular. Mathews’ın dahil olduğu her ikili oyunda (pick and roll) uzun oyuncuyu yukarı kadar çıkartarak agresif bir savunma (hard show) uyguladılar. Buradaki temel amaç, Mathews’ın çembere bakmasını engellemek ve topu elinden çıkartmaya zorlamaktı. Nitekim başarılı da oldular; Mathews ilk yarıda ritim bulamadı ve oyuna bir türlü ısınamadı.
Beşiktaş bu agresif tepe baskısına karşı short roll (kısa devrilme) koridorlarını kullanarak çözüm üretmeye çalıştı. Tam bu noktada Bahçeşehir adına sahneye oyun zekası girdi. Kenan Sipahi’nin kadroda olmadığı senaryoda, sahada mutlaka yüksek basketbol IQ’suna sahip bir lider bulundurma zorunluluğunu Mateusz Ponitka ve Tyler Cavanaugh ile ilk devre kusursuz çözdüler. Bu iki ismin saha içi liderliği ve doğru pozisyon almaları, Bahçeşehir’in organize kalmasını sağladı. Mathews’ın kilitlenmesi ve Beşiktaş’ın alışık olduğu hızlı hücum (transition) sayılarını ilk yarıda bulamaması, siyah-beyazlıların oyun akışını ciddi şekilde sekteye uğrattı. Ve hatta dış atış yüzdesinin düşük olmasına etki etti.
Üçüncü Çeyrek: Ateşi Yakan Yiğit ve Psikolojik Eşik
Takımlar soyunma odasından döndüğünde Akatlar’daki sönük ateşi alevlendiren isim Yiğit Arslan oldu. Yiğit’in bulduğu 2 kritik dış atış, Beşiktaş’ın üzerindeki ölü toprağını attı ve tribünleri de maçın içine soktu.
Hemen ardından Brynton Lemar’ın isabetli üçlüğü, maçın kırılma anını başlattı. Üçüncü çeyreğin bitimine 3 dakika 43 saniye kala skor tabelası 45-50 Bahçeşehir lehineydi. Bu andan itibaren, çeyreğin bitimine 56 saniye kalana kadar geçen sürede Beşiktaş, savunmada vidaları sıkıp hücumda vites artırarak 8-0’lık muazzam bir seri yakaladı ve skoru 53-50’ye getirdi. Psikolojik açıdan maçın Beşiktaş lehine döndüğü, kırılma anı tam olarak burasıydı. Final periyoduna 53-53 eşitlikle girilirken, üçüncü çeyrek istatistikleri bize her iki takımın da ilk yarıya oranla yay gerisinden çok daha keskinleştiğini gösteriyordu (3. çeyrek üçlük yüzdeleri: Beşiktaş 4/9, Bahçeşehir 4/6).
Son 3 Dakika: “Bambaşka Bir Maç”
Play off yarı final birinci maçının ilk 37 dakikası tamamen taktik savaşı şeklinde geçen maç, son 3 dakikada bambaşka bir kimliğe büründü. Son 3 dakikaya 74-70 Beşiktaş üstünlüğüyle girildi. Oyunun bu karar anlarında Bahçeşehir adına sahada sadece Malachi Flynn vardı; onun ürettiği çarpıcı 9 sayı konuk ekibi maçın içinde tuttu diyebileceğimiz gibi, başka bir oyuncunun devreye girememesi konuk takımın hücumunu çeşitlendiremedi. Hikayeyi nasıl okuyacağınızı siz değerli okurlara bırakıyorum.
Maçı değiştiren, kazananı belirleyen temel istatistik Beşiktaş’ın oyun karakterindeki değişim oldu. Siyah-beyazlılar dış şutlarda ısrar etmek yerine Bahçeşehir’in boyalı alanına kararlı ataklar sergiledi. Teması alan, potaya giden Beşiktaş, son 3 dakikalık kritik sekansta serbest atış çizgisinden 8/10 ile oynayarak tam 8 sayı çıkardı.
Tabii ki büyük resme baktığımızda, Beşiktaş’ın maçın tamamında hızlı hücumlardan tam 20 sayı bulması, buna karşılık Bahçeşehir’i sadece 6 sayıda tutması galibiyetin anahtarlarındandı. Berk Uğurlu’nun, Bahçeşehir’in etkin hücum silahı Flynn’i son 3 dakikaya kadar adeta gölgesi gibi takip ederek yaptığı başarılı savunma, konuk ekibin maçı kopartacak farkları yakalamasını engelleyen en değerli ve istatistiklere yansımayan katkıydı.
Maçın son topunda ise Bahçeşehir, o ana kadar üç sayı çizgisinin gerisinden 2/4 ile oynayan İsmet Akpınar’ı doğru şekilde buldu ancak İsmet’in şutu isabet kaydetmeyince (aynı MC Column kaçırdığı son saniye üçlüğü gibi) galibiyet Akatlar’da ev sahibinin oldu.
Final Yolundaki Reçete
Daha önce Galatasaray serisinde de gözlemlediğimiz gibi, rakiplerin Beşiktaş’ın yumuşak karınlarına ve özellikle bütün sezon boyunca karar toplarını kullanan Jonah Mathews üzerinden kurdukları strateji başarıyla işliyor. Siyah-beyazlılar şimdilik bu kriz anlarını ve baskı süreçlerini, ev sahibi avantajı ile tribün reaksiyonunu arkasına alarak iyi idare ediyor ve son dakikalarda bir şekilde kazanmayı biliyor.
Ancak unutulmamalıdır ki play-off serilerinde mental ve teknik adaptasyonlar değerlidir. Beşiktaş, rakiplerinin bu taktiksel hamlelerine karşı hücum varyasyonlarını zenginleştirmek, Mathews’ın kilitlendiği senaryolarda diğer oyuncuların sayı opsiyonlarını ana plana dahil etmek zorunda. Tıpkı bitime 13 saniye kala Conor Morgan’a galibiyeti getiren asistin altındaki Yiğit imzası veya potayı zorlayarak faul çizgisine giden Lemar’ın agresifliği gibi… Eğer siyah-beyazlılar bu maçlardan doğru dersleri çıkarıp, rakiplerinin zaaflarına yaptığı ataklara doğru ilacı üretebilirlerse final kapısını ardına kadar açacaklar. Böylece Akatlar’ın tavanındaki daha önce kazanılmış kupa bayraklarına bir yenisini ekleme fırsatını yakalarken, bir yandan da bu sezonu da kupasız kapatma stresinden kurtulma şansına sahip olacaklar.
Seride durum 1-0, ancak satranç tahtasındaki hamleler daha yeni başlıyor. Bu sezon Beşiktaş’a karşı oynadığı 4 maçı da kaybeden Bahçeşehir Koleji, bu kez kazanmaya hiç olmadığı kadar yaklaştı. Dusan Alimpijevic’in kupa kazanma baskısının bir benzeri, Bahçeşehir koçu Marko Barac için de fazlasıyla geçerli; yeni sezon yapılanması ve kariyer basamakları adına adını finale yazdırması şart.
İki tarafın da mutlak kazanma mecburiyetiyle parkeye çıkacağı bir sonraki maçın hikayesini heyecanla bekliyoruz.
Murat Özyer
Basketbol İnsanı

- Reklam-

2 YORUMLAR

  1. Laso’nun “beni kovacaklar” ağlamalarından sonra küsmesi vs. Baraç’ın kovulacağını bile bile dehşet bir konsantrasyon ve plan ile maça girmesi… Sonuç olumsuz bile olsa tebrikler!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

33,250TakipçilerTakip Et
38,158TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

En Son Haberler