Sponsor Para Vermez; Güven Satın Alır (Coşkun Teziç)

- Reklam-

Türk basketbolunda en sık duyduğumuz cümlelerden biri şu:
“Sponsor bulamıyoruz.”
Gerçekten sorun sponsor bulamamak mı?
Yoksa sponsoru yönetememek mi?
Yıllardır kulüplerin, federasyonların ve organizasyonların sponsorluk anlayışına baktığımızda aynı tabloyla karşılaşıyoruz. Sponsorluk halen bir “nakit girişi” olarak görülüyor. Oysa dünyanın gelişmiş spor ekonomilerinde sponsorluk, finans departmanının değil, kurumsal yönetimin konusudur.
Çünkü sponsor para vermez.
Güven satın alır.
Ve güvenin fiyatı, forma reklamından çok daha yüksektir.
Bugün bir şirket neden basketbola yatırım yapıyor?
Sadece logosu televizyonda görünsün diye mi?
Hayır.
Markasını; disiplinle, başarıyla, gençlikle, eğitimle ve güven duygusuyla yan yana getirmek için.
Ancak iş tam burada kopuyor.
Kulüplerimizin önemli bir bölümü sponsorluk sözleşmesi imzalandığı gün görevin bittiğini düşünüyor. Oysa profesyonel dünyada asıl mesai o gün başlıyor.
Sponsorun beklentisi çok nettir.
Bana ne kadar görünürlük sağladın?
Markam kaç kişiye ulaştı?
Dijital mecralarda nasıl temsil edildim?
Hangi sosyal sorumluluk projelerinde yer aldım?
Bu yatırım bana ne kazandırdı?
Bu soruların çoğuna cevap veremeyen kulüpler, ertesi sezon yeni sponsor arayışına çıkıyor. Sonra da “ülkede sponsorluk kültürü yok” diye yakınıyor.
Belki de sorun kültürde değil, yönetim anlayışındadır.
Dünyanın büyük kulüplerine bakın.
Sponsor temsilcileri sadece VIP tribününde maç izleyen misafirler değildir.
Karar süreçlerine davet edilirler.
Altyapıyı gezerler.
Oyuncularla buluşurlar.
Toplumsal projelerin parçası olurlar.
Her ay performans raporu alırlar.
Yani kendilerini müşteri değil, ortak hissederler.
Bizde ise sponsor çoğu zaman sezon sonunda hatırlanıyor.
Bir teşekkür plaketi…
Birkaç sosyal medya paylaşımı…
Sonra yeni sözleşme beklentisi…
İş dünyası artık bu kadar naif değil.
Şirketler yatırım yapıyor.
Yatırımın geri dönüşünü de rakamlarla görmek istiyor.
Kaç kişiye ulaşıldı?
Marka algısı nasıl değişti?
Kaç haber çıktı?
Kaç dijital etkileşim alındı?
Kaç çocuk sosyal sorumluluk projesinden yararlandı?
Bütün bunlar ölçülüyor.
Ölçemediğiniz hiçbir değeri yönetemezsiniz.
Asıl sorun da burada başlıyor.
Türk basketbolunda sponsorluk performansını düzenli ölçen kaç kulüp var?
Sezon sonunda sponsoruna kapsamlı etki raporu sunan kaç yönetim bulunuyor?
Yönetim kurulu toplantılarında sponsorluk memnuniyetini gündem maddesi yapan kaç kulüp var?
Cevap ne yazık ki çok sınırlı.
Oysa sportif başarı tek başına sponsoru elde tutmaya yetmiyor.
Kupalar eskir.
Şampiyonluklar unutulur.
Ama güven uzun yıllar marka değeri üretir.
İşte bu yüzden geleceğin basketbolunda en değerli yönetici, en çok sponsor bulan değil; sponsorunu en uzun süre yanında tutabilen yönetici olacaktır.
Çünkü sponsorluk, para transferi değildir.
İtibar transferidir.
Ve itibarın teminatı da kurumsal yönetimdir.
Belki de artık şu cümleyi değiştirme zamanı gelmiştir:
“Türk basketbolunun sponsora ihtiyacı var.”
Hayır…
Türk basketbolunun, sponsorun güvenini hak edecek bir yönetim kültürüne ihtiyacı var.
Sponsor bulunur.
Güven kazanılır.
Ama kaybedilen güvenin yeniden sponsora dönüşmesi, çoğu zaman bir sezondan değil, yıllardan geçer.
İşte bu nedenle bugünün basketbolunda en değerli yatırım, yeni sponsor aramak değil; mevcut sponsora her gün “doğru yatırım yaptığını” hissettirebilmektir.

- Reklam-

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

33,250TakipçilerTakip Et
38,158TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

En Son Haberler