Maç bitti. Işıklar söndü. Ülker Spor ve Etkinlik Salonu’nun o gürültülü, insanı sağır eden uğultusu yerini parkenin o tanıdık sessizliğine bıraktı. ( tam bir dizi giriş sahnesi gibi… ) Fenerbahçe Beko, seride 2-0 öne geçti. Skor tabelası yine tek bir sayılık farkı yazıyordu: 73-72.
Tıpkı serinin ilk maçındaki 60-59’luk skor gibi, yine aynı senaryo (18 sayıdan geri geliş ve sayı olmayan son top) ve yine aynı acımasız son. Basketbolfliks platformunda bir mini dizi izliyoruz sanki; senaryo aynı, geriden gelen aynı, son topla yıkılan aynı ama bu bölümün kahramanları ve yardımcı oyuncuları farklıydı.
Bir basketbol insanı olarak, her iki koçun da eve döndüklerinde, o uykusuz gecede çalışma odalarının loş ışığında not defterlerine düştükleri o gergin iç seslerini duyar gibiyim. Gelin bu gece normal bir maç analizinin ötesine geçelim ve iki usta koçun seyir defterine, kendi iç sesleriyle göz atalım.
✍️ Šarūnas Jasikevicius’un Gece Notları: “Yangınla Oynamak”
“Yine 18 sayı geriye düştük. İki maçtır aynı filmi izlemekten saçlarım beyazladı. Kenarda kendimi kaybettiğim anlarda haklıyım; bu takım neden maça karakter koymak için illa ki uçurumun kenarına gelmeyi bekliyor?
Not 1: Baldwin… Diziye bu bölüm dahil oldu ama ne dahil olmak! 14 sayı, 4 asist. O sahada olduğunda ritmimiz, deliciliğimiz tamamen değişiyor. İlk maçtaki eksikliğini nasıl hissettiysek, bu maçta o olmasa o 18 sayılık çukurdan asla çıkamazdık.
Not 2: Tarık. Bazen çok kızıyorum ama bu çocuk artık bir rol oyuncusu değil, bu sahnelerin doğal bir aktörü. 20 sayı üretti, 5/6 üçlük nedir? El üstü, dengesiz, baskı altında… Attığı her şut içimi rahatlatıyor. Tucker ise takır takır attığı 19 sayıyla ( özellikle üçüncü çeyrekte ürettiği 11 sayıyla ) hücum yükümüzü çekti. Bençten 43 sayı aldık, Laso’nun bençi ise 21 sayıda kaldı. Maçı buradaki derinlikle söktük aldık.
Gelelim son topa… İki maçtır son toplarda şans yanımızda, şeytan kulağına kurşun… 2-0 avantajlıyız ama BGM’deki maçta bu kadar büyük bir yangına bir daha itfaiyesiz yakalanırsak, bu sefer yanarız.”
✍️ Pablo Laso’un Gece Notları: “Puzzle’ın Eksik Parçaları”
“Vincent (Poirier) sakatlanıp sezonu kapattığında, serinin ikinci maçının bizim için tam bir karakter testine döneceğini biliyordum. Hücum ritmimizi ancak bireysel üretimle yukarı çekebiliyoruz. Shane (Larkin) eski dominant çizgisinden çok uzak, yine 7 sayıda kaldı ve oynadığı 27 dakikada özellikle oyunun karar anlarında o elit yönlendirici aklını ve fizikselliğini (çabukluğu, bitiriciliği) koyamadı. Shane ritim bulamadığında, sahada oyunu okuyacak ve yönlendirecek ikinci bir akıl bulamıyoruz. Kendime not: bir daha ki sezon takımıma en az üç oyun kurucu almalıyım.
Not 1: Loyd bugün 19 sayıyla kalbini sahaya bıraktı, takımı ayakta tuttu. PJ Dozier da 12 sayıyla diziye bu maç sert bir giriş yaptı ama yetmiyor. Weiler-Babb (3 sayı) ve Dozier atletik olarak çok üst düzeyler, bire birde üretiyorlar ama Avrupa basketbolunun o ince zekasını sahaya yansıtmakta zorlanıyoruz. Şehmuz (Hazer) Milli Takım’dan çok formda gelmişti ama bu gürültülü iklimde bir türlü o beklediğim istikrarı, ritmi yakalayamadı. Yine de bu maçta daha iyiydi.
Not 2: İkinci şans sayılarında (6-3) ve hızlı hücumlarda (21-8) Fenerbahçe’nin o geçiş hücumu (transition) çılgınlığına engel olamadık. Maçın başında 18 sayı öne geçmişken, o üstünlüğü üçüncü çeyrekte kaybettik; Ercan’ın 4 faul ( biri teknik faul) alması, Baldwin ve Tucker’ın takımın attığı 24 sayının 19’unu üretmesi maçın momentumunu tamamen değiştirdi.
PJ Dozier son saniyede o topu potaya gönderirken kenarda zaman durdu sanki. Sayı olmadı. 1 sayıyla yine kaybettik. En gerçeğinden bir “déjà vu” hem de. Şimdi evimize, BGM’ye dönüyoruz. Larkin’in silkinmesi, bizim saha içi ve dışı tüm kaostan kurtulup sadece basketbola odaklanmamız gerekiyor. Bu seriyi Ataşehir’e geri taşıyacaksak, o ‘ ikinci yönlendirici ‘ krizini BGM parkesinde çözmek zorundayız. Kolay olmayacak, ama henüz bitmedi.”
Tamam mı? Devam mı?
İki maçtır 1 sayıyla kazanan bir Jasikevicius ve 1 sayıyla yıkılan bir Pablo Laso var. Şimdi strateji tahtaları yeniden silinecek, not defterlerine yeni maddeler eklenecek. Anadolu Efes evinde o kaybetme korkusuna kapılmayıp reaksiyon mu verecek, yoksa Fenerbahçe Beko bu mini dizinin final bölümünü BGM’de mi yazacak?
Göreceğiz… Çünkü bu seviyelerde her maç, kendi kahramanını aramaya devam eden yepyeni bir hikâyedir. Mini dizilerdeki bir sonraki bölümü heyecanla bekletmek için o bölümün sonu hep ucu açık, bitmeyen bir olayla biter ya… Bizim de platformumuz belli: Basketbolflix…
Murat Özyer
Basketbol İnsanı




Hocam müsaadenizle bir soru sormak isterim; Her yazdığınıza tabi ki eyvallah amma velakin 3.periyot başından yaklaşık 6 dakika (04.16’da çıkana kadar) Tucker tek başına 5e karşı 1 oynarken ve 14 sayı atarken , Efes benchi acaba antrenmanlarda Tucker’ın sazı eline aldığında (İsmet Badem’i de analım) nasıl savunma seti yapacağız diye çalışmış mıdır yoksa çalışmamış mıdır? SAYGILARIMLA…
Sorunuz için teşekkür ederim. İsmet Badem abimizi de bu vesileyle rahmetle ve özlemle anmış olalım; nur içinde uyusun. Sorunuz basketbolun tam da o “mutfak” kısmına dokunuyor, bu yüzden müsaadenizle detaylıca açayım.
EuroLeague ve BSL seviyesinde görev yapan tüm başantrenörler ve teknik ekipler, rakibin skorer oyuncularının sazı eline aldığı anlarda ne yapacaklarını, hem hücum hem de savunma kurgularını en ince detayına kadar çalışırlar. Bu seviyede hiçbir şey “çalışılmamışlığa” bırakılmaz.
Süreç kabaca şöyle işler:
Detaylı Analiz ve Raporlama: Maç öncesinde rakibin çok oynadığı setleri, oyuncu alışkanlıkları ve bireysel yönelimleri bir dosya halinde ve WhatsApp üzerinden görsel/video destekli olarak oyunculara iletilir.
On-Court (Saha İçi) Çalışma: Antrenmanlarda bu kurgular hem tam tempo hem de yürüyerek (walk-through) oyunculara sahada birebir gösterilir.
Taktik Toplantılar: Maç gününe kadar biri uzun, biri de kısa en az iki teknik toplantı yapılarak bilgiler güncellenir.
Ancak basketbolun o tahmin edilemez, büyüleyici güzelliği tam da hava atışıyla birlikte başlar. Çünkü o andan itibaren direksiyon tamamen sahadaki oyuncuların elindedir.
Kenardaki koç reaksiyon verir; mola alır, kurguyu değiştirir, savunma stratejisini (yardımı, adam değişmeyi vs.) günceller veya savunmacıyı değiştirir. Ama nihayetinde sahada o planı reaksiyona ve eyleme dönüştüren oyuncunun o anki zihinsel ve fiziksel durumudur.
Bence basketbolda hiçbir durumun tek bir mutlak çözümü yoktur. Siz antrenör olarak satranç tahtasında bir hamle yaparsınız, rakip oyuncu veya koç o an reaksiyon gösterip karşı hamle yapar. İşte o 6 dakikalık sekanslarda, kağıt üzerinde ne kadar çalışırsanız çalışın, sahadaki pratikle teorinin uyuşmadığı sonsuz farklı senaryo ve sonuç ortaya çıkabilir. Antrenörlük mesleğinin en büyük meydan okuması da tam olarak burada gizlidir.
Değerli katkınız ve sorunuz için çok teşekkür ederim. Saygılarımla.
Teşekkürler Hocam ellerinize sağlık…