Uzatın Alınlarınızı (İnan Şefkatli)

- Reklam-

FİBA organizasyon sayfasında nefis bir başlık atmış: The rise of a new giant. Görselde Alperen’in o hani Yunanistan maçında Larkin’den aldığı güzel pasın sonundaki nefis smacının arkasından verdiği unutulmaz görüntüyü koymuş.

Turnuvaların her zaman çok net bir gerçeği vardır. Favorileri hiçbir zaman sevmez. Der ki ‘ben kendi kahramanımı kendim yaratırım. Onu da belirlerken bakarım. Kimin organizasyonu iyi, kim daha çok istiyor ve kim en çok doğruları yapıyor?’ Turnuvanın ilk maçı belki de hiç tercih edilmeyecek bir rakip ile başladı bizim için. Dört ülkeye ayrılmış tüm şampiyonanın sonunda gelip birleşeceği ve 3 hafta boyunca ev sahipliğini yapacağı ülkenin takımıyla aynı grupta ve ilk maçı oynamak önemli bir riskti. Öyle bir maç oynadık ki ev sahibinin ihtirasını ve heyecanını yerle bir ettik. Fikstür bizim lehimize dönüverdi. Grupta oynadığımız Çekya – Portekiz – Estonya maçları bizi hep geliştirdi. Bu üç maçın içinde yaşadığımız her dakika kendi takımımız içindeki pozisyonları doğru şekillendirmemizi , oyuncuların gerçek rollerinin belirlenmesini ve özellikle saha içi liderlerimizin netleşmesini sağladı. Şampiyonanın herkes tarafından tek favorisi olan Sırbistan karşısına çıkana kadar biz tüm yapıyı öyle sağlam ve mükemmel bir şekle getirdik ki maçın içindeki her türlü aksiyonlarda takım muhteşem reaksiyonlar verdi. Bu turnuva, ikinci olacak takımın kendini şampiyon olarak görebileceğini söyleyenlerin, hatta bir Sırp efsanesi Paspalj’in ‘bize karşı hiçbir bir rakip görmüyorum, hepsini silip geçeriz’ dediği turnuva olarak başladı (aynı Paspalj elenen takımının ardından bu takıma devşirme oyuncu lazım bile deyiverdi). Sonuç ise net, yazılı kuralı olmayan ‘turnuvalar favorileri sevmez’ anlayışı gene kazandı.

İsveç ve Polonya maçları knock-out (yenilen elenir) maçları olmasından dolayı ara ara da olsa bizi titretti. Çünkü hep aklımızın bir yanında 2019’daki o meşhur Amerika maçı var. Şahane başlayıp çok iyi götüreceğimiz bir turnuvayı maalesef hayal kırıklığına döndüren Dünya Şampiyonası. Diğer taraftan 2010 Dünya Şampiyonası’ndaki o muhteşem turnuva başlangıcı yaptığımız, grupta Rusya – Yunanistan gibi takımları yenip 5/5 yaptıktan sonra çeyrek finale çıkıp o zamanın yine büyük gelişim içinde olan takımı Fransa ile karşılaştığımız maç da aklımızın diğer yanındaydı. Yenilsek ev sahibi olduğumuz ve mükemmel basketbol oynayarak dolu dizgin gittiğimiz turnuvadan elenme durumumuz olacaktı. Şimdiki federasyon başkanı Hidayet Türkoğlu başta olmak üzere Sinan Güler- Ersan İlyasova – Kerem Tunçeri ve tüm 12 DEV ADAM tarihinin 2. büyük kadrosu, Boris Diaw- Nicola Batum – Nando de Colo’lu Fransayı aynı Rga’da Yunanistan’ı soktuğumuz durum gibi yerden yere vurdu. Şimdi “12 Dev Adam chapter 3” geldi. Turnuva süresince her oynadığımız maçta düşen bir oyuncumuzun yanında ona omuz veren mutlaka birileri oldu. Savunmada eksik kaldığımız anda iki kişiye dönüşebilen FIBA’nın yazdığı DEV artık sahadaydı. Valla ben gördüm ama görmeyenler için de Yunanistan maçının 4. periyodunda Alperen’in ağzından dökülenleri referans almalarını salık veririm.
Alperen demişken önce bir şikayetle başlıyayım. Üç yıldır uykusuz geceler geçirmemin !! sorumlusu olduğu için kendisiyle gurur duyuyorum. Millet olarak böyle bir yeteneğe ve karaktere sahip olduğumuz için ne kadar övünsek azdır. Finali kazanıp şampiyon olduğumuzda onu da MVP ödülü alırken göreceğim an onun için bir önemli kariyer başlangıcı daha olacak. Avrupa Şampiyonaları tarihinde 1949’da Mısır’da organize edilen ve Türkiye’nin 4. sırayı aldığı şampiyonada oyuncumuz Hüseyin Öztürk MVP ödülünün sahibi olmuştu. Alperen bu ödülü kazandığında bu başarıyı elde eden ikinci Türk oyuncu olacak. Ayrıca Sabonis 1985 Avrupa Şampiyonası’nda bu ödülü kazanan en genç oyuncu olarak tarihe geçmişti. Şimdi de Alperen ikinci en genç oyuncu olarak da tarihte yerini alacak.

Cedi cok değil bundan 3 ay önce maalesef bu ülkede bir maçta kendini bilmez bir kısım bırakın taraftar olmayı, toplumda bile olmaması gereken insanlar tarafından yuhalanmıştı. Ben de o maçta bu ortamı görüp yazımda bunu yaşatanları lanetlemiştim. Dün sakat ayağı ile sahaya çıkıp hem kaptanlığını hem de muhteşem performansını sergilediğinde nedense o kişiler gözümün önüne geliverdi. Bu ülke bu bayrak için Ercan – Larkin – Kenan – Adem – Ömer Faruk kanlarının son damlasına kadar sahada savaşıyorsa, Şehmuz- Furkan – Onuralp – Sertaç – Erkan her sahaya girişlerinde bize aynı heyecanı ve gururu yaşatıyorlarsa, o zaman bize de bir tek şey söylemek kalıyor: UZATIN ALNINIZI ÖPEYİM

Ergin Ataman hem ülke tarihi için hem de kişisel kariyeri için çok önemli bir maça daha çıkıyor. Bundan öncekilerin hepsini başardı. Eminim bunu da başaracak.
Tüm staffı da ayrıca tebrik ediyorum.

Gelelim en büyük ağabeye. Basketbol Federasyonu için altın bir yıl geçiyor. Basketbol Gelişim Merkezi’nin açılması hatta eğitim yılıyla beraber lisenin hizmete girmesi çok değerli. Fenerbahçe yani bir Türk kulübünün Avrupa şampiyonluğu kazanması ve arkasından oynanan bu milli final. Aslan payını vermemiz gerekene payını verelim ve yazıyı öyle bitirelim.

Ha, unutmadan gençler ya da HERKES bayrakları hazırlayın bu gece başka bir bayram yaşayacağız, haberiniz ola…

Kalın sağlıcakla..

- Reklam-

2 YORUMLAR

  1. Sevgili İnan merhaba. Öncelikle yazılarını keyifle takip ettiğimi ve ara ara değil sürekli yazmanı rica edeceğim.

    Yazılarında ki birleştirici özelliğinin ise maalesef günümüzde nadir bulunan bir değer olduğunu teşekkür ederek ifade etmek istiyorum.

    Sevgili İnan böyle özel bir günde A Milli Takım sporcularımızı yalnız bırakmadığın için bu ulusun bir vatandaşı olarak yürekten teşekkür ediyorum

  2. Biraz biberleyelim.

    1981 Balkan Şampiyonası’ndaki altın madalyayı okuyarak, dinleyerek, seyretmeye çalışarak büyüdük. Teselliyi Koç Reeves ve takımında aradık. 1999 ve 2009’da bu defa tam madalyaya koşuyoruz derken hakemlerin de çabaları sonucunda tepetaklak olduk. 2001 ve 2010’da finali kazanacak bir oyun ortaya koyamayınca sevindik ama biraz yarım kaldık.

    Bu maç bu yönüyle de iki kuşağın yıllardır beklediği maç. Umarım bu defa kararlılıkla sonunu getirip bütün bunlar gerçek mi diye altın madalyaları ısıracağız ve birbirimizi sarsacağız.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

33,250TakipçilerTakip Et
38,158TakipçilerTakip Et
65,321AboneAbone Ol

En Son Haberler